Cami Saldırısı

Irkçı Tarih Kurguları San Diego’daki Cami Saldırısına Nasıl Zemin Hazırladı?

San Diego İslam Merkezi’ne düzenlenen saldırı, aşırı sağın Avrupa tarihini nasıl ırkçı ve şiddet yanlısı bir ideolojik arşive dönüştürdüğünü bir kez daha gösterdi. Hitler, SS, Haçlı Seferleri ve “ırk savaşı” imgeleri; Christchurch’ten Norveç’e, San Diego’ya uzanan küresel bir nefret dilinin ortak referansları hâline geliyor.

Irkçı Tarih Kurguları San Diego’daki Cami Saldırısına Nasıl Zemin Hazırladı?
ABD’nin California eyaletine bağlı San Diego kentindeki San Diego İslam Merkezi'ne düzenlenen saldırının ardından Lindbergh Park’ta, camiye yönelik ölümcül saldırının ardından anma etkinliği düzenlendi. Yüzlerce kişi etkinlikte bir araya gelirken, katılımcılar dua etti, hayatını kaybedenler için cami önüne çiçek ve mumlar bıraktı. | Fotoğraf: Michael Ho Wal Lee - AA.

18 Mayıs Pazartesi günü, 17 ve 18 yaşlarında iki saldırgan, hem cami hem de okul olarak kullanılan San Diego İslam Merkezi’ne saldırdı ve üç yetişkini öldürdü. Saldırganların üzerinde Nazi SS işaretleri vardı; silahlarının üzerine ise “ırk savaşı” sözleri yazılmıştı.

Bu saldırı, Avrupa tarihinin küresel aşırı sağ söylemi ve ideolojisi açısından ne kadar merkezî bir yere sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Olay, Avrupa tarihinin günümüz Amerika’sında şiddeti meşrulaştırmak için araçsallaştırılmasının son ölümcül örneklerinden biriydi.

Müslümanları Hedef Alan Saldırganlar Nasıl Bir Avrupa Algısına Sahip?

Ancak bu yalnızca ABD’ye özgü bir sorun değil. Avrupa tarihine, 2019’da Yeni Zelanda’daki Christchurch saldırganının manifestosunda da açıkça atıf yapılıyordu. Christchurch saldırısı ise Anders Breivik’in 2011’de Norveç’te gerçekleştirdiği ve esasen şiddet yanlısı beyaz milliyetçi dünya görüşünün motive ettiği saldırıdan ilham almıştı.

Bu saldırganların tamamı, hem antisemitik hem de İslamofobik şiddeti meşrulaştırmak için Adolf Hitler’den ve SS’ten ilham aldı. Ancak beyaz milliyetçi tahayyülde Avrupa tarihi çok daha erken bir dönemde başlar. Bu tahayyül, Yunan ve Roma dönemlerinde saf bir beyaz ırk bulunduğuna dair kurgulara ve 732’de Tours’da Müslüman ordusunu mağlup eden Frank lider Charles Martel gibi tarihsel figürlerin yüceltilmesine kadar uzanır.

Aynı tahayyül, 12. yüzyılda başlayan ve Kutsal Toprakları geri alma amacı taşıyan Avrupa Haçlı Seferleri’nin imgelerine de yoğun biçimde yaslanır. Haçlı Seferleri döneminde ortaya çıkan Hristiyan savaşçı keşişler tarikatı Tapınak Şövalyeleri, özellikle alternatif sağ çevreler başta olmak üzere Avrupa ve ABD’de aşırı sağın popüler hayal dünyasında güçlü bir yer edinmiştir.

Farklı siyasi aktörler, bugüne meşruiyet kazandırmak ve geleceği kaçınılmaz göstermek için geçmişe başvurur. Ancak aşırı sağ liderler açısından Avrupa tarihi özellikle kolay araçsallaştırılabilir bir malzeme sunar. Bu tarih; Hristiyan Avrupalıları, Yahudi ve Müslüman istilacılar olarak tahayyül edilen bir tehdide karşı koruma adına nefret söylemini ve nefret suçlarını meşrulaştıran hazır bir memler, metaforlar, imgeler ve kalıplar repertuvarı sağlar.

San Diego Saldırısından Öncesindeki Uyarı İşaretleri

San Diego İslam Merkezi’ne ilk kez 1992’de adım attım. UC San Diego’da lisans öğrencisiydim ve Müslüman Öğrenci Birliği olarak bölgemize ulaşmaya başlayan ilk Bosnalı Müslüman mülteciler için yardım topladığımızı duyurmak üzere oradaydım. Bu toplantıyı yapmak zorundaydık; çünkü cami cemaatinin büyük bölümü, eski Yugoslavya’da Müslümanların varlığından bile haberdar değildi.

Mayıs 2026’ya geldiğimizde, iki saldırgan merkezde gerçekleştirdikleri katliamı kamerayla kayda aldı ve Discord platformu üzerinden yayımladı; tabancalarının üzerine ise “ırk savaşı” sözlerini kazımışlardı. Ateşli silahların üzerine yazı yazmak, İslamofobik saldırılar tarihinde münferit bir örnek olmadığı gibi, saldırıları videoya kaydetmek de istisnai bir durum değildir.

Mart 2019’da Avustralya doğumlu bir erkek, Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki camiye saldırdı. 51 kişiyi öldürdü ve saldırısını kayda alarak Facebook’ta canlı yayımladı. Bu video bugün hâlâ internette dolaşımdadır.

san diego islam merkezi cami okul silahlı saldırı müslüman düşmanlığı karşıtlığı nefret islamofobi

ABD’nin California eyaletine bağlı San Diego kentindeki San Diego İslam Merkezi’ne düzenlenen saldırının ardından Lindbergh Park’ta, camiye yönelik ölümcül saldırının ardından anma etkinliği düzenlendi. Yüzlerce kişi etkinlikte bir araya gelirken, katılımcılar dua etti, hayatını kaybedenler için cami önüne çiçek ve mumlar bıraktı. | Fotoğraf: Michael Ho Wal Lee – AA.

Bosna Savaşı’ndan İlham Alan Saldırgan: Christchurch’te Ne Olmuştu?

Christchurch saldırganı, Müslümanlara karşı savaşmış çeşitli Avrupalı tarihsel figürlerin ve muharebelerin isimlerinin yazılı olduğu beş silah kullandı. Silahların üzerinde ayrıca 1991-1995 yıllarındaki Bosna Savaşı’yla bağlantılı, etnik temizliği ima eden karanlık bir örtmece niteliğindeki ırkçı “kebab remover” ifadesi de yer alıyordu.

Bu ifade, insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle çok sayıda Boşnak mültecinin ülkeyi terk etmesine yol açan Bosnalı Sırp lider Radovan Karadžić’e bir göndermedir. ABD’ye ulaşan bu mültecilerin önemli bir bölümü San Diego’ya yerleşmişti. “Kebap” kelimesini Boşnak Müslümanlarla özdeşleştiren kişi Karadžić’ti. “Kebabı ortadan kaldır.” ifadesi ise bugün hâlâ Avrupa aşırı sağında İslamofobik bir meme olarak kullanılmaktadır; kıta genelinde yaygın olan kebap dükkânları da sık sık Müslüman göçüyle özdeşleştirilmektedir.

Yeni Zelanda’daki saldırgan, Haçlı Seferleri’nden muharebelerin adlarını da silahlarına kazımıştı; çevrimiçi manifestosunda Anders Breivik’i kahramanı olarak anıyordu. Breivik, 2011’de Oslo’nun merkezinde bomba patlatarak 8 kişiyi öldürdü; ardından 69 kişiyi daha katletti. Orta Çağ Haçlı Seferleri’ne saplantılı biçimde ilgi duyan Breivik, kendi manifestosunda Tapınak Şövalyesi kılığıyla poz vermişti.

Yeni Zelanda’daki bu neo-Haçlı saldırısı, bir sonraki ay ABD’de iki saldırıya ilham verdi. Nisan 2019’da, kendilerine “Crusaders” adını veren Kansas merkezli bir milis grubunun üç üyesi, Somalili Müslüman ailelerin yaşadığı bir apartman kompleksini ve bir camiyi bombalama planını hayata geçiremeden tutuklandı.

Hitler Hayranı Olduğunu İtiraf Eden Ama Soruşturulmayan San Diegolu Saldırgan

Aynı ay, 19 yaşındaki bir öğrenci, San Diego County’nin kuzeyindeki bir sinagoga girdi ve dinî bayramları olan Pesah’ın son gününü anmak üzere toplanan cemaate ateş açtı; 60 yaşındaki bir kadını öldürdü, üç kişiyi de yaraladı. Aynı saldırgan daha önce, Christchurch saldırısından ilham alarak yerel bir camiyi yakmaya çalışmıştı.

Bu saldırgan, benim ders verdiğim Cal State University San Marcos’ta hemşirelik öğrencisiydi ve tarih bölümümün hemen karşısındaki binada eğitim görüyordu. Öğrencilere Hitler’e hayranlık duyduğunu söylemişti. Arkadaşları bunu üniversite yönetimine bildirdi; ancak yönetim, onun tarihi şiddet için araçsallaştırdığına dair bu uyarılar karşısında harekete geçmedi.

Araçsallaştırılmış Tarih Şiddeti Meşrulaştırıyor

Yeni Zelanda’daki saldırganın ve Cal State San Marcos saldırganının izinden giden San Diego cami saldırganlarının ikisi de, ölümcül saldırılarını gelecekte benzer eylemleri teşvik etmek amacıyla gerçekleştirdi. Manifestolarında, saldırılarının bir “Haçlı seferi”ne ilham vermesini tasavvur ettikleri bildiriliyor. Hatta kendilerini Yeni Zelanda’daki saldırganın “Oğulları” olarak adlandırdılar.

24 Nisan 2026’da İslam Merkezi’ne bu kez öğrenci olarak değil, topluma yönelik bir konferans veren tarih profesörü olarak döndüm. Bir tarihçi olarak, bölgemizde ve dünyada geçmişte yaşanan İslamofobi tarihine dair çalışmalarım temelinde, şiddet saldırıları riskinin arttığı konusunda cemaati uyarmak için özel bir konuma sahiptim; buna merkezin kendisi de dahildi. Ne yazık ki korkum yalnızca birkaç hafta sonra gerçeğe dönüştü.

O konferansta, Haçlı Seferleri tarihinin her yerde karşımıza çıkmasına rağmen, ne kendi kampüsümde ne de San Diego bölgesinin tamamında Müslüman Amerikalıların ve Arap Amerikalıların tarihine ayrılmış tek bir ders ya da program bulunmasından yakındım. Bu, 2012’de bölgeye kalıcı olarak taşındığımdan beri verilmesi için uğraştığım ve mücadele ettiğim bir derstir.

Irkçı ve hayal ürünü bir Avrupa tarihi anlayışından beslenen radikalleşmeyle mücadele edebiliriz. Bunun yolu, yalnızca Avrupa’nın askerî fetihlerini ve Haçlı Seferleri’ni anlatan dersler vermekten değil; aynı zamanda sıradan Müslümanların ve Arapların hem ABD’ye hem Avrupa’ya gelişlerine, çocukları ve yeni yurt edindikleri ülkeler için daha iyi bir gelecek kurma çabalarına uzanan zengin ve uzun tarihi de öğretmekten geçiyor.

NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 21 Mayıs’ta The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.

Doç. Dr. Ibrahim Al-Marashi

Ibrahim Al-Marashi, California State University San Marcos’ta (CSUSM) Orta Doğu tarihi doçenti olarak görev yapıyor; doktorasını Oxford Üniversitesi’nde modern tarih alanında, Irak’ın Kuveyt’i işgali üzerine hazırladığı tezle tamamladı. Çalışmaları özellikle 20. yüzyıl Irak tarihi, Baas dönemi devlet şiddeti, sivil-asker ilişkileri, Baas sonrası Irak devleti ve IŞİD’in dönüşümü üzerine yoğunlaşıyor.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler