Dosya: "Sosyal Medya" Sosyal Medyada Müslüman Kimliğin Dönüşümü

Sosyal medya, Batı ülkelerinde azınlık olarak yaşayan Müslümanların kendilerini ifade etmelerine ve topluma karışmalarına daha rahat bir imkân sağlayarak Müslümanların iletişim şekillerini değiştirdi.

Dr. Nasya Bahfen 1 Nisan 2014

Çoğunluğu gayrimüslim olan ülkelerde yaşayan Müslümanlar nezdinde Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube gibi sosyal medya unsurlarının kullanımı, Müslümanların kendi toplumları içinde kullanmış oldukları eski ya da geleneksel iletişim unsurlarından farklılık göstermektedir. Medya teorisyeni Kanadalı Marshall McLuhan, “Medya mesajdır.” diyerek, internet iletişiminin, insanların uluslararası mecrada buluşarak konuşmalarına ve yerel piyasaların coğrafi sınırları aşmasına olanak sağladığını belirtir.

Belki daha da önemlisi, sosyal medyanın ortaya koymuş olduğu yeni iletişim kanallarıyla, bireylerin kendilerini yeniden tanımlamalarına imkân sağlıyor olmasıdır. Bu minvalde McLuhan’ın ifadesiyle; toplumun, kitap ve gazete gibi süreli ve sistemli yazılı basın organlarından, tabiri yerindeyse bir tıkla anlık ve parçalı etki yaratan dünyaya geçiş yapıyor olduğuna dair bir tahlil ortaya çıkmaktadır.

Sanal iletişim, kültür teorisyeni Benedict Anderson’un “hayalî toplum” fikrini de destekler mahiyettedir; bu hayalî toplumda, gerçek zaman ve mekân kavramının belirlenmesinin imkânsızlığından ötürü toplumdaki “ulus” algısı, iletişim organlarını kullananlarca yeniden şekillendirilmektedir.

Sosyal medya, dinî oluşumların da amel öğretileri ve dinler arası ilişkiler gibi meselelerde aktif bir sanal ortam geliştirmelerine vesile oldu. Bu durum ve bu duruma dahil olan insanlar, yüz yüze iletişim yerine sanal iletişimle birlikte daha önce sahip oldukları geleneksel ve muhafazakâr yaklaşımları ve dinî yorumları aştılar; böylece cinsel, kültürel ve siyasal faktörlerden ötürü sivil topluma dahil olmaya dair tartışmalar ve engeller de aşılmış oluyordu. Çünkü normal şartlar altında hoş karşılanmama ihtimali olan tavırlar, internet ortamında daha normal karşılanabiliyordu.

Birkaç örnek verecek olursak, Yahudi cemiyeti üyelerinden bazıları, Ortadoğu’da Arap gençliğiyle yaşanan sorunların ele alınmasında internetin bir fırsat tanıdığını belirtmişti. Ortodoks ve Haredi Yahudi cemiyetleri, dinî, şahsi, içtimai meselelerin yanı sıra teolojik ve sosyal bilgileri yaymak için interneti kullanıyor olmalarının Yahudilik dinindeki çeşitliliğe yeni bir soluk getirdiğini dile getiriyordu. Nitekim seküler değerlerin göstergesi olduğu gerekçesiyle karşı çıkılan internetin kullanımına, aşırı Ortodoks kadın Yahudilerde bile rastlanmaktadır.

İslam ve sosyal medyanın kesiştiği yerde ise “global e-ümmet”e yakın bir şeyin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. (Global e-ümmet, McLuhan’ın kullanmış olduğu “global köy” tabiri; zaman ve mesafe güçlüklerinin aşılıp insanların iletişimindeki engellerin kaldırılabileceği bir gelecek ve Hz. Muhammed’e tâbi olanlar anlamındaki “ümmet” kavramlarına atfen ortaya çıkan bir kelimedir.)

Sosyal medya, Britanyalı Müslümanların, Müslüman kimliklerini dışa vurmalarında önemli bir araç hâline geldi. Amerika gibi Batı toplumlarında yaşayan Müslüman azınlıklara mensup Müslüman gençler, sosyal ağlarla diğer Müslüman cemiyetlerden insanlarla, hem yerel hem de evrensel düzeyde iletişime geçebiliyor.

Çoğunluğun Müslüman olduğu ülkelerdeki gençler de tabii ki sosyal medya kullanımında hayli etkililer. Maddi ve manevi amaçlarını karşılamak için sanal âlemdeki platformları ve dinî unsurları harmanlayabiliyorlar; biraz garip bir örnek olsa da mesela eş ararken ya da yeni insanlarla tanışmak için mevcut coğrafi ve kültürel engelleri aşabiliyorlar.

Sosyal medya hemen her yerde olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya’daki Müslüman azınlık üyelerinin de kişisel ve toplumsal hayatlarında önemli bir yer teşkil ediyor. Bizzat yürütmüş olduğum araştırmada, bu Müslümanların ciddi bir çoğunluğu (yüzde 90’ı) Facebook, kullandığını; yarısı ise ya dinî konularda bilgi edinmek ya da şahsi eğlenceleri için Youtube kanallarını kullandığı belirtmişti. Üç büyük sosyal ağdan en az kullanılanı Twitter ise, ankete katılanların yüzde 20’si tarafından kullanılıyordu.

Genç Müslümanların bu sosyal ağları kullanmalarına sundukları en popüler üç sebep, sitelerin esnek oluşu (yani hem özel bir amaç için kullanılabilecek olması hem de daha geniş bir gruba hitap edilecek özellikte olması), zamansızlığı (yani herhangi bir vakitte kullanılabilmesi) ve interaktif olması. Sydney’de yaşayan genç bir Müslüman gence göre sosyal ağlar, insanların meydana gelen hadiselere daha hızlı karşılık vermesine vesile oluyor: “Çok geniş bir topluluğa etkili ve hızlı mesaj ulaştırmanın bir yolu bu.”

Araştırmamda muhatap olduğum Müslüman genç erkeklerin büyük çoğunluğu, Müslüman oluşumların sosyal medya stratejilerini daha etkili kullanmaları gerektiği görüşünde. Örneğin Melbourne’de yaşayanlardan biri şöyle diyor: “Müslüman cemiyetler, inançlarının gereği bilgi paylaşımı ve insanların kaynaşması için sosyal ağları daha sık kullanmalı. Lakin şu ana dek bu imkânları etkili şekilde kullanabilen cemiyetler çok az.” Bu ortamların başarılı ve etkili kullanılması hâlinde farklı coğrafyalardaki Müslümanların birbiriyle hemhâl olması şüphesiz ki daha kolay olacak.

Şu ana kadar belirtilenlerin aksine sosyal medyanın, Müslüman olmayan ülkelerde yaşayan Müslüman gençlerin, İslami olmayan unsurlara maruz kalma tehlikesini artırdığı görüşü de mevcut. Melbourne’de yaşayan gençlerden birinin ifadesine göre bu tehlike, gençler teknolojiye aşina oldukça da artacak: “Genç nesil Müslümanlar, özellikle çocuklar bilinmeyen bir bölgeye giriyor, rastgele insanlarla arkadaşlık kuruyor ve aslında müsaade edilmeyecek dostluklar kuruyorlar; sosyal ağlar bu etkileşimlerin daha da kolay olmasına uygun ortamlar sunuyor.” Benzer bir düşünce Sydney’de yaşayan Müslüman bir genç kız tarafından da dile getiriliyor: “Facebook’ta mahremiyetin olmadığını düşünüyorum ki zaten insanların bu ve benzeri sitelerde uygunsuz şeyler paylaştığı da bir gerçek.”

Aslında İslam ve sosyal ağların etkileşiminden nasıl bir Müslüman kimlik ortaya çıkacağını kestirmek pek mümkün değil. Yine de şunu söylemek mümkün ki sosyal medya, öyle veya böyle İslami ifadelerin ve İslam’a ait kültürel ve siyasi zorlukların duyurulmasına hizmet ediyor.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar