ABD'de İslamofobi Pamela Geller: İslam Düşmanlığını Paralı İşe Dönüştürmek

Teksas’ta iki kişinin Hz. Muhammed’e dair karikatürlerin sergilendiği galeriye saldırı düzenlemeleri uzun süre gündemi meşgul etti. Galerinin arkasında ise İslam düşmanlığını, karşılığında para alınan bir işe dönüştürmüş biri var: Pamela Geller.

Milena Rampoldi 1 Haziran 2015

Amerika’da iki şüpheli, Hz. Muhammed karikatürlerinin sergilendiği İslam düşmanı bir galeriyi basar. Ateş açarlar ve sonunda polis tarafından öldürülürler. Aslında bu trajedinin arkasında başka kimlerin olduğu ve sağcı popülist Geert Wilders gibi katılımcıların bulunduğu bu tarz bir serginin neden organize edildiği sorulmalıdır. Bu işin arkasında hobisini mesleğe dönüştürmüş bir kadın vardır; bu kadının amacı da popülist İslam “eleştirisi”ni yaymaktır.

Pamela Geller Siyonist, kapitalist, “umutsuz ev kadını” İslamofobisinin vücut bulmuş hâli. Geller’in medya bağımlısı tavrı sebebiyle her insan hayatının bir noktasında onunla karşılaşmak zorunda. Herkes onun hakkında konuşuyor, Amerika’da yaşayan ve Geller’in yüksek finansmanlı stratejisinin nasıl işlediğini bilen Yahudi yurttaşları dahi ondan bahsediyor. Yıllık en son

960 bin dolar meblağa ulaşan bağışların 200 bin dolarını maaş olarak kendi cebine atan Geller’in stratejisi, bilhassa kendi şahsını açık ve kati bir İslam düşmanı olarak tanımlaması ve hayatını İslam’la alenen savaşmak üzere şekillendirmesi etrafında oluşmuş durumda. Geller, kapitalist bir sistem içerisinde İslam düşmanlığını, karşılığında ücret alınan bir işe çevirdi. Örneğin mayıs ayının başlarında Garland’da 10 bin dolar gibi yüksek bir meblağ karşılığında Hz. Peygamberin (s.a.v.) “en İslam düşmanı” karikatürünü çizme hedefli yarışmalar organize etti. İslam düşmanı sözde sanat para getiriyor ve böylece neoliberal, kapitalist fikir ve yayın özgürlüğüne kapsamına alınıyor.

İşte bu yöntemler ile Pamela Geller kendi ellerine kir bulaştırmadan Teksas’ın Garland şehrinde mayıs ayı başlarında iki insanın ölümüne sebep oldu. Karikatür yarışması New York merkezli Amerikan Özgürlük Koruma İnisiyatifi (İng. “American Freedom Defense Initiative”) adlı İslam düşmanı organizasyon tarafından düzenlendi. 11 Eylül’den sonra kendisini İslam ve arz ettiği sözde tehlike üzerine bilgi toplamakla görevlendirilmiş sanan Pamela Geller silahlı saldırıdan hemen sonra “Atlas Shrugs” adlı bloğunda şunları yazmıştır: “Bu savaş demektir.” Bu olaylardan yola çıkarak Geller’in dinamik İslam düşmanı paradigması kronolojik olarak şöyle tanımlanabilir: İlk adım olarak bağış kampanyası, sonrasında finansal destekli kışkırtma, “tahrik edilmiş cihatçı” tepki ve sonuç olarak özgürlük düşmanlarının savaş ilan etmesi ile Geller’in işinin gerekliliği için yeteri kadar kanıtın toplanmış olması.

Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Bu bağlamda kim kime savaş ilan etmekte ve kim kimi manipüle etmektedir? Geller için bu bağlamda önemli olan İslam’a karşı savaş açılması değil; aksine Müslümanların ifade ve basın özgürlüğüne savaş açmalarıdır. Bu bakış aynı Charlie Hebdo gibi, ama sadece entelektüel olarak birkaç basamak daha aşağıda bir bakıştır. Wilders gibi Geller de kendisini “şiddet uygulayan Müslümanlara” karşı özgür ve liberal dünya tarafında bir konuma sahip görüyor. Bu hastalıklı bakışa göre İslam’ın nasyonal sosyalizmi ve antisemitizmi de etki altına aldığı sıkça dile getiriliyor. Bu bağlamda aktörümüz, yani boş zaman aktivitesi olarak İslam düşmanlığı güden bu ev kadını şu hususu atlıyor: Araplar da Yahudiler gibi Sami halklarından ve dünya onun göstermek istediği gibi kutuplaşmış durumda değil.

Peki, bu kadına ve sahip olduğu kapitalist güce karşı ne yapılabilir? Britanya makamlarının Geller’e ülkeye giriş izni vermemesi takdir edilesidir. Çünkü bu kadın her nereye gitse, kışkırtmalara bağışıklık kazanmamış Müslümanları veya sahte bayrak casuslarını provoke etmektedir.

Charlie Hebdo bu mesele ile ilgili her ne kadar, “Müslümanlar mizahtan anlamıyor.” dese de benim de, Charlie ile Pamela’nın da özgürlükleri başka bir kişinin ifade özgürlüğünün başladığı yerde biter. Benim için kendi ifade özgürlüğüm bilhassa başkalarına iftira atma ve onları insanlık dışı gösterme hususlarında tükenir. Kanaatimce Geller’i medya sahnesinden uzaklaştırmak isteyenler de ifade özgürlüğüne karşı değildir. Aksine insan haklarını gözetmektedirler.

Geller’in çizdiği tamamen saptırılmış İslam tablosu ile Geert Wilders ve Ayaan Hirsi Ali’nin İslam tablosunun birçok hususta ortak noktaları var, fakat Geller stratejik ve medyatik anlamda bu ikisinden çok daha had bilmez ve kışkırtıcı. Ayaan Hirsi Ali kendi yaşadığı Somalili Müslüman geleneklerini gerçek İslam’dan ayırt edemiyor ve her nasılsa örneğin kadınları İslam düşmanlığı adına yerel gelenek olan kadın sünnetinden koruduğunu sanıyor. Wilders tek taraflı, İslam düşmanı tek adam parti programında, “kirli başörtüleri” ve “bebek arabası cihadını” Hollanda sokaklarından uzaklaştırma talebini konu ediniyor ve böylece Hollanda’yı ve Batı’yı, “buraları fethetmeye çalışan Müslüman göçmenler”den kurtarmayı hedefliyor. Fakat Geller isimli milyoner kendisine, kendi provokasyonu sonucunda şiddet oluşmasını eğlenceli bulan bir film artisti görüntüsü veriyor.

Pamela Geller kendisini her ne kadar özgürlük aşığı bir kadın olarak tanıtsa da; yüzeyselliğinden, durmadan ateşle ve başka insanların hayatları ile oynamasından dolayı elbette bunun tam tersi. Diyalektik yollardan çözüme ulaşamayacaklarını düşünen insanları katil yapan bir kişi asla özgürlük yanlısı bir insan olamaz; aksine katilin ta kendisidir.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar