Başörtüsü Yasağı Belçika’da Toplu Taşıma Şirketinin “Başörtüsü Ayrımcılığına” Mahkeme Engeli

Belçika'nın başkenti Brüksel'deki toplu taşıma şirketi STIB'nin bir kadını "başörtülü olduğu için" işe almaması üzerine başlayan yargı sürecinde, çalışanların başörtülü olamayacağına yönelik şirket kararı kaldırılıyor.

Enise Yılmaz 1 Haziran 2021

Belçika’nın başkenti Brüksel’deki toplu taşıma şirketi STIB’nin başörtüsü yasağına karşı yargı süreci, şirketin verdiği iş ilanına başvuran başörtülü bir kadının 2015’teki başvurusunun reddedilmesiyle başladı.

Aynı kadın bir ay sonra tekrar STIB’ye iş için başvurdu ve yine reddedildi. STIB, ret gerekçesi olarak, şirketin işçi çalıştırma yönetmeliğinin “dini, siyasi ve felsefi inançlara ait sembollere” izin vermemesini gösterdi.

“STIB Ayrımcılık Yaptı”

Bunun üzerine UNIA adlı bir insan hakları kuruluşu, başörtülü kadının durumunu mahkemeye taşıdı. Yargı süreci sonunda mahkeme, mayıs ayındaki kararında STIB’nin ayrımcılık yaptığını bildirdi.

Mahkeme, STIB’nin başörtüsü yasağının şirketin “tarafsızlık” ilkesiyle bağdaşmadığına ayrıca cinsiyet ayrımcılığı anlamına geldiğine hükmetti. Kararda, Müslüman erkeklerin benzer simgeleri kullanabildiğine işaret edilerek kadınlara ayrımcılık yapıldığı belirtildi.

STIB ise mahkemenin bu kararı üzerine davayı temyize götürmeme kararı aldı. Böylece “başı kapatan ve dini, siyasi ve felsefi inançları simgeleyen” örtülere yönelik şirket yasağının kaldırılmasının yolu açıldı.

STIB Yönetim Kurulu Başkanı Merlijn Erbuer, mahkeme kararıyla ilgili açıklamasında, “STIB, her zaman çeşitliliğin öncüsü olmuştur. Bu yolda ilerlemeye devam etmek istediğimiz için şirketimizin idari komitesi mahkemenin kararına itiraz etmemeyi kararlaştırdı.” ifadesini kullandı. (AA)

Enise Yılmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif’in yayın kurulu üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar