Christchurch Canlı Yayında Irkçı Vahşet: Christchurch’te Neler Oldu?

2019 yılının 15 Mart tarihinde Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde Cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen silahlı saldırılarda 51 kişi hayatını kaybetti, 49 kişi ise yaralandı. İki camideki katliam, Yeni Zelanda tarihinin en kanlı saldırılarıydı. Saldırı dünya genelinde aşırı sağ ve ırkçılığın dehşetli boyutlarını da göz önüne serdi. Peki saldırılar nasıl gerçekleşti? Katilin motivasyonu neydi? Saldırı sonrasındaki süreç nasıldı? Christchurch’e dair bilinmesi gerekenler.  

Hüdanur Sarar Aykaç 15 Mart 2021

Yaklaşık 5 milyon kişinin yaşadığı ve halkının çoğu Hristiyan olan Yeni Zelanda’da Müslümanlar nüfusun sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Günümüzde ülkede yaklaşık 60 bininüzerinde Müslüman yaşıyorki, bu da genel nüfusun yüzde 1,5’ine tekabül ediyor.Yeni Zelanda’daki Müslümanların çoğu Pakistan ve Hindistan’dan gelen göçmenler.

Yeni Zelanda’daki Müslümanlarla ilgili en büyük dönüm noktası ise, 15 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen Christchurch cami saldırılarıydı.Christchurch kentindeki El Nur Camii ve Linwood İslam Merkezine yerel saatte 13.40’ta terör saldırıları gerçekleşti. Irkçısaldırıda 51 kişi hayatını kaybetti, 49 kişi ise yaralandı.

Saldırgan şehir merkezindeki ilk camiye girdiğinde yaklaşık 300 kişilik bir cemaat cuma namazı için camide bulunuyordu. Cemaate ateş açan saldırgan kask ve zırhlı bir yelek giyiyordu. İlk saldırının arkasından başka bir camide de silah sesleri yükseldi.

“Merhaba Kardeşim” Diyerek Kapıyı Açan Davud Nabi

Saldırgan, Facebook’tan canlı yayınladığı katliam videosunda da görüldüğü gibi, saldırıdan hemen önce aracında Sırp milliyetçilerinin dinlediği “Güçlü Sırbistan” ve “Bihaç’tan Petrovac köylerine” adlarıyla bilinen marşları dinliyordu. Bu marş, 1990’lardaki Bosna savaşındaki eylemleri nedeniyle soykırım ve savaş suçlarından hükümlü olan, “Bosna Kasabı” olarak bilinen Sırp lider Radovan Karadžić’e övgüler içeriyor. Sosyal medyada saldırı anı canlı olarak yayınlanırken, teröristin camiye girdiği ilk saniyeden itibaren ateş etmeye başladığı ve içeride bulunan insanları vurmaya devam ettiği görülüyordu. Katliamda hayatını kaybeden Muhammed Davud Nabi’nin, El Nur camisinin kapısını açtığı ve “Hello Brother” yani “Merhaba kardeşim” sözleriyle saldırganı selamladıktan birkaç saniye sonra hedef alınarak vurulduğu da görülüyordu. 71 yaşındaki Muhammed Davud Nabi’nin son sözleri bunlar olmuştu.

Christchurch

Yeni Zelanda'da Christchurch Cami Saldırılarıyla İligili Rapor Açıklandı

8 Aralık 2020

Saldırıyı bilgisayar oyunlarına benzer şekilde gerçekleştirdiği gözlenen teröristin, saldırı sırasında silahın şarjörünü birçok kez değiştirdiği görülüyordu. Katliamda toplamda beş silah kullanılmıştı. Silahların üzerinde, daha önce dünyanın başka bölgelerinde Müslümanlara saldırı düzenleyenlerin isimleri yer alıyordu.

Vahşet videosunu sosyal medyada canlı yayınlayan kullanıcı, aynı isimle Twitter hesabından Neonazi fikirlerin yer aldığı 74 sayfalık bir manifesto da yayımladı. Saldırıyı 2 yıl önce planlayan terörist, göçmen karşıtı manifestosunda, kendisini 28 yaşında Avustralyalı bir erkek olarak tanımlıyordu. Katliamcı, “Büyük Yer Değiştirme” (İng. “The Great Replacement”) başlıklı manifestoda 2011 yılında Norveç’te 77 kişiyi öldüren Anders Breivik’ten ilham aldığını da ifade ediyordu.

Teröristin manifestosunda Türklerle ilgili bir bölüm de vardı. “Türklere” başlığının yer aldığı paragrafta şu açıklamalarla nefret kusan saldırgan açıkça tehditte bulunuyordu: “Topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz’ın Doğu yakasında. Ama Boğaz’ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa’ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinapolis’e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak ettiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak.”

Saldırının Hemen Ardından

Saldırılardan kısa bir süre sonra Facebook, canlı yayın görüntülerini sildi. Twitter da söz konusu hesabı askıya aldı.

Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında farklı otomobillerde patlayıcı ele geçirildiği açıklandı. Ayrıca failin katliamda kullandığı silahları ülkede yasal bir şekilde temin ettiği öğrenildi. Saldırıların ardından ülkedeki güvenlik seviyesi en yüksek düzeye çıkarıldı. Bölgedeki tüm okul ve kamu binaları güvenlik gerekçesiyle uzun bir süre kapalı tutuldu. Halka ve özellikle Müslümanlara dışarıya çıkmamaları konusunda uyarılarda bulunuldu.

Hain saldırıyıdüzenleyen teröristin 28 yaşındaki Brenton Tarrantisimli bir Avustralyalı olduğu ortaya çıktı. İskoç bir ailenin çocuğu olan Tarrant, yayınladığı manifestoda kendisini “Avrupalı” olarak tanımlıyor ve “Dilimin kökenleri Avrupalı, kültürüm Avrupalı, politik görüşlerim Avrupalı, felsefi görüşlerim Avrupalı, kimliğim Avrupalı ve en önemlisi kanım Avrupalı” diyordu.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern ilk açıklamalarını yaparken, eylemin bir terör saldırısı olduğunu ve Yeni Zelanda’nın, tarihinin en karanlık günlerinden birini yaşadığını belirtti. Ardern, “Bu aşırı şiddet eyleminden etkilenen insanların çoğu, mülteci ve göçmen topluluklarımız olacak. Yeni Zelanda onların evi. Burada güvende olmalılar.” ifadeleri ve birleştirici tavrıyla, aldığı tedbirler ve terör mağduru Müslüman vatandaşlara sıcak yaklaşımıyla ulusal ve uluslararası kamuoyunun takdirini kazandı.

Christchurch

Christchurch'ta Oğlunu Kaybeden Anneden Katile: "Seni Affediyorum"

24 Ağustos 2020

Yeni Zelanda’nın tüm kentlerinde Christchurch’teki El Nur ve Linwood camilerinde hayatını kaybedenler için anma törenleri düzenlendi. Terör saldırısının ardından ilk cuma günü, okunan ezan devlet televizyonu ve radyosundan canlı olarak yayınlandı. Başbakan Ardern, kılınan cuma namazına bizzat katıldı. Namaz kılınmadan önce kısa bir konuşma yapan Ardern, “Peygamber Muhammed dedi ki, ‘Karşılıklı şefkat, merhamet ve sempatileri ile inananlar tek bir beden gibidir. Vücudun herhangi bir kısmı acı çekerse, tüm vücut acı hisseder.’ Yeni Zelanda da sizinle. Yasta biriz.” ifadeleri kullanarak konuşmasına bir hadisle başladı. Başbakan Ardern’in çağrısı üzerine, ülke genelinde yapılan anma törenlerinde çok sayıda Yeni Zelandalı kadın sembolik başörtüsü takarak Müslümanlara destek verdi.

Terörist Pişman Değil

Yeni Zelanda’da cuma namazı esnasında iki ayrı camiye düzenlenen terör saldırıları uluslararası kamuoyunda da yoğun tepkiyle karşılandı.Birçok ülkenin devlet ve hükûmet yetkilileri ve uluslararası kuruluşlar saldırıyı kınayan mesajlar yayınlandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Yeni Zelanda’daki terör saldırılarına ilişkin, “Yeni Zelanda’da huzur içinde ibadet edilen camide ırkçı nefret nedeniyle öldürülenler için yas tutuyorum. Bu teröre karşı yan yana duruyoruz.’” açıklamalarında bulundu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, kınama mesajı yayımladı ve İslamofobi’yle mücadelede el ele verme mesajı verdi. Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, kanlı saldırıya tepki göstererek, “Christchurch’te ibadet ve dua eden insanlara yönelik düzenlenen terör saldırısı korkunç ve barbarca bir saldırıdır. Böyle hain ve gaddarca yapılmış bir saldırı en sert şekilde kınanmalıdır.” dedi.

Saldırıyı düzenleyen aşırı sağcı terörist Brenton Tarrant, mahkemede savunma hakkını kullanmak istemediğini açıkladı. Tarrant, son duruşmalarda dinlenen 90’dan fazla kurban yakını ve mağdurun açıklamalarını soğukkanlılıkla takip etti ve hiçbir pişmanlık belirtisi göstermedi. Cami saldırısında yaralanan Afgan mülteci Mirwais Veziri, mahkeme salonunda saldırgana ders niteliğinde olan şu cümleleri kullandı: “Yeni Zelanda’da yaşadığım ve çalıştığım 17 yıl boyunca Afganistanlı olduğum için insanlar dalga geçmek için, şaka olarak ya da bilerek bana ‘terörist’ diyorlardı. Ama bu etiketi benim üzerimden aldın. Bugün terörist denilen kişi sensin ve sen dünyaya Müslüman olarak benim, bizlerin terörist olmadığını kanıtladın.”

Auckland kentinde, yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutuklu bulunan 29 yaşındaki sanık video bağlantısıyla katıldığı duruşmada, hakkındaki 51 cinayet, 40 kez cinayete teşebbüs ve terör suçlamalarının tamamını kabul etti.

Mahkeme, zanlı Brenton Tarrant şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu cezaevinde kalmasına karar verdi. Şartlı tahliye olanağına tamamen kapalı olan ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı Yeni Zelanda’da bugüne dek verilen en ağır mahkumiyet cezası oldu.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar