Dosya: "Balkanlar ve Kimlik" Balkanlarda Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat Anlayışının Canlanması

Balkanlar ve Kimlik

Farklı devletler idaresinde yüzyıllar boyunca çetin savaşlar atlatan Boşnak Müslümanlar 500 yılı aşkın süredir Ehl-i sünnet ve’l cemaat anlayışı içerisinde yaşıyorlar. Farklılıklarla münasebetin ardından değişikliklere uğrayan Boşnak Müslüman kimliğinde Ehl-i sünnet ve’l cemaat anlayışının yeniden canlanması da büyük önem taşıyor.

Džemaludin Latić 1 Mayıs 2015

Komünizmin çöküşü ve eski Yugoslavya’nın çok partili sisteme geçmesiyle birlikte, bu bölgedeki ülkelerin devlet teşkilatı ve siyasal oluşumlarının dağılması sonucunda ülke vatandaşları, eski sosyalist bloğa ait olan tüm ülkelerde dinlerini ifade etme yasağından ve buna karşı çıkanların cezalandırıldığı dönemden kurtulmuş, yeniden dinî geleneklerine dönmeye başlamışlardır. Bu geniş alanda “Yeniden İslamlaşma”nın yanı sıra “Yeniden Hristiyanlaşma” da etkisini göstermeye başlamış, milletler dinî inançlarını tabiri caizse güncellemişlerdir. İbadet yerlerinin yanı sıra, birçok eğitim ve kültür kurumunda, medya aracılığıyla dinin öğretilebilmesi küreselleşmiş dünyada yeni dindarlık tiplerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dünyayı keşfetme ve dünyaya açılmayı sağlayan yeni teknolojik bilgi ve muazzam iletişim imkânları ile insanlar her geçen gün daha çok bu “küresel köy”ün vatandaşları hâline gelmektedir. Bu çerçevede, birçok bilginin insanlara servis edildiği çağımızda henüz bir bilgiyi benimseyemeden hemen arkasından bir yenisi sunulmaktadır. İnsanlar her geçen gün kendilerini ve dünyayı daha az sorgulamakta ve varoluşsal sorulara giderek daha hızlı ve daha kesin cevaplar vermektedirler. Bütün bunlar, metafiziğe aç gözlülükle bakan aşırı materyalist dünya görüşü ile birlikte genç kuşakların dindarlığına da yansımaktadır. Müslümanlar da bu olayların dışında tutulamaz, onlar da bu yaşananların bir parçasıdır. İslam’a, onun değerlerine ve geleneklerine geri dönüş gibi olumlu olayların yanı sıra, bu süreçte ortaya çıkan olumsuzluklardan da bahsetmek gerekir.

Küreselleşmenin getirdiği yeni dalga, Bosna ve Balkan yarımadasında yüzyıllardır yaşayan İslam geleneğini de tehlikeye atmıştır. Bu coğrafyada İslam geleneğinin oluşması ve öğreniminin Osmanlı Devleti’nde hâkim Hanefilik mezhebi sayesinde gerçekleşmiş olduğu bilinen bir gerçektir. Bunun yanı sıra Boşnak ve Balkanlar’daki diğer Müslüman etnik grupların örf ve âdetlerine zarar vermeyen İslam bu topraklarda asırlarca etkisini sürdürmüştür.

Boşnak İslam geleneğine yönelik tehdit, Müslüman cemaatlerin ayrışmasına, yerel istikrarsızlığa, hatta yer yer mezhep çatışmalarına sebep olmuştur. Bunlar henüz yaygınlık kazanmış değilse de belirtileri kendini göstermektedir. Bu sorunu göz önünde bulunduran Bosna Hersek İslam Cemiyeti Birliği “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat: Balkan Müslümanlarının Geleneği” başlığı altında uluslararası bir konferans bile düzenlemiştir. Hamisi Reis’ül-ulema Husein Kavazoviç olan bu konferansta Ehl-i sünnet ve’l-cemaat konusunun ele alınmasının yanı sıra Balkanlar’daki Müslüman cemaatlerin İslam gelenekleri, Vahabilik, Şiilik, heterodoks tasavvuf (örneğin Bektaşilik) ve modernizm ideolojisine itiraz edilmiş, her türlü mezhebin sözde Müslüman birliğini sağladığına yönelik kurulan tezler bilimsel olarak çürütülmüştür. Konferansta öğrencilere ve imamlara Balkanlar’daki hl-i sünnet ve’l-cemaat anlayışını hangi yollarla koruyacaklarına dair birçok yöntem ve öneri sunulmuş, önemli sonuçlar ortaya konmuştur.

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat, kıyamet gününe kadar Hz. Peygamber’i (s.a.v.), Kur’an ve Sünneti takip edenlerin yoludur. Ümmet birliğinin sağlanması ve tarikat ayrımının önüne geçilmesi ancak Ehl-i sünnet vel-cemaat’e bağlılıkla sağlanabilir. Balkan yarımadası Müslümanları Ehl-i sünnet ve’l-cemaat anlayışını beş yüz yıl önce kabul etmiş ve günümüze kadar devam ettirmişlerdir. Osmanlı dönemi ve sonrasında da Balkanlar’daki ulema ve İslam Birliği, ehl-i sünnet ve’l-cemaat eğitim geleneğini sürdürmeye devam etmiştir.

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat eğitimi Balkan Müslümanlarının dinî birliğini güçlendirmek için en önemli araçlardan biridir. Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in dört mezhebinden biri olan Hanefîlik mezhebine göre Balkan Müslümanları namaz kılan ve yüzü kıbleye dönen herkesi din kardeşi olarak görür, Müslümanları ve geleneklerinin varlığını tehdit edecek her türlü tavize ve mezhebe karşı çıkar. Balkan Müslümanları bugünün koşullarında Hanefîlik mezhebini Ehl-i sünnet ve’l-cemaat doğrultusunda yaşamış, Kur’an ve ilk nesillerin geleneğine, fıkıh anlayışına, ibadet ve muamelatına bağlı kalmışlardır.

Görevleri, söz ve uygulamaları ile Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’i korumak olan Boşnak Müslümanlarının ulemaları bu zamana kadar süre gelen gelenekler doğrultusunda dinlerini yorumlamaya devam edecek, tüm İslam ilimlerinde içtihat doğrultusunda hizmet vereceklerdir. İslam bilimlerinde yeterli bilgi ve eğitime sahip olmayan Müslümanların ise ulemalarını ve İslam’ın kurumsal yorumlarını takip etmeleri gerekir.

Balkanlar’daki Müslümanların stratejik çıkarları ve hedefleri başka hedeflerin ön koşulu olan dinî birliklerini korumak, dinleri ve İslam medeniyetinin yanı sıra yaşadıkları ülkenin yasal yol ve kaynakları doğrultusunda ait oldukları değerleri yeniden kazanmak üzerine kuruludur. Müslümanlar ellerinden alınıp yok olan vakıflarını yenileyip yaşadıkları sosyal ortamın ve birliğin gelişimine katkı sağlamalıdır.

Günümüzde Avrupa Birliğine girmiş ya da girmeye hazırlanan Balkan Müslüman ülkeleri, Balkanların her ülkesini dârül-ahd (karşılıklı anlaşma alanı) olarak görmektedir ve bu doğrultuda atılan adımlara ellerinden gelen katkıyı sağlamaya hazırdırlar.

Yüzyıllarca süren sömürgeciliğin ardından yeni dönemde Balkan Müslümanları Medine’lerine, yani bütün dinlere ve insanlığa, kültürlere, yasal ve fikrî düzen ve refahlara açık olan merhamet ve adalet medeniyetine geri dönmeye başlamışlardır.

Balkan Müslümanları ulemanın, ümmete ve bütün insanlığa karşı sorumluluklarının farkındadır ve bu hedeflere ulaşmada, Türk Diyaneti, İslam İşbirliği Teşkilatı, İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) gibi resmî veya gayriresmi kurumlarla tesis edilebilecek iş birliğinin büyük katkılar sağlayacaklarının altını çizmektedir. Ayrıca Balkan Müslümanları mezhepçiliğin ortaya çıkarabileceği tehlikeleri ve buna karşı her alanda mücadele edilmesi gerektiği konusunda Müslümanların bilinçlenmelerinin ne kadar önemli olduğunun da farkındadır.

Fotoğraf: ©Flickr.com/Andreas Lehner 2014

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar