Müslüman Esirler Gölgede Kalan Bir Konu: 17. ve 18. Yüzyıllarda Türk Vaftizi

“Türk vaftizi” (Türkentaufen) olarak adlandırılan Türklerin vaftiz edilmesi Barok dönemin, yani 17. ve 18. yüzyılların önemli olaylarındandı. Savaşın galipleri “ganimetlerini” yanlarında getirmişlerdi ve onları vaftiz ederek “kâfirler üzerindeki zaferlerini” herkesin önünde yeniden ilan edeceklerdi.

1 Mart 2014

Türklerin vaftiz edilmesi meselesi şimdiye kadar genler, halklar ya da anayurt konusunda araştırma yapan akademisyenler tarafından ilgi görmüş, fakat çok az sayıda tarihçi bu konu ile meşgul olmuştur. Bunun bir nedeni konuyla ilgili bilgiye ulaşmanın zorluğudur. Zira bu tür bilgilere kilise defterlerinde ve buna benzer kaynaklarda çok nadir rastlayabiliyoruz. Vaftiz olup Hristiyan ismi alan bir Türk hakkında kaynaklarda araştırma yapmak son derece zor bir iştir. Zira Hasan ismi Christian olmuş, Züleyha ismi Susanne olmuş, Ali ismi ise Friedrich olmuştur. Bu insanların çoğu Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yapılan savaşlardan, savaş esiri veya bir nevi “insan ganimeti” olarak gelmişlerdir. Kendi memleketleri ve çevrelerinden koparılarak hızlı bir şekilde aşina olmadıkları bir çevreye uyum sağlamak zorunda bırakılmışlardır.

Savaş Esirliğinden Vaftize

Türklerin savaş esiri olarak karşılaştıkları yeni hayat şartları Osmanlı İmparatorluğu’ndaki aynı sıkıntıyı yaşayan Hristiyanlardan çok da farklı değildi. İslam hukukuna göre Hristiyan savaş esirleri tutuklandıkları anda esir oluyorlardı. Bu, Roma hukukunda da böyleydi. Tek fark, Roma hukukunda hukuk terminolojisine göre tutuklular “köle” olarak isimlendiriliyorlardı.

Savaş esirlerine “uyum süreçleri”nde Almanca ve belli görgü kuralları hakkında yardımcı olanlar genellikle papazlardı ve bu yardımcılar çoğu çocuk, genç, kadın ve erkeklerden oluşan esirleri vaftiz için de hazırlıyorlardı. Bu insanların kaderi, yeni bir çevreye, dile ve kültüre uyum sağlamak zorunda olmalarıyla belirlenmişti.

Şimdiye kadar Brandenburg-Prusya’da esir alınıp vaftiz edilen 68 isim tespit edilmiştir. Bu sayı ilk bakışta az gibi görünebilir. Fakat Türklerle yapılan savaşlara daha fazla asker gönderen bölgelerdeki vaftiz sayıları ile karşılaştırıldığında, bu rakam tahmin edilen toplam rakam içinde dikkat çekicidir. Türklerin vaftiz edilmelerine özellikle 1683 Viyana Kuşatması, 1686’da Budapeşte ve sonra 1699 yılında Karlofça Antlaşması’na kadarki savaş dönemlerinde rastlıyoruz.

Askerî Gösterilerde Türkler

Türklerin vaftiz edilmesi 18. yüzyılın ortalarında sayı olarak gerilerken, Brandenburg-Prusya’daki askerî seremonilerde Türk unsurların arttığı görülmüştür. O zamanlar yabancı unsurlar bilinçli bir şekilde bir gösteriş unsuru olarak kullanılırdı, bu da kendini örneğin yüksek rütbelilerin zenci ve Türk hizmetkârlarının olması şeklinde gösterdi. Diğer taraftan “doğulu yabancı” artık dehşet verici bir tehdit olarak algılanmıyordu. August dem Strake olarak da adlandırılan, I. Friedrich August’un 1730 Ağustos ayında düzenlediği büyük gösteriyi (Zeithain Lager) örnek alan I. Friedrich Wilhelm, Potsdam şehrinde bir yeniçeri taburunu gösterilerde yürüyüş yapmaları için hazırlamıştı. Bunun yanında Potsdam’da Müslüman askerler Hristiyanlığa geçmeden Prusya askerî birliğine hizmet ediyorlardı.

Bu durumun herkesin hoşuna gitmediğini Johann Heinrich Callenberg ve onun 1728 yılında Halle’de kurduğu “Institutum Judaicum et Muhammedicum” isimli enstitü kanıtlar. Aynı kişi 1739 yılında Potsdam’daki Müslüman askerlerin din değiştirmelerini sağlamak için Hristiyan içerikli kitapların Türkçe ve Arapça’ya çevrilmesine de ön ayak olmuştur. Hatta II. Friedrich ile 1741’den itibaren Müslüman-Hristiyan süvari birliği uygulaması başlatılmıştır. Bu gelişme 1795 yılında Yeni Doğu Prusya’da, tamamen Müslümanlardan müteşekkil bir Prusya Tatar Birliği kurulmasıyla bir adım öteye taşınmıştır. Bugün ilgi çekici olan Brandenburg-Prusya’daki Müslümanların bu tarihi ve onlarla olan ilişkilerdir. İlk başta vaftiz edilerek topluma entegre olmak zorundaydılar; bunu bugünkü “vatandaşlık testi”ne benzetebiliriz. Merak, korku, bilinçsizlik, yabancılık, heyecan, hoşgörü… Brandenburg-Prusya’daki Müslümanların çok yönlü bir tarihi var ve büyük kısmı bugüne kadar aydınlatılmış değil. Buraya savaş esiri olarak gelip çoğu vaftiz edilerek yeni bir hayata başlayan ilk Müslümanların ilginç ve büyük ölçüde bilinmeyen tarihi ile karşı karşıyayız: Düşman ve yabancı, fakat sonradan vaftiz olarak Prusya yurttaşı olabilmiş insanlar…

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar