Portre “Kuzeyin Nuru” Olarak Bilinen Bir Müslüman: Ivan Aguéli

Ivan Aguéli, 19. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa’da özelde sufiliğin, genelde ise İslam’ın yaygınlaştırılması için çalışmalarda bulunmuş İsveçli bir Sufi. Fakat bu özelliğinin yanında o, yaşamını Doğu ile Batı arasında gidiş gelişlerle geçirmiş bir seyyah, ünlü bir ressam ve yazardı.

Ayşe Mimaroğlu 1 Mart 2014

24 Mayıs 1869’da İsviçre’nin küçük bir şehri olan Sala’da doğan Aguéli, İslam’ı kabul edişinin ardından Şeyh Abdülhadi Aqhili ismini almıştır. 20’li yaşlarına geldiğinde özellikle metafizik ve ezoterikle alakalı okumalarını yoğunlaştıran Aguéli, 1879 ve 1889 yılları arasında Gotland ve Stockholm’da çalışmalarına devam etmiştir. Bu esnada 18. yüzyılın ünlü mistiklerinden Emanuel Swedenborg’un eserlerinden ve metafizikle alakalı görüşlerinden etkilenmiştir. Swedenborg, Hristiyanlıktaki ilah inancına daha yakın fikirler ortaya koysa da bu fikirlerin Aguéli’nin İslam’a girişini etkilediği söylenmektedir. Nitekim Swedenborg’un çalışmalarındaki bu ilişki, 1995 yılında Henry Corbin tarafından yayınlanan “Swedenborg ve Ezoterik İslam” isimli kitapta işlenmiştir.

İslam’la Tanışması İsveçce’ye Tercüme Edilmiş Kur’an Vesilesiyle Gerçekleşti

Aguéli, 1890 yılını Paris’te ünlü ressam Émile Bernard’ın öğrencisi olarak geçirdi. İslam’la tanışması da İsveçce’ye tercüme edilmiş bir Kur’an edinmesi vesilesiyle gerçekleşti. Aguéli, 11 Mart 1892’de eline geçen bu Kur’an üzerinde, ihtida edene kadar çalıştı. Örneğin 1892 yılında anarşinin yoğun olduğu Paris’e geri döndüğünde bazı anarşistlere olan yakınlığı sebebiyle tutuklandığında hapiste geçirdiği zamanını Kur’an ve doğu dillerini öğrenmek için değerlendirdi. Aguéli’nin, Kur’an ve doğu dillerinin yanında ilgi duyduğu en önemli alan ise İbn Arabi’nin eserleriydi.

1895’te Mısır’a giden Aguéli, aynı yıl Paris’e geri döndü. 1898 yılında ise uzun okumaları ve mütalaaları neticesinde Paris’te İslam’ı kabul ederek Abdülhadi ismini aldı. Ertesi yıl Sri Lanka ve Hindistan’a gitti; Kolombiya’ya giderek orada Malay halkların arasında kaldı ve “İslam’ın Araplar dışındaki halklara etkisi” konulu bir araştırma yaptı. Daha sonra 1900’de Paris’e geri döndü.

Bundan iki sene sonra, 1902 yılında, El Ezher Üniversitesi’nden kabul alan ilk Batı Avrupalı öğrenci olarak Mısır’a Arapça ve İslam Felsefesi okumaya geldi. Burada bir Arap gibi giyinen, edindiği Arap arkadaşlarıyla dil bilgisini geliştiren Aguéli, aynı yıl Şâzeliyye Tarikatı’na girerek “Avrupa’nın Mukaddimi” olarak isimlendirildi. Böylece öteden beri mistisizm ve ezoteriğe duyduğu ilgisini bir üst boyuta taşımış oldu.

Gelenekselci ekolün en önde gelen isimlerinden olan René Guénon’un tasavvufa ve İslam’a ilgi duymasının ardında Aguéli ile olan temasının olduğu söylenmektedir. Nitekim Aguéli, Paris’te, 1911 yılında “Al Akbariyya” isimli, İbn Arabi’nin öğretilerinin okunup tartışıldığı bir topluluk kurdu. Bu topluluğun ilk üyesi de René Guénon idi.

1904-1913 yılları arasında Mısır’da İtalyan gazeteci Enrico Inabato ile Il Convito (An-Nadi) isimli bir gazeteyi sufi geleneği yaymak için çıkarttı. Gazete 1913 yılında İngiltere sömürge güçleri tarafından yasaklandı ve kapatıldı.

Aguéli, İslam inancının ideolojileştirilmesine karşıydı. 20. yüzyılın ilk yıllarında Osmanlı İmparatorluğu yıkılma arefesindeyken, İstanbul’daki sultanın otoritesini destekleyici görüşlere sahipti. Bunun yanında Aguéli’nin İngiliz sömürgeciliğine karşı o kadar şiddetli fikirleri vardı ki, 1916’da Kahire’den “Osmanlı ajanı olduğu” gerekçesiyle İspanya’ya sürgün edildi. Çok arzu etmesine rağmen para sıkıntısı sebebiyle İsveç’e geçemedi. Bazı kaynaklarda, İsveç’teki arkadaşlarından para istediği, fakat Müslüman olduğu gerekçesiyle yardım göremediği rivayet edilmektedir.

İslami Usullere Göre Defnedildi

Aguéli, 1917 yılında, bir arkadaşının gönderdiği para kendisine ulaşmadan, tren raylarının üstünden geçerken bir tren tarafından ezilerek vefat etmiştir. Cenazesi Barcelona’dan Sala’ya gönderilmiş ve Kristina Kilisesi’nin yakınlarında İslami usullere göre defnedilmiştir.

Post-Empresyonizm ekolünden etkilenerek yaptığı resimler İsveç Millî Müzesi’nde, Stockholm’da ve New York’ta sergilenmektedir. 2006 yılında İsveç Kralı Carl XVI Gustaf’ın himayesi altında, Aguéli’nin eserlerinin sergilendiği bir sergi açılmış, burada aynı zamanda onun bir Müslüman olarak insanlığa kazandırdıkları da anılmıştır.

Aguéli, ölümünden sonra Batı Avrupa’ya sufizmi getiren ilk sufi olduğu için “Kuzeyin Nuru” (Nur-u Şimal) olarak isimlendirilmiştir.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar