Mısır'da Darbe Sonrası Mısır’da 37 + 683 iDAM

Herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın aylar süren göz altı sürecinden sonra Mısır’ın darbe kurgusu olan mahkemesi, modern Mısır tarihinin seçimle gelen ilk yasal başbakanına destek veren 529 kişiyi, ardından ise 683 kişiyi idama mahkûm etti. Mısır’ın son dönem tarihindeki en büyük çaplı ölüm cezası olan bu kararlar darbe karşıtlarına yapılan baskıların zirve noktası oldu.

Mahmoud Ibrahim 1 Mayıs 2014

Mahkemeye çıkartılan sanıkların birçoğu, Kahire’de 14 Ağustos günü Müslüman Kardeşler’in kurmuş olduğu iki protesto kampının vahşice dağıtılmasıyla birlikte güney vilayetlerinden Minye’da ortaya çıkan çatışmalardan sorumlu tutulmuş ve göz altına alınmıştı. Mısır devrimindeki olayların istatistiğini tutan Wiki Thawra ve Middle East Monitor gibi kaynaklara göre, Başbakan Muhammed Mursi’ye karşı yapılan askerî darbeden bu yana yedi ayı aşkın süre zarfında 3.248 kişi öldürüldü ve 16.000’den fazla kişi de tutuklandı.

Yapılan suçlamalardan bir tanesi cinayet; hâlbuki öldürülen polis memurunun eşi, yapılan bir röportajda, kocasını öldürenlerin hâlâ dışarıda olduğunu söylemişti ve İngiliz Guardian Gazetesine ve Darbe Karşıtı Mısır Hareketi’ne göre de bu cinayeti işleyenler, idamla yargılanıp, bir kısmı müebbete mahkûm edilen 529 kişi arasında yer almıyordu.

Sanıkların büyük çoğunluğunun bizzat katılamadığı dava bir saatten az bir sürede tamamlandı. Savunma avukatlarından üçü, İnsan Hakları Gözcüsüne adli takibatın herhangi bir delil sunmadığını ve savunma avukatlarının delillerinin ve tanıklarının mahkeme tarafından engellendiğini anlatmıştı. Mahkeme kararından yalnızca iki gün sonra ikinci bir kısa bir oturum yapıldı. Mahkemeden çıkan karar, entrikalarla dolu işlevsiz ve git gide kontrolden çıkan yargı sistemini gözler önüne sermiş oldu.

Müslüman Kardeşler liderlerini ve Mursi’yi savunan avukat Nabil Abdel Salam, yürütülen operasyonun tam bir safsata olduğunu söylemişti. İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü Kahire Başkanı Mohamed Zaree ise, “Hukuk tarihinde en kısa sürede en fazla kişinin idama mahkûm edildiği bir dava bu.” yorumunda bulunmuştu ve şöyle eklemişti: “Bu karar tam bir facia. Mahkemenin ikinci oturumunda karar vermek, ya hâkimin savunmaları dinlemediği ya da delillere bakmadığı anlamına gelir. Hukuk Fakültesi ikinci sınıfa giden bir öğrenci bile böylesi bir kararın, ceza hukukuna aykırı olduğunu bilir.”

Avukatlar, hâkimin davayı iki oturumdan sonra kapattığını ve davalıların savunmasını ise reddettiğini dile getirmişti. Hatta avukatlardan biri, bizzat kendisinin ve arkadaşlarının ikinci oturuma katılmaktan bile alıkonulduğunu söylemişti. Minye’deki ofisinde konuşan avukat, “Müvekkillerimizi savunacak vakit tanımadılar bize. Bu, yargı sistemine hakarettir.” demişti.

Savunma avukatları sürecin tamamıyla yasadışı olduğunu dile getiriyordu. Savunma konseyinden Adel Aly, “Avukat olarak hayatımda böyle bir şeyi ne gördüm ne de duydum.” diyor. Bir başka avukat Ahmed Shabeeb ise şöyle anlatıyor: “Hâkimin kararı, anayasa ve kanunların teminat altına aldığı tüm hakları ihlal ediyor.”

Avukatların yaptığı ortak açıklamaya göre mahkeme birçok avukatın oturumlara katılmasını dahi engellemiş. Sanıklardan birinin aynı zamanda akrabası olan avukat Walid, Reuters haber ajansına süreçten şöyle bahsediyor: “Dava sadece prosedürden ibaret. Hâkim avukatları dinlemiyor; tanıkları, sanıkları çağırmıyor bile. Sanki mahkemede değil de bir grup haydudun karşısındaydık.”

Kararı veren hâkimin vermiş olduğu şiddetli hükümlerden ötürü kötü bir ünü var ve uzun süredir Minye şehrindeki tek güç olarak görülüyor. Neredeyse otuz yıldır aynı mahkemede aynı koltukta bulunuyor. Minye şehri Avukatlar Birliği Başkanı Tareq Fouda, “Hâkim Minye’de sert kararlarıyla meşhur, hırçın birisi olarak biliniyor.” diyor. Nihayetinde alınan karar yalnızca hukukçuları değil, Müslüman Kardeşler’e eleştiri getirenleri bile şaşkınlığa düşürmüştü. Yerel basına göre hâkimin, çelişkili kararlarla dolu bir tarihi var; vermiş olduğu en son kararlardan biri geçtiğimiz yıl ocak ayında, 2011 devriminde protestocuları öldürmekle suçlanan bir polis memurunu suçsuz bulması idi.

Uluslararası insan hakları kuruluşları da davaları, müdahalelerle yerle bir olmuş ve yanlış hukuki uygulamaların ayyuka çıktığı Mısır’da her gün gerçekleşen onlarca davadan biri olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Birimi, davanın uluslararası hukuku ihlal eder nitelikte olduğu kanısında. BM İnsan Hakları Birimi sözcüsü Rupert Colville “Yalnızca iki günde 529 insanın idam kararının alındığı bir mahkemenin, duruşma için gerekli temel şartları sağlamış olma ihtimali yoktur.” demişti. İnsan hakları organizasyonları, dava ile darbeye karşı olan insanlar üzerinde baskının arttırılmasının sinyallerinin verildiğini söylüyor. Uluslararası Af Örgütü idam cezalarının “Mısır’ın yargı sisteminin eksikliklerini çok sert biçimde gösteren bir örnek olduğunu ve son dönemde yalnızca Mısır’da değil dünya genelinde aynı anda verilmiş en kapsamlı karar” olduğu yorumunda bulundu ve mahkeme kararının iptal edilmesini teklif etti. Müslüman Kardeşler ise “kararın Mısır devrimini bastırmak isteyen ve vahşi bir yönetim kurma niyetinde olan darbe komutanlarının yozlaşmış yargı sistemini kullandıklarının bir delili” olduğunu söylüyor.

İdam cezaları, Mısır’da darbe sonrasındaki Mursi destekçilerinin öfkesi ve intikam hevesi ile Mursi’yi iktidara getiren adil seçimlerin meşruiyetinin bir harman oluşturduğu manzarayı gözler önüne serdi. Diğer yanda ise 3 Temmuz’dan beri Rabia Meydanı’nda protesto gösterilerine katılan silahsız binlerce kişinin ölümünden sorumlu olan polis teşkilatından bir kişinin bile sorgulanmadığı gerçeği var. Çoğunluğun kanaati, mahkeme kararının siyasi bir mesaj olduğu yönünde; Müslüman Kardeşlere ve destekçilerine gönderilmiş sert bir mesaj.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar