Francesca Albanese

Mahkeme Kararı Durdurmaya Yetmedi: Albanese Yeniden ABD’nin Yaptırım Listesine Alındı

ABD, mahkeme kararı sonrası kısa bir süre önce yaptırım listesinden çıkardığı BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese’yi bir hafta sonra yeniden listeye aldı. Temyiz mahkemesinin ara kararıyla yaptırımlar yeniden devreye girerken, dosyanın merkezinde Albanese’nin UCM’ye yönelik tutumu ve yaptırımların ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediği tartışması yer alıyor.

Mahkeme Kararı Durdurmaya Yetmedi: Albanese Yeniden ABD’nin Yaptırım Listesine Alındı
Francesca Albanese. Fotoğraf: Shutterstock- lev radin

ABD, Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese’ye yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koydu. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin (OFAC) internet sitesinde yapılan güncellemeye göre Albanese’nin adı, yeniden “Özel Olarak Belirlenmiş Kişiler” yaptırım listesine eklendi.

Karar, ABD’de devam eden mahkeme sürecinin ardından geldi. ABD Bölge Yargıcı Richard Leon, 13 Mayıs 2026’da Albanese’ye yönelik yaptırımların geçici olarak durdurulmasına hükmetmişti. Kararda, yaptırımların Albanese’nin ifade özgürlüğünü ihlal etmiş olabileceği değerlendirmesi öne çıkmıştı. Bu kararın ardından ABD Hazine Bakanlığı, 20 Mayıs’ta Albanese’yi yaptırım listesinden çıkardı; Dışişleri Bakanlığı ise bunun bir politika değişikliği anlamına gelmediğini, mahkeme sürecine bağlı geçici bir adım olduğunu duyurdu.

Ancak ABD Temyiz Mahkemesinin üç yargıçtan oluşan heyeti, alt mahkemenin kararını idari olarak askıya aldı. Böylece federal hükümet, Albanese’ye yönelik yaptırımları yeniden uygulama yetkisi kazandı. OFAC’ın son güncellemesiyle Albanese, kısa süreliğine çıkarıldığı yaptırım listesine yeniden alınmış oldu. 

Washington’ın Öne Sürdüğü Gerekçe: UCM ve Gazze Dosyası

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Temmuz 2025’te yaptığı açıklamada Albanese’nin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) ABD ve İsrail vatandaşlarına karşı harekete geçmesini teşvik ettiği gerekçesiyle yaptırım listesine alındığını belirtmişti. OFAC’ın ilk yaptırım duyurusu da Albanese’ye yönelik adımın “UCM ile ilişkili yaptırımlar” kapsamında atıldığını göstermişti.

Albanese ise yaptırımların, Gazze’deki ihlallere ilişkin raporları ve uluslararası hesap verilebilirlik çağrıları nedeniyle uygulandığını savunuyor. BM Filistin Özel Raportörü olarak Albanese, İsrail’in Gazze’deki askerî operasyonları, işgal altındaki Filistin topraklarındaki uygulamaları ve uluslararası hukuka aykırılık iddiaları konusunda uzun süredir sert rapor ve açıklamalarıyla gündemde.

Bu nedenle Albanese dosyası, yalnızca bir BM uzmanına yönelik bireysel yaptırım kararı olarak değil, Gazze savaşı bağlamında uluslararası yargı süreçlerine yönelen baskının parçası olarak değerlendiriliyor. ABD’nin yaptırım politikası, UCM’nin İsrailli yetkililer hakkındaki süreçleri ve Gazze’de savaş suçu, insanlığa karşı suç ve soykırım iddialarına ilişkin hesap verilebilirlik tartışmalarıyla doğrudan kesişiyor.

Benzer Yaptırımlar UCM Yargıçlarını da Hedef Almıştı

Albanese’ye yönelik yaptırımlar, daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi mensuplarına uygulanan yaptırımları da yeniden gündeme taşıdı. ABD, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkarılan yakalama kararlarında rol alan bazı UCM isimlerini de yaptırım listesine almıştı.

Bu isimlerden biri olan UCM yargıcı Nicolas Guillou, Netanyahu ve Gallant hakkında çıkarılan tutuklama kararlarını onaylayan heyette yer aldığı gerekçesiyle ABD yaptırımlarına tabi tutuldu. Guillou, yaptırımların ardından küresel finans ve dijital hizmet sistemlerinden büyük ölçüde dışlandığını söyledi.

Guillou, kredi kartlarını kullanamadığını, bazı banka hesaplarının kapatıldığını ve yeni hesap açmakta zorluk yaşadığını belirtti. Ayrıca Airbnb, PayPal, Apple ve Expedia gibi ABD bağlantılı hizmetlere erişiminin engellendiğini, Fransa’daki bir otel rezervasyonunun da yaptırım gerekçesiyle iptal edildiğini aktardı. Yaşadığı durumu “1990’lara geri dönmek” sözleriyle tanımlayan Guillou, yaptırımların yalnızca mesleki faaliyetleri değil, gündelik hayatı da doğrudan etkilediğini ifade etti.

Uzmanlara göre ABD yaptırımları Avrupa’da doğrudan bağlayıcı olmasa da küresel finans kuruluşları ve dijital platformlar, olası yaptırım risklerinden kaçınmak için bu kuralları fiilen uygulayabiliyor. Bu durum, yaptırım listesine alınan kişilerin banka işlemlerinden dijital hizmetlere, seyahat planlarından profesyonel temaslara kadar birçok alanda sistem dışına itilmesine yol açıyor.

UCM Yargıcı: “ABD Yaptırımları Günlük Yaşamı Etkiliyor, Kararlarımı Değil”

Benzer yaptırımlara tabi tutulan bir diğer UCM yargıcı Beti Hohler de, yaptırımların günlük yaşamında ciddi zorluklara yol açtığını ancak yargısal kararlarını etkilemediğini belirtmişti. Hohler, banka işlemleri, seyahat ve finansal konularda çeşitli engellerle karşılaştığını; buna rağmen görevini bağımsız ve tarafsız biçimde sürdürdüğünü vurgulamıştı.

Hohler’e göre yaptırımlar, bireysel yargıçları hedef alsa da etkisi bununla sınırlı kalmıyor. Uluslararası ceza yargısının siyasi baskı altında bırakılması, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım iddialarının soruşturulması bakımından daha geniş bir risk doğuruyor. Hohler, yargıçların kararlarını yalnızca hukuk kuralları ve dosyadaki deliller doğrultusunda vermesi gerektiğini belirterek UCM’nin bağımsızlığının korunmasının küresel adalet açısından kritik olduğunu ifade etmişti.

Guillou da benzer biçimde, uluslararası ceza yargısına yönelik baskıların yalnızca mahkeme çalışanlarını değil, savaş suçları ve ağır insan hakları ihlallerinin mağdurlarını da etkilediğini söyledi. Ona göre bu tür yaptırımlar, adalet mekanizmalarının işleyişini zorlaştıran ve uluslararası hukukun caydırıcılığını zayıflatan sonuçlar doğuruyor.

Yaptırımların Siyasi Mesajı

Albanese’nin yeniden yaptırım listesine alınması, ABD’nin Gazze ve UCM dosyasında izlediği çizginin değişmediğini gösteriyor. Washington yönetimi, UCM’nin ABD ve İsrail vatandaşlarını hedef alan süreçlerine karşı yaptırım aracını kullanmayı sürdürüyor. Bu politika, yalnızca mahkeme mensuplarını değil, BM bünyesinde görev yapan bağımsız raportörleri de kapsayacak şekilde genişliyor.

Bu yönüyle Albanese kararı, uluslararası hukuk kurumlarının siyasi baskılardan ne ölçüde bağımsız hareket edebileceği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. BM raportörleri ve UCM yargıçlarına yönelik yaptırımlar, uluslararası hukuk alanında görev yapan kişilerin yalnızca mesleki değil, finansal ve dijital hayatlarını da etkileyen bir baskı mekanizmasına dönüşmüş durumda.

Albanese hakkındaki yaptırımların kısa süreliğine askıya alınmasının ardından yeniden yürürlüğe girmesi, bu tartışmanın son halkası oldu. Karar, Gazze savaşı bağlamında hesap verilebilirlik talepleri ile ABD’nin İsrail ve kendi vatandaşlarını uluslararası yargı süreçlerinden koruma politikası arasındaki gerilimi bir kez daha görünür kıldı. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler