Dosya: "Paralel Toplum" Düsseldorf’un Küçük Tokyosu

Japon mutfağının kokusu burnunuza geliyor, köşedeki büfeden Japonca dergiler alabiliyor ve Japon bir okulun önünde anadillerini konuşan insanları görüyorsanız, Tokyo veya Kyoto’da olmak zorunda değilsiniz. Almanya’nın en yüksek Japon nüfusuna sahip Düsseldorf şehrinin Immermann Caddesi’nde de olabilirsiniz.

Fatma Çamur 1 Haziran 2014

Düsseldorf’ta yaklaşık 6.500 Japon yaşıyor. Şehir özellikle Japonya-Almanya ticaretinin merkezi hâline gelmiş. 1859’da Düsseldorf’ta ilk Japon iş hanı kurulmuş. 1950’lerde ülkeye gelen ve çoğunluğu iş adamı olan Japonlar böylelikle ülkeleri dışındaki en büyük koloni olarak Ren nehrinin kenarındaki şehri seçmiş. İlerleyen yıllarda birçok Japon firması Almanya temsilciliklerini Düsseldorf’a taşımış. Peki Türklerin ve yabancıların çoğunlukla yaşadığı Duisburg-Marxloh ve Berlin-Neukölln mahallelerinden ne farkı var bu Küçük Tokyo’nun? Bu şehirler ve mahalleler birçok habere ve araştırmaya konu olurken, Düsseldorf’ta yaşayan Japonlar çok fazla gündemde değil. Türk okulları hakkında haftalarca yorumlar yapılırken, Japon okulları niye olağan karşılanıyor?

“Küresel Japonya: Japonların Yeni Göç ve Deniz Aşırı Topluluk Tecrübeleri”1 kitabının yazarlarının yaptığı bir araştırmaya göre Almanya’ya gelen birçok Japon’un ülke hakkında yeterli bilgisi yok. Almanya’da yaşamak için ülkesini terk eden Japonların yüzde 40’ı Almanya’daki iş olanakları hakkında bilgilendirme ve dil öğrenme seminerlerine gitmiş. Yüzde 22’si ise genel olarak Alman kültürü hakkında bilgi sahibi olmak için kursları ziyaret etmiş. Japonların kendi aralarında yaşamalarının bir tehdit olarak görülmemesinin sebebi ise, Düsseldorf’ta yaşayan birçok Japon’un sınırlı bir süre için Almanya’ya gelmiş olması. Çalıştıkları şirketler aracılığıyla üç veya dört sene için Düsseldorf’a yerleşen Japonlar, işleri bittiğinde ülkeyi terk ediyorlar. Bu zaman zarfında ise diasporalarının dışına çıkmıyorlar. “Küçük Tokyo” olarak bilinen bu mahallede bu yüzden Almanca öğrenmeye gerek yok, her şeyi Japonca hâlletmek mümkün. Üniversite öğrencileri ve evlilik sebebiyle ülkeye gelenler dışında başka bir büyük grup ise, Almanya’da uzun süre kalmak isteyen Japonlar. Çalıştıkları şirketten ayrılarak, kendi işlerini kuran Japonlar, geçici olarak geldikleri ülkede tıpkı iş gücü olarak gelen Türkler gibi kalıcı oluyorlar. Düsseldorf’un Küçük Tokyo’su, Almanya’nın birçok şehrinde bulabileceğiniz Küçük İstanbul’lardan çok daha farklı. Türklerin yaşadığı mahallelerde, alışveriş yaptıkları marketlerde çok fazla Alman görmek mümkün değilken Immermann Caddesi’nde birçok Alman’ı alışveriş yaparken veya Japon restoranında yemek yerken izlemek mümkün. Şehrin tam göbeğinde bulunan mahalle şehrin dokusunu bozmamış; marketler, restoranlar veya büfeler çirkin bir görüntü oluşturmuyor. Düsseldorf’a gelen turistler bu mahalleye uğramadan gitmiyor.

Ren’in kenarında yaşayan Japonların kendilerini bu şehrin bir parçası olarak gördükleri aşikâr. Peki, Japon mahallesi bir paralel toplum değil mi? Bunu Immermann Caddesi’ndeki esnaflara sorduk. Yaptığımız söyleşilerde her çekik gözlüyü Japon olarak nitelendirerek ilk potumuzu kırmış olduk. İş adamlarının birçoğu ve şirketlerin neredeyse tamamı Japonya’dan gelmiş olsa da, Immermann Caddesi’nde Kore ve Çin’den insanlar da yaşıyor ve çalışıyor. Bu yüzden mahallelerini “Asyalılar mahallesi” olarak tanımlamayı daha doğru buluyorlar.

Ebeveynleri Hong Kong’dan Almanya’ya gelmiş olan ve kendisini Asya kökenli Alman olarak nitelendiren Che Meng Leung için durum çok açık. Kendisi bize Düsseldorf’un birçok mahallesinin etnik kökenlere ayrıldığını hatırlatıyor. Birkaç sokak ileride Faslıların çoğunlukla bulunduğu bölge, onun ötesinde Türklerin restoran, berber ve kuyumcu dükkanları var. Leung, bu mozaik yapının, farklılığı ve aynı zamanda birlikte yaşamanın kolaylığını gösterdiğini savunuyor. Mobilya mağazası işleten Leung’un etnik kökeni hiçbir zaman ön planda olmamış. Düsseldorf’ta birçok Japon’un bir arada yaşamasına rağmen paralel bir toplum oluştuğunu düşünmüyor. Özellikle restoran işletmeciliğinde Japonların bir kelime dahi Almanca bilmediğini kabul eden girişimci, Türk veya Arap mahallelerin tehlikeli olarak görülmesi ve Japon mahallelerinin ise turistlerin ilgi odağı hâline gelmesinin sebebini bilmiyor.

Küçük Tokyo’yu terketmeden önce mahallenin diğer şehirlerde de tanınan süpermarketine uğruyoruz. Markette Japonya’da üretilip Almanya’ya getirilmeyen hiçbir şey yok. Çaylar, pastalar, makarnalar ve şampuanlar renkli ambalajlarıyla rafları süslüyor. Markete girdiğiniz an kendinizi Japonya’da gibi hissediyorsunuz; müşteriler çoğunlukla etiketleri ve marketin içindeki yazıları anlamayan Almanlar; çalışanlar ise Asyalı.

Almanlar ve Düsseldorf’ta yaşayan farklı etnik kökene sahip olan insanlar, Immermann Caddesi ve etrafındaki sokaklarda yaşayan, çalışan ve vaktini geçiren Japonları bir tehlike değil, zenginlik olarak görüyor. Bu imajın oluşmasının en büyük sebebi, Japon kültürünün dünya çapında değerli bir düşünce felsefesi olarak görülmesi, yurt dışına çıkan Japonların hemen hemen hepsinin akademisyen veya iş adamı olması ve suç oranının neredeyse sıfır olması. Kendi kabuklarına çekilmiş bir hayat süren, anadillerini konuşan insanlar, eczane panosu bile Japonca olan mahallenin sakinleri, paralel toplum tarifine uygun olsalar dahi, ne kendilerini toplumun ötekisi olarak görüyor, ne de o şekilde karşılanıyorlar. Bilakis Küçük Tokyo Düsseldorf’un en popüler mahallelerinden biri.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar