Dosya: "Avrupa'da Başörtü Yasakları" Hollanda’da Başörtüsü Yasağı Tartışmaları

Avrupa'da Başörtü Yasakları

Başörtüsü yasakları ve başörtüsüne dair tartışmalar, Hollanda’daki İslamla ilgili tartışmaların en başında yer alıyor. Tartışmalardaki söylemler konunun yakından incelenmesini zorunlu kılıyor.

Raşit Bal 1 Temmuz 2018

Hollanda’da İslam’la alakalı toplumsal tartışmalarda “başörtüsü meselesi” en çok öne çıkan konulardan birisi. Münferit de olsa “başörtüsü yasağı” ilk defa 1984 yılında, Hollanda’nın küçük bir şehri olan Alphen aan de Rijn’de bir belediye okulunda denendi. Ancak gerçekleştirilen itirazlar ve protestolardan sonra uygulama hemen kaldırıldı. Son olarak da konuyla bağlantılı olarak 12 Haziran 2018’de Hollanda Senato Meclisi’nde “kısıtlı olarak burka yasağı” getiren yasa tasarısı görüşüldü. Tasarıya göre kamu binalarında, kamu toplu taşıtlarında, eğitim ve sağlık kurumlarında burka giymenin yasaklanması planlanıyor. Hollanda kamuoyuna bakıldığında bu önerinin desteklendiği görülüyor. Dikkate değer bir diğer husus ise Hollanda’da yaklaşık 400 kadının burka giymesine rağmen konunun şaşırtıcı derecede yoğun ilgi çekmesi. Hollanda’da gerçekleştirilmesi istenen burka yasağının dayanağı burka giyerek yüzünü göstermeyen kişinin “tanınamaması”, “burkanın iletişime engel olması” ve başkalarına “tehlike hissi vermesi”. Diğer taraftan bu durumlara karşı alınan önlem ise konuya muhatap kişilerin sayısına bakıldığında oldukça orantısız. Aşırı sağ partiler ise “burkayı yasaklamanın yeterli olmadığı” görüşünün yanı sıra İslam’la ilgili her şeyi yasaklamak taraftarı.[1]

Hollanda’da Müslüman Kadınların Başörtüsü

Başörtüsü, ilk yasaklama girişiminin yaşandığı 1984 yılı ile burka yasağının tartışıldığı haziran 2018 tarihleri arasında sürekli Hollanda gündeminde kaldı. Hukuki olarak gerçekleştirilmek istenen “burka yasağı”, “başörtüsü yasağı” şeklinde yorumlanamasa da yapılan tartışmaların seyrine bakıldığında, İslam’la alakalı tartışmaların hepsi de “dinî sembollerin kamusal alanda kullanımı ve sınırları” bağlamına oturuyor. Bu tartışmalarda öne çıkan hususlar genelde şöyle bir seyir izliyor: Yapılan araştırmalara göre Müslümanların diğer dinî grup mensuplarına göre daha dindar olduğu gözleniyor (2012, SCP ve 2018, SCP) ve dinî kimliklerini kamusal alanda gösterdikleri görülüyor. Bu durumda “nötr” olması gereken kamusal alanın bu vasfını yitirdiği düşünülüyor. Diğer taraftan kişilerin dinî yaşantısını özel ya da kamusal alanda özgürce yaşaması Anayasa ile garanti altına alınmış durumda. Bu durumda yapılmak istenen, kamusal alanının “nötr” karakterini muhafaza ederek, Müslümanların “özgür” olarak dinlerini yaşamalarının imkânını oluşturmak. Bu gerilimde özgürlüklerin sınırları yeniden çiziliyor ve anayasal hakların yeniden dengelenmesine çalışılıyor. Buna bağlı olarak da Hollanda’da “başörtüsü yasağı” genel bir yasak olarak değil; kısıtlı yasak girişimleri olarak gündeme geliyor.

Söz konusu sınırlı yasak girişimleri genelde “sembol” kavramı üzerinden kendisini gösteriyor. Bir tarafta dinin sembolik ifadesi olan “başörtüsü” diğer tarafta ise kamu hizmeti veren memurun, tarafsızlığını garanti etmek için dinî sembollerden arındırılmış ve nötr olma durumunun oluşturulması… Kamu hizmeti veren her memurun nötr olma zorunluluğu esas alındığında başörtüsü, Fransa pratiğinde olduğu gibi kamusal alanın tamamında yasaklanması gereken bir giyim oluyor. Hollanda siyasetinde çoğunluk ise böyle bir yaklaşımı tercih etmiyor. Her ne kadar parlamentodaki sağ partiler Fransızların yaklaşımı yönünde önerilerde bulunsa da hâkim politik yönelişe göre, cevaplanmaya çalışılan soru, devlet hizmeti veren hangi kurumların “tarafsız” olmasının “işlevsel” ve “sembolik” olarak bir zorunluluk olduğu. Bu sorunun cevabı her ne kadar dinamik ve değişken olsa da, varılan neticede şimdilik iki kamu mesleği öne çıkıyor: Hâkimlik ve polis memurluğu.

Dinî Semboller ve Tarafsızlık İlkesi

Yapılan kamuoyu tartışmalarında varılan ortak görüş, hâkimler ve onlara destek olan memurların, hizmet verirken kesinlikle “nötr” görünmeleri gerektiği şeklinde. Bu kanıya göre davası görülecek olan tarafların, hâkimin tarafsız olacağı hususunda hiçbir şüphesi olmaması ve bu tarafsızlığın alınan önlemlerle garanti altına alınmış olması gerek. Bu yaklaşıma bağlı olarak, 2001 yılında Zwolle Mahkemesi’ne mahkeme katibi olmak için iş başvurusunda bulunan başörtülü Müslüman bir kadın işe alınmadı. Eşit Muamele Komisyonu (CGB), başörtülü bir kadının işe alınmama kararını ise haklı buldu. Konu kamuoyunda uzun bir süre tartışıldı. Bu karara bağlı olarak bir işveren olarak Hollanda mahkemelerinin kapısı başörtülü Müslüman kadınlara kapanmış oldu. Bu kararda “işlevsellik” (başörtülü bir hâkimin başörtüsünden dolayı hâkimlik görevini adil olarak yapamayacağı) değil; “tarafsız olma zorunluluğu” esas alınmıştır. Bu kararla birlikte dolaylı olarak başörtülü ve mütedeyyin bir Müslümanın hâkim olarak çalışması “sorunlu” olarak nitelenmiştir.

Polis Teşkilatında Başörtüsü

Benzer bir yaklaşımla başörtüsünün yasaklandığı diğer bir alan ise emniyet teşkilatıdır. Ulusal Polis Teşkilatı 2011 yılında, “Davranış Kuralları Yaşam Çeşitleri Tarafsızlığı” (Fl. “Gedragscode Lifestyle Neutraliteit”) ismi ile bilinen kıyafet yönetmeliğini oluşturmuştur. Yönetmelik, polis memuru olan kişilerin giyecekleri üniformasını tanımlamış ve bu üniformanın tüm polis memurları tarafından giyilmesi zorunlu kılınmıştır. Yönetmeliğe göre dinî kimlik, dünya görüşü ve politik ideolojiye ait sembollerin üniforma üzerinde görünmemesi gerekmektedir. Diğer taraftan, yine yönetmeliğe göre söz konusu üniforma, tanımlandığı şekilden başka bir şekilde de giyilememektedir.

Söz konusu uygulama 2017 senesinde emniyette memur olarak çalışan başörtülü bir kadının aynı emniyette polis olarak görev yapmak için iş başvurusunda bulunmasıyla yeniden gündeme gelmiştir. Emniyet yönetimi, kadını, polis olmak için bütün şartları taşımasına rağmen başörtüsünden dolayı işe almamıştır. Hollanda Temsilciler Meclisi’nde yapılan tartışmada ise polis memurlarının başörtülü olmamasına yönelik kanaat daha büyük destek görmüştür. Mağdur kişi bunun üzerine, alınan kararı “Eşit Muamele Komisyonu”na (CGB) götürmüş; komisyon emniyet teşkilatının kararını haksız bulmuştur. Komisyonun ifadesine göre emniyet teşkilatının kararında başörtüsünün polislik görevi için nasıl bir engel teşkil ettiği yeteri kadar açık değildir. Diğer taraftan komisyonun kararının bağlayıcılığı bulunmaması sebebiyle emniyet teşkilatının uygulaması da değişmemiştir. Bundan dolayı, şu anda polislik görevini icra eden memurların, polis üniforması ile başörtüsü takmaları yasaktır. Bu örnekte görüldüğü üzere Müslüman bir kişinin başörtüsü takmasından dolayı tarafsız olamayacağı kabul edilmiştir.

Getirilen yasakların gerekçelendirilmesinde işlevselliğin değil sembolik gerekçelerin belirleyici olması, bu yasakların önümüzdeki zamanlarda sadece adalet ve polis hizmetleri ile sınırlı kalmayacağını göstermektedir. Nitekim, bakanlıklarda çalışan memurların da nötr olması gerektiği düşüncesi ile memurların dinsel sembolleri taşıyamayacağı belirtilmekte ve bu kurumlarda da başörtüsü kullanımının yasaklanması önerisi yapılmaktadır. Benzer öneri yerel düzlemde belediyede çalışan memurlar için yapılmaktadır. Bu öneriler zamanla Müslümanların toplumda daha fazla ötekileştirilmesinin önünü açmaktadır.

Eğitim Kurumlarında Başörtüsü Yasağı

Hollanda’da yapılan başörtüsü yasağı tartışması, devlete bağlı kamu kurumlarıyla sınırlı değil. Kamu hizmeti yürüten; ancak devlet tarafından değil, tüzel kişiler tarafından yönetilen alanlarda da benzer bir yasaklama eğilimi yaşanıyor. Bu hususta en çok dikkat çeken yerler, gerek belediye okulları gerekse vakıf okulları olmak üzere, eğitim kurumları. Bir takım münferit olaylar haricinde herkese açık olan devlet okulları tarafından bu konuda kollektif olarak atılan herhangi bir adım kamuoyuna yansımadı. Devlet okullarında çalışan Müslüman öğretmen ve personeller başörtüsü takabiliyorlar. Bu okullara giden Müslüman öğrencilerin başörtüsü kullanmasının yasaklanması kesin olarak “ayrımcılık” olarak niteleniyor ve devlet okullarının özüne aykırı olarak görülüyor. Kanunen bu okullar herkese açık olmak üzere kurulmuş durumda. Bu hususta nadir de olsa yasaklama önerileri yapılmakla beraber, henüz konuyla ilgili herhangi bir uygulama bulunmuyor. Beden eğitimi dersinde öğrencinin güvenliği gerekçesi ile oluşan problemler ise genellikle öğrencinin uygun başörtüsü kullanmasıyla çözülüyor.

Özel eğitim kurumlarında (Fl. “bijzonder onderwijs”) ise bu tartışma daha belirgin olarak yapılıyor. Konuyla ilgili ilk örnek 1994 yılında ortaya çıktı. Heemskerk şehrinde Katolik-Protestan orta-lise okulu, başörtüsü takan iki kız öğrenciyi, “Başörtüsü köktendinciliğin sembolüdür.” gerekçesi ile okuldan uzaklaştırmıştı. Uygulamanın dayanağına göre belli bir dinî temeli ve kimliği olan okullar, okulun öğrenci ve personeline okulun kimliğine uyumlu olması gerekçesiyle bazı şartlar koyabiliyorlar. Buna ek olarak, bu tür kurumların kendilerine yabancı dinî kimlikleri ve sembolleri yasaklama imkânları da var. Bu duruma “meşru ayrımcılık” denebilir. Buna bağlı olarak Voolendam şehrinde Katolik Lisesi, okul genelinde başörtüsünü yasakladı. Eşit Muamele Komisyonu okulun kararını ayrımcılık olarak nitelerken, Amsterdam Mahkemesi ise okulu haklı buldu. Bu tip okulların çalıştırdıkları öğretmenlerden, kurumlarının esas aldıkları kimlikleri ile uyumlu olmaya yönelik şartlar koşması genellikle kabul edilen bir husus. Buna bağlı olarak birçok özel okulun başörtüsü takan Müslüman öğretmenleri işe almaması durumuna sıkça rastlanıyor. Hollanda’da bu tip okulların sayısı 4000’i geçmiyor. Bunların ne kadarının başörtülü öğretmeni işe almama politikasına ve pratiğine sahip oldukları ise belirsiz.

[1] 12 Haziran 2018 Senato Meclisi tutanakları

Kaynaklar
– Elsevier, s. 18-23, Nisan 2011.
– Open Society Justice Initiative, Restrictions on Muslim Women’s Dress in the 28 EU Member States, 2018.
– Social Culturele Planbureua, Religieuze beleving van moslims in Nederland, 2018.
– Social Culturele Planbureua, Moslim in Nederland, 2012.
– Valk, I. van der. ‘Islamofobie en Discriminatie’, Pallas Publications-Amsterdam, 2012.
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar