IDF

90 Bin Asker Kaçağı: İsrail Ordusunun Personel Açığı Büyüyor

İsrail ordusunda eksik asker sayısının 17 bine çıkabileceği belirtilirken, asker kaçağı sayısının da 90 bine yaklaşabileceği ifade ediliyor. İsrail’in “halk ordusu” doktrinini sınayan kriz, Haredi muafiyeti ve zorunlu hizmet süresi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

90 Bin Asker Kaçağı: İsrail Ordusunun Personel Açığı Büyüyor
15 Ekim 2023'te Ağlama Duvarı önünde toplanan İsrail askerleri. | Fotoğraf: eskystudio - Shutterstock.

İsrail ordusunda insan gücü krizi, ateşkese rağmen Gazze’ye yönelik saldırılar ve bölgesel gerilimler sürerken yeniden gündeme geldi. İsrail ordusunda askere alımlardan sorumlu Tuğgeneral Shay Tayeb, Knesset Dışişleri ve Savunma Komitesine yaptığı bilgilendirmede ordunun hem personel açığı hem de asker kaçağı sorunu ile karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Times of Israel’in aktardığına göre İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Planlama ve Personel Yönetimi Bölümü Başkanı olan Tayeb, hâlihazırda yaklaşık 32 bin kişinin resmî olarak asker kaçağı sınıfında bulunduğunu söyledi. Tayeb ayrıca, askere çağrıldığı hâlde teslim olmayanlara gönderilen “Order 12” belgesini almış 50 binden fazla kişi daha olduğunu belirtti. Bu iki kategori birlikte değerlendirildiğinde, İsrail ordusunun kısa süre içinde 80-90 bin civarında asker kaçağı ile karşı karşıya kalabileceği ifade edildi.

İsrail Ordusundaki Personel Açığı 17 Bine Çıkabilir

Tayeb’in komiteye verdiği bilgiye göre, İsrail ordusunda (IDF) eksik asker sayısının yakın dönemde 12 binden 17 bine yükselmesi bekleniyor. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri, erkekler için zorunlu askerlik süresinin Ağustos 2024’te 36 aydan 30 aya düşürülmesinin etkilerinin önümüzdeki dönemde daha görünür hâle gelecek olması.

Tayeb, Ocak 2027’de 30 aylık kısaltılmış zorunlu hizmet süresini tamamlayan ilk asker grubunun terhis edileceğini, bu nedenle ordunun insan gücü açığının gelecek aylarda daha da büyüyebileceğini söyledi. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de 26 Mart 2026’daki açıklamasında personel krizine dikkat çekmiş, hükümete zorunlu askerlik süresinin yeniden 36 aya çıkarılması çağrısında bulunmuştu.

Zamir’in “Personel krizine çözüm bulmazsak ordu çökecek.” sözleri, İsrail basınında ordunun mevcut savaş yükünü taşıma kapasitesi bağlamında tartışılmıştı. Buna rağmen Netanyahu hükûmeti, zorunlu hizmet süresinin yeniden uzatılması konusunda şu ana kadar ordunun talep ettiği adımı atmadı.

Haredilere Verilen Askerlik Muafiyeti Yine Tartışmaların Merkezinde

Personel krizi, İsrail’de uzun süredir tartışılan Haredi, yani Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması meselesiyle doğrudan bağlantılı görülüyor. Tayeb’in aktardığına göre, Ekim 2023’ten önce ordudaki Haredi asker sayısı yaklaşık 700’dü. Bu sayı son dönemde 2 bin 800’e yükseldi. Ancak ordu yönetimi, bu artışın mevcut personel ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğunu belirtiyor.

İsrail’de Yeşiva, yani Tevrat okulu öğrencilerinin zorunlu askerlikten muaf tutulmasına ilişkin düzenleme, Netanyahu koalisyonunun en hassas başlıklarından biri. Ultra-Ortodoks Degel HaTorah Partisi’nin dini lideri Haham Dov Lando, Netanyahu’nun Yeşiva öğrencilerini askerlikten muaf tutan bir yasa tasarısını kabul etme niyetinde olmadığını savunarak partisinin milletvekillerine Meclisin feshedilmesi için harekete geçmeleri yönünde çağrıda bulunmuştu.

Basına yansıyan haberlere göre Tayeb, Aralık 2025’te de parlamento komitesine yaptığı sunumda Haredilerin askerlikten muaf tutulmasına ilişkin düzenlemenin ordunun personel açığını çözmekte yetersiz kaldığını belirtmişti. Ocak 2026’da ise milletvekillerine, tüm asker kaçaklarının yaklaşık yüzde 80’inin Ultra-Ortodoks topluluklardan geldiğini aktarmıştı.

Zorunlu Askerlik Sadece Askerî Bir Konu Değil

İsrail’de zorunlu askerlik sistemi, ülkenin kuruluşundan bu yana yalnızca orduya personel sağlayan teknik bir mekanizma olarak değil, aynı zamanda yurttaşlık ve aidiyet rejiminin temel unsurlarından biri olarak ele alınıyor. Doç. Dr. Tuğçe Ersoy Ceylan’ın vurguladığı üzere, İsrail’de “Halk Ordusu” (tzva ha’am) anlayışı, askerliği savunma politikasının ötesinde toplumsal kimliğin kurucu kurumlarından biri hâline getirdi.

Bu sistemde askerlik, uzun yıllar boyunca “iyi yurttaşlık”, fedakârlık ve devlete aidiyetin göstergesi olarak sunuldu. Farklı coğrafyalardan İsrail’e gelen Yahudilerin ortak bir ulusal kimlik altında bütünleşmesinde orduya özel bir rol atfedildi. Askerlik, İbranice öğrenilen, sosyal bağların kurulduğu ve sivil hayatta statü üreten bir eşik olarak da işlev gördü.

Ancak aynı analizde belirtildiği gibi, bu sistem tüm toplumsal kesimlere eşit biçimde uygulanmıyor. İsrailli Filistinliler genel zorunlu askerlik yükümlülüğünün dışında bırakılırken, Dürzi ve Çerkesler gibi bazı topluluklar bu kapsama alınıyor. Haredi toplulukların Yeşiva eğitimi gerekçesiyle fiilen muaf tutulması ise savaş dönemlerinde “yük paylaşımı” tartışmasını daha görünür hâle getiriyor.

Yabancı Pasaportlu Askerlerin Sayısı da Gündemde

İsrail ordusundaki personel tartışmasının bir diğer boyutu, çifte ve çoklu vatandaşlığa sahip askerler. İsrail ordusu Mart 2025 itibarıyla bünyesinde görev yapan 50 binden fazla askerin İsrail vatandaşlığına ek olarak en az bir başka ülkenin pasaportunu taşıdığını ilk kez kamuoyuyla paylaşmıştı.

İsrail merkezli sivil toplum kuruluşu Hatzlacha adına Av. Elad Man tarafından yapılan bilgi edinme başvurusu sonucunda açıklanan verilere göre, ordudaki en büyük çifte vatandaş asker grubunu ABD pasaportu taşıyanlar oluşturuyor. Buna göre en az 12.135 ABD vatandaşı İsrail ordusunda görev yapıyor. Ayrıca 1.207 askerin ABD ve İsrail vatandaşlığına ek olarak üçüncü bir ülke pasaportuna da sahip olduğu belirtiliyor.

Verilerde Fransa’dan 6.127, Rusya’dan 5.067, Ukrayna’dan 3.901 ve Almanya’dan 1.668 kişinin İsrail ordusunda görev yaptığı bilgisi yer alıyor. Birleşik Krallık pasaportlu askerlerin sayısı ise Britanya-İsrail çifte vatandaşları ve üçüncü vatandaşlığa sahip kişilerle birlikte en az 2.069 olarak kaydedildi. Brezilya, Arjantin, Kanada, Meksika, Kolombiya ve Güney Afrika vatandaşlarının da İsrail ordusunda görev yaptığı açıklandı.

Gazze’de görev yapan yabancı pasaportlu İsrail askerleri için artık yalnızca İsrail’de değil, vatandaşlığını taşıdıkları ülkelerde de dava ve soruşturma yolu zorlanıyor. Britanya, Belçika ve Şili’deki başvurular, bu askerlerin savaş suçu ve soykırım iddiaları nedeniyle uluslararası hukuk baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler