2018 İtalya Genel Seçimleri İtalya | Aşırı Sağ Korosu Müslümanlar İçin Endişe Kaynağı

Üç merkez-sol başbakanın ardından (Enrico Letta, Matteo Renzi, Paolo Gentiloni) İtalyanlar 4 Mart’ta ülkenin yeni hükümetini belirleyecek seçimler için sandık başına gidecek. Herhangi bir partinin tek başına iktidar olma şansı neredeyse imkansız.

Mehmet Enes Beşer 16 Şubat 2018

Demokrat Parti milletvekili Ettore Rosato’nun Meclis’e sunduğu Rosatellum adlı yeni seçim yasası tasarısı geçtiğimiz sene 215’e karşı 375 oyla kabul edildiğinde kimse İtalya siyasi hayatının bu denli değişeceğini tahmin etmiyordu. Bazı yorumcular tarafından “Anti-Sezar” olarak adlandırılan yeni yasayla bir partinin tek başına iktidar olması neredeyse imkansız. Oldukça düşük olan bu ihtimalin gerçekleşmesi için partilerden veya ittifaklardan birinin, kabaca bir hesapla yüzde %40’ın üzerinde bir oy oranına ulaşması gerekiyor. Ancak böyle yüksek bir orana sahip olduğunda partiler hem Senato hem Meclis’te çoğunluğu yakalayabiliyor. Çok parçalı ülke siyasetinde bir tarafın tek başına bu orana ulaşması ise “imkansız”la eş görülüyor.

Bu durum sebebiyle yaklaşan seçimler, “kim kazanırsa kazansın ülkeyi yönetemeyecek” şeklinde ironik yorumlara yol açıyor.

 

Parçalanmış Bir Siyasal Sistem

Kendini merkez-solda konumlandıran Demokrat Parti’nin (PD) başında Floransa Belediye Başkanlığı’ndan Başbakanlığa yükselen genç bir isim, Matteo Renzi var. 4 Aralık 2016’daki anayasa referandumunda mağlup olmasının ardından görevinden istifa eden Renzi, partisinin başında seçime girerek Başbakanlık koltuğuna yeniden oturmayı planlıyor.

Ancak Demokrat Parti, 2017’nin sonunda yaşadığı parti içi krizler sebebiyle oldukça zor günler geçiriyor. Çalışma hayatı ve emeklilikle ilgili planlanan bazı reformlarda partilerinin görüşünü paylaşmayan bir grup milletvekili, istifalarını sunarak sol eğilimli Özgür ve Eşit (Liberi e Uguali) hareketine katılmıştı. Ocak ayındaki anketlerde yüzde 25’lik bir desteğe sahip olduğu görünse de bu desteğin zamanla azaldığı öngörüler arasında.

 

Kamuoyunun mafyayla mücadele davalarından tanıdığı eski savcı Pietro Grasso, Özgür ve Eşit hareketinin liderliğini yürütüyor. Aynı zamanda Senato Başkanlığı görevinde bulunan Grasso, Demokrat Partili Renzi’nin en büyük rakibi konumunda. Özellikle sosyal politikalar ve finansal reformalar konusunda merkez-sol PD’ye sert bir muhalefet yürüten Özgür ve Eşit Hareketi’nin seçimlerde PD’ye hatırı sayılır bir miktarda oy kaybı yaşatacağı düşünülüyor.

Sol hareketin odak noktasında hükümetin yürütmekte olduğu çalışma reformları bulunuyor. İş hayatını doğrudan etkileyecek bu düzenlemelerde işçi hakları ve sosyal yardımların vurgulanması gerektiğini savunan hareketin anketlerde oy oranı yüzde 5-6 arasında değişiyor.

 

Seçimin favorisi olarak gösterilen Beş Yıldız Hareketi, daha önce Mafya skandalı sebebiyle tekrarlanan başkent Roma Belediyesi seçimlerini kazanmasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Eski bir komedyen olan Ettore Rosato’nun kurucu genel başkanlığını yürüttüğü parti, 2009’da kurulduktan sonra eleştirel söylemleriyle büyük sempati kazanarak kısa sürede popülerlik kazanmıştı. Şu an anketlerde harekete destek oranı 25 ila 28 arasında değişiyor.

 

Liberal çizgideki +Avrupa, parti isimlerinin çoğu zaman yanıltıcı olduğu İtalya siyasetinde bir istisnayı temsil ediyor. İsmiyle müsemma +Avrupa’nın temel hedefi, Avrupa Birliği ile ilişkilerin “mükemmel” seviyede tutulması. Ancak ülkede AB’ye destek oranı son on yılda ciddi biçimde düşmüş vaziyette. Toplumsal destek oranına göre sıralandığında İtalya, 28 AB üyesi arasında 23. sırada bulunuyor. Ayrıca İtalyanların %34’ü Birlik’ten çıkılması gerektiğini düşünüyor, ki bu, Yunanistan’dan sonra en yüksek ikinci oran.

 

Renzi’nin Demokrat Partisi ile ittifak halinde seçimlere girecek olan +Avrupa’nın  liderliğini ülkenin önde gelen insan hakları aktivistlerinden Bruno Tabacci üstleniyor. Demokrat Parti-Eşit ve Özgür Parti ikileminin dışında kalmayı tercih eden yüksek eğitimli gençler arasında geniş bir tabana sahip olan partinin İtalyan diasporasında da ciddi bir destekçi kitlesi bulunuyor. Son anketlere göre +Avrupa’nın oy oranı yüzde 3 civarında.

 

Aşırı Sağ Korosu Müslümanlar İçin Endişe Kaynağı

Bitmek bilmeyen skandallarıyla siyasetin yanı sıra magazin gündeminde de boy gösteren Silvio Berlusconi’nin partisi, seçimlerin gizli favorisi. Genel başkanıyla özdeşleyen Forza Italia, ülke siyasetinde merkez-sağ boşluğunu doldurmaya devam ediyor. 2013’teki vergi kaçakçılığı davasıyla sıkıntılı bir süreç yaşayan Berlusconi (81), ilerleyen yaşına rağmen Başbakanlık hedefiyle seçimlere hazırlanıyor. “İtalya’yı popülizm belasından kurtarma” vaadiyle öne çıkan partinin destek oranı son anketlere göre yüzde 15 civarında. Ancak çok kısa bir sürede olumlu veya olumsuz yönde keskin bir değişime sebep olabilecek bir genel başkana sahip oldukları unutulmamalı.

 

Avrupa Birliği, göçmenler, İslam, Müslümanlar… Kuzey Ligi’nin düşman olduğu kelimelerin listesi daha uzatılabilir. Ancak bir fikir vermesi açısından bu dörtlü yeterli. Seçimlerde Berlusconi’nin partisi ile ittifaka giren aşırı sağcı partinin hedefleri arasında zengin kuzey bölgelerinin önce otonomi, ardından da bağımsızlığa kavuşması bulunuyor. Seçim kampanyası sırasında sık sık göçmenleri ve Müslümanları hedef alan açıklamalar yapan Genel Başkan Matteo Salvini, 2015’ten itibaren yoğunlaşan göçmen akınını, İtalya için bir “İslamlaşma tehdidi” olarak gördüğünü beyan ediyor. Ekonomik gidişattan rahatsız olan orta ve alt sınıflardan da destek bulan partinin oy oranlarının ittifakın ardından yükselişe geçtiği bildiriliyor. 2013’te yüzde 4 olan Kuzey Ligi’nin oy oranı şu anki anketlere göre yüzde 15’e yaklaşmış durumda.

 

Ülke siyasetindeki tek kadın genel başkana sahip olan İtalya’nın Kardeşleri, Kuzey Ligi’nin güneydeki muadili olarak gösteriliyor. Giorgia Meloni liderliğindeki aşırı sağ parti, Berlusconi-Salvini ittifakına üçüncü olarak katılıyor. Anketlere göre parti yüzde 5’e yakın bir seçmen kitlesine sahip.

 

Berlusconi, Salvini ve Meloni’nin içinde yer alacağı bir koalisyon hükümetinin ülkedeki göçmenler ve Müslüman toplumu için gerçek bir felaket olacağını söylemek abartılı olmaz. Anket rakamları alt alta toplandığında yüzde 35 rakamına ulaşılsa da seçimlerde matematiğin devre dışı kaldığı durumlar yaşanabiliyor. Öyle ya da böyle, bu tarz bir üçlü ittifakın oluşması ihtimali dahi ülkedeki göçmenlerin ve sayıları 1.5 milyonu aşan Müslüman toplumunun geleceği açısından endişe verici bir durum. Zira siyasi söylemler toplumsal planda da oldukça etkili olabiliyor. Kamuoyu araştırmalarında İtalya’da Müslümanlara “olumsuz yaklaşanların” oranının yüzde 70’lere dayandığı göz önüne alınırsa, siyasetin yangına körükle gitmesinin ne denli tehlikeli olduğu anlaşılır. Umalım ki İtalya seçimleri hem İtalya hem de ülkedeki göçmen ve Müslüman topluluklar için daha iyi bir tablonun ortaya çıkmasına yardım etsin.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar