Dosya: "Müslüman Mahkumlar" “Bir Tebessümümüz Bile Onların Yalnızlıklarını Gideriyor”

Viyana Üniversitesi’nde “Avusturya’daki Müslüman mahkûmların durumu” konusunda yüksek lisans yapan Ramazan Demir, Avusturya’nın en büyük cezaevi olan Josefstadt Cezaevi’nde dört senedir manevi rehberlik yapıyor. Demir’le Avusturya’daki Müslüman mahkûmları konuştuk.

admin 1 Şubat 2014

Avusturya’daki hapishanelerde Müslümanlara yönelik dinî hizmetler 1996 senesinde başlatılsa da, bu hizmetler ancak Avusturya İslam Cemaati (IGGiÖ) bünyesinde 2010 yılında kurulan Avusturya Cezaevi Müslüman Din Görevlileri Derneği’nde 2013 senesinde meydana gelen yönetim değişikliklerinin ardından kapsamlı bir şekilde yürütülmeye başlamış. Derneğin Genel Sekreterliğini yapan Demir, sözlerine kavramların kullanımına dikkat çekerek başlıyor: “Cezaevine gelen bütün din görevlilerine ‘manevi rehber’ (Alm. Seelsorger) denilse de ben ‘imam’ ya da ‘din görevlisi’ tabirinin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Burada manevi rehberlik yapan kişinin imamlık vasıflarına sahip olması şart; çünkü mahkûmlara namaz kıldırılıyor, dinî sohbetler yapılıyor ve dinî sorulara cevaplar veriliyor.”

İslam Avusturya’da çok uzun bir süredir resmî olarak tanınsa da Demir’in ifadesine göre Müslümanların eşit haklara sahip olabilmesi için çaba sarfedilmesi gerekiyor. Örneğin Avusturya’da Katolik din görevlileri devletten maddi destek alırken, diğer din görevlileri aynı haklara sahip değiller. Müslümanlara yönelik manevi rehberliğin gönüllüler tarafından yapıldığını ve devletin çok cüzi destekler sağladığını belirten Demir, bu alandaki çalışmalara dikkat çekiyor: “Bu görevin memuriyet statüsünde devam edebilmesi için Adalet Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam ediyor. Bu görüşmelerin olumlu netice vereceğini umut ediyoruz.”

Demir’in Müslüman mahkûmlara sunduğu hizmet üç ana kategoride sürdürülüyor: Mahkûmlarla birebir görüşmeler, grup görüşmeleri ve cemaatle namaz. Bu kategorilerin içerisindeki hizmet alanı ise oldukça geniş: “Mahkûmların bazı konularda özel olarak bilgilendirilmeye ihtiyaçları var. Örneğin yıllarca hapis yatacak olanlar bir dayanak ararlar; bu nedenle sabır konusunu işliyor, Hz. Yusuf (a.s.) ve Hz. Eyyub (a.s.)’un kıssalarını onlarla paylaşıyoruz. İşledikleri suçların sonunda onları tövbe etmeye yönlendiriyoruz, bu nedenle Allah’ın affedici oluşu sıkça gündeme geliyor. Mahkûmların cezaevinde geniş vakitleri var, bu nedenle onları daha çok ibadete, Kur’an’ı okuma ve anlamaya yönlendiriyoruz. Onlar için İslami kitaplar temin ediyoruz. Müslüman mahkûmlara hücre komşuları ile iyi ilişkilerde bulunmalarını tavsiye ediyor, onlara komşuluk hakkı hakkında hatırlatmalar yapıyoruz.”

Demir, Müslüman mahkûmların en temel sorununun helal yemekler sunulmaması olduğunu belirtiyor. Bu nedenle mahkûmların birçoğunun vejeteryan menülere yöneldiğini belirten Demir sürdürülen görüşmelerden umutlu: “Bu sorunla ilgili çalışmalarımız devam etmekte. Yakında bir çözüme kavuşturacağımızı ümit ediyoruz.”

Viyana’daki Josefstadt Cezaevi’nde 2002 yılından beri Müslüman mahkûmlar için ufak bir mescid var, fakat Müslüman mahkûmların Cuma namazlarına katılımı güvenlik sebebiyle 35 kişiyle sınırlanıyor. Cuma namazı yoğunluğunun haricinde Müslüman mahkûmlar manevi rehberlerle sıkça görüşmek imkânına sahip değiller. Gün boyu hapishanelerde hizmet veren Katolik din görevlileri göz önüne alındığında Müslüman mahkûmların din görevlilerine ulaşımı da istenilen sıklıkta değil: “Benim mesleğim din dersi öğretmenliği olduğu için sadece müsait olduğum vakitlerde hapishaneye gidebiliyorum, bu da günde birkaç saat olabiliyor.”

Hapishanelerde oruç tutan Müslüman mahkûmlar için ramazan aylarında yemek saatlerine dikkat ediliyor. Mahkûmlar hücrelerinde namaz kılabiliyorlar; Kur’an ve dinî kitap gibi ihtiyaçları ise cami ve derneklerden rehberler tarafından temin ediliyor.

Demir, mahkûmların Müslüman olsun ya da olmasın cezaevine girme sebeplerinin ortak olduğunu söylüyor: “Ailevi sorunlar, işsizlik, sosyal problemler, sabırsızlık… Ailesinden sevgi görmeyen, bu sevgiyi dışarıda arayan gençler kötü çevrelere, kötü alışkanlıklara bulaşabiliyorlar. Bu nedenle ailelerin çocuklarına yeterince vakit ayırmaları gerekiyor.”

Demir’i en çok mahkûmların, onu gördüklerinde yüzlerinde beliren sevinç ifadesi mutlu ediyor. Ona göre Müslüman mahkûmlarla ilgilenmek yeni tecrübelerle de tanışmak demek: “Hapishaneden önce İslami bir yaşam tarzı olmayan gençlerin, hapishanede bizim sayemizde İslam’a ilgilerinin artması ve Kur’an öğrenmek istemeleri beni çok etkiliyor. Allah’tan ümidini kesen, ‘Allah beni asla affetmeyecek, yaşamamın anlamı kalmadı.’ düşüncesinde olan bir gencin yaptığımız görüşmenin ardından fikrinin değiştiğini görmek mutluluk verici.”

Avusturya’da Müslüman mahkûmlara hizmet vermek isteyenlerin din pedagojisi ya da ilahiyat eğitimi almış olmaları gerekiyor. Yapılan başvurular IGGiÖ tarafından değerlendirilirken, kişilerin sabıka kayıtları ve özgeçmişleri devlet tarafından araştırılıyor. Bu anlamda yapılacak çalışmaların gerekliliğini Demir şu sözlerle ifade ediyor: “Mahkûmların morale ihtiyaçları var. Biz hiçbir şey anlatmasak, içeriye girdiğimizde bir selam versek, tebessüm etsek bile yalnızlıkları gideriliyor. Bu sayede mutlu oluyorlar.”

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar