Irkçılık Avusturya’da 2020 Yılında 3 Bin 39 Irkçı Eylem Kayıt Altına Alındı

Avusturya’da yayımlanan 2020 yılı ZARA ırkçılık raporu, ülkede geçen yıl kayda geçen ırkçı eylemlerin sayısının bir önceki yıla göre üçte bir oranında arttığını ortaya koyuyor.

admin 8 Nisan 2021

Avusturya’da 20 yıldır ırkçılık vakalarını rapor eden sivil toplum kuruluşu Irkçılık Karşıtı Çalışma ve Sivil Tepki (ZARA) derneği, 2020 yılı ırkçılık raporunu yayımladı. Rapora göre Avusturya’da 2020 yılında 3 bin 39 ırkçı eylem kayda geçti. Bu sayı bir önceki yıla göre ırkçı eylemlerde üçte bir oranında bir yükselişe işaret ediyor. 2019 yılında bin 950 ırkçı eylem kayda geçmişti.

Irkçı vakalara dair bildirimlerin artışında korona salgını, George Floyd’un ırkçı saiklerle öldürülmesinin ardından gerçekleşen ırkçılık karşıtı gösteriler ve Viyana’da gerçekleşen terör saldırısı gibi 2020 yılına damga vuran gelişmelerin etkili olduğu düşünülüyor.

“Irkçılığı Görünür Kılarak, Onu Daha Mücadele Edilebilir Hâle Getiriyoruz

Rapora göre 2020 yılında internet üzerinden ırkçılığa uğrayanların sayısı iki katına çıktı.  Bu artışın, koronavirüs salgını nedeniyle hayatın daha çok sanal platformlara taşınması ve buna bağlı olarak daha çok insanın ırkçılığı çevrimiçi ortamda deneyimlemesi ile ilgili olduğu vurgulandı. İnternet ortamında karşılaşılan ırkçı vakalara dair artan bildirimlerin ise çevrimiçi nefretin nispeten daha kolay raporlanabilir olmasından kaynaklanabileceği bildirildi. Çevrimiçi nefretle mücadele kapsamında çıkarılan yeni yasa paketi sayesinde, gelecekte daha fazla mağdurun kendilerini yasal olarak savunabileceği düşünülüyor.

ZARA Genel Müdürü Caroline Kerschbaumer çevrimiçi ırkçılık hakkında, “2020’de ırkçılık ve nefret konuları internette geleneksel ve sosyal medya platformlarında oldukça gündemdeydi. Bu durum farkındalık yaratarak daha fazla görmemize, daha fazla kulak vermemize, müdahil olmamıza ve ayrıca daha fazla bildiride bulunmamıza neden oluyor. Irkçılığı görünür kılarak, onu daha mücadele edilebilir hâle de getiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Irkçılıkla Mücadele Kriz Zamanlarında Ertelenmez”

Irkçı saldırıların en çok yer bulduğu mecra, 2 bin 148 vaka sayısı ile internet oldu. Bunu 303 ırkçılık vaka sayısıyla kamuya açık yerler takip etti. Tüm bildirilerin yaklaşık dörtte birinin, ten rengi nedeniyle siyahlara ve beyaz olmayan insanlara yönelik ırkçılıkla ilgili olduğu tespit edildi. Saldırıların üçte birini ise hizmet alımı veya yaşanılan çevrede karşılaşılan vakalar oluşturuyor.

ZARA Danışmanlık Birimi Müdürü Dilber Dikme, “Hayatın neredeyse tamamen yaşanılan ev ve iş arasında gerçekleştiği bir dönemde, bu özellikle katlanılmaz bir durum ve ırkçılığa karşı önlemlerin özellikle kriz zamanlarında ertelenemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.” şeklinde konuştu.

“Irkçılığa Karşı Acil Bir Eylem Planına İhtiyaç Var

Avusturya‘da “terör yapılanması oluşturmak, teröre finansal destek, organize suç örgütü ve kara para aklamak” suçlamalarıyla 9 Kasım’da 60 adrese yönelik yapılan ve “Luxor Operasyonu” adı verilen polis baskınlarında, 30 Müslüman aktivist ve akademisyen gözaltına alınarak sorgulanmış, daha sonra serbest bırakılmıştı.

Eylül 2019’dan itibaren Caroline Kerschbaumer ile yönetimi üstlenen ZARA 2. Genel Müdürü Barbara Liegl de ırkçılıkla mücadelede etkili tedbirler alınması için çağrıda bulundu. Liegl, “2020’de, Luxor Operasyonu’nun gerçekleştirilme şekli gibi, birleştirmek yerine bölen bazı siyasi kararlar alındı. Pek çok insan bu bağlamda bize Müslüman olarak sokağa çıkmaya korktuklarını ifade etti. Avusturya’nın acilen daha önce ilan edilen ırkçılığa karşı eylem planına ihtiyacı var ve bu plan ırkçılığın her türüyle eşit şekilde mücadele etmeli!” şeklinde konuştu. (P)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar