Suriye'de Savaş “Yeniden Çocuk Olabilmeye İhtiyaçları Var”

Suriye’deki savaş nedeniyle bu güne kadar 4 milyon insan ülkeyi terk etti. Bu rakamın yarısını çocuklar oluşturuyor. Kimi kardeşlerinin ve ebeveynlerinin ölümüne, kimi kaçmak için ailesiyle birlikte bindiği kalabalık botta ölü bir doğuma ve cansız bebeğin denize atılışına şahit olmuş. Kimi bir gece yarısı “kötü adamlar” tarafından götürülen ve bir daha geri gelmeyen babasını bekliyor, kimi ise küçük yaşına rağmen omuzlarına binen yükle çoktan büyümüş; kendisi ve geride bıraktığı ailesi için daha iyi bir gelecek umuduyla tek başına, tanımadığı o ülkeye varabilmeyi umuyor. Sebebini bilmedikleri bir savaşın dağıttığı oyuncaklarını ardlarında bırakıp hayata tutunmaya çalışan savaşın bu en masum mağdurlarını fotoğraflayan Magnus Wennman ile etkileyici çalışması hakkında konuştuk.

2 Şubat 2016

World Press Fotoğraf Ödülleri de dâhil birçok ödül sahibi İsveçli foto muhabiri Magnus Wennman Orta Doğu ve Avrupa’da pek çok mülteci kampını gezerek ve mültecilere Avrupa’ya olan yolculukları boyunca eşlik ederek savaştan kaçan çocukların yaşadıklarını Aftonbladet gazetesi için fotoğrafladı. “Çocukların Uyuduğu Yer” adını verdiği fotoğraf serisiyle Wennman kamplarda, orman içlerinde, kaldırım kenarlarında ve sınır kapılarında sabahlamak zorunda kalan çocukların yürek burkan hikâyelerini geniş kitlelere duyurmayı başararak bu insanlık dramını bir de onlarından gözünden görmemizi sağlıyor.

“Çocukların Uyuduğu Yer” (İng. “Where the children sleep”) adlı fotoğraf serisi yapma fikri nasıl oluştu?

Aşağı yukarı bir sene önce Suriye’de sürüp giden savaşa insanların dikkatini ve ilgisini çekmek neden bu kadar zor diye oturmuş konuşuyorduk. İlerleyen zamanlarda şahit olacağımız o muazzam mülteci dalgası o zamanlar henüz gerçekleşmemişti. Bizler mültecilerin durumunu günlük haber akışı içerisinde yer alabilecek şekilde gündeme getirebilecek hikâyeler anlatmak istiyorduk.

Evde her gece yatağına yatırdığım 5 yaşında bir oğlum olduğu için “Çocukların Uyuduğu Yer” adlı bir fotoğraf serisi yapma fikri doğal olarak benim aklıma geldi. Zira çocuklar için kendilerini güvende hissetmenin ne derece önemli olduğunu biliyordum; bir çocuğun ne derece kırılgan bir varlık olduğunun farkındaydım.

Suriyeli mülteciler sizde ne gibi bir intiba bıraktı?

Karşılaştığım mültecilerin istisnasız hepsi hikâyelerini benimle paylaşma konusunda oldukça açık yüreklilerdi.

Suriyeli mülteci çocuklarına ait pek çok yürek yakan görüntü fotoğrafladınız. Sizce bu çocukların şu anda ihtiyaç duyduğu en önemli şey ne?

Öncelikle kendilerini güvende hissetmeye ihtiyaçları var. Maddi/fiziki anlamda daha iyi yaşam koşullarına ve ailelerinin yanında güven içinde büyümeye ihtiyaçları var. Yeniden okula gitmeye, oyunlar oynamaya ve en önemlisi yeniden çocuk olabilmeye ihtiyaçları var.

Mültecilerden yaşadıklarına dair muhtemelen birçok üzücü hikâye dinlediniz. Fakat onlarla yaptığınız yolculuk ve geçirdiğiniz zaman içerisinde sizi umutlandıran ve neşelendiren şeyler de oldu mu?

Tecrübelerime göre bir çocuğun en zor şartlar altında bile çocuk olmaktan, oyun oynamaktan ve gülmekten vazgeçebilmesi çok zor. Dolayısıyla kamplardaki çocuklarla pek çok oyun oynadık ve doyasıya güldük. Fakat bazen de sanki bu çocuklar çabucak büyümek ve yetişkin olmak zorundaymış gibi bir hisse kapılıyorsunuz.

Fotoğraf projeniz dünyada oldukça geniş yankı buldu. Ne tür tepkiler aldınız?

Sadece olumlu tepkiler aldım.

Son olarak sizce projeniz amacına ulaştı mı?

Öyle umut ediyorum ki, bu çalışma insanların kalplerine dokunarak meseleye karşı bakış açılarını değiştirdi ve söz konusu durumun her an her çocuğun başına gelebileceğini anlamalarını sağladı. Fotoğraflar ayrıca Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)’ne yüklü miktarda bağışların yapılmasına da katkı sağladı.

Lamar, 5 yaşında
Horgos, Sırbistan
Oyuncak bebekleri, oyuncak treni ve topunu geride bırakmak zorunda kalmış Lamar evlerinden bahsedilince hemen yanına alamadığı oyuncaklarından bahsediyor. Evlerinin yakınına düşen bomba her şeyi darmadağın etmiş. Türkiye’den plastik bir botla Avrupa’ya geçen aile Macaristan sınırına kadar ulaşabilmiş. Lamar ise ormanın ortasında üzerine örtülen bir çarşafla üzgün ve üşümüş bir şekilde uykuya dalıyor.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar