Değişen Risk Hesabı: Bosch İsrail’deki Ar-Ge Ofislerini Kapatıyor
Bosch, Tel Aviv ve Hayfa’daki Ar-Ge ofislerini haziran sonunda kapatma kararı aldı. Şirket bu adımı küresel yapay zekâ araştırmalarını daha güçlü merkezlerde toplama gerekçesiyle açıklarken, basına yansıyan bilgilere göre Almanya’dan uzmanların ve özellikle çocuklu ailelerin İsrail’e yerleşmek istemediğine dikkat çekiyor.
Alman teknoloji ve mühendislik şirketi Bosch, İsrail’de 2018’den bu yana yürüttüğü araştırma faaliyetlerini sonlandırma kararı aldı. Şirketin Tel Aviv ve Hayfa’daki iki araştırma ofisinin haziran sonu itibarıyla kapatılması bekleniyor.
Yapay zekâ, sensör teknolojileri ve otomasyon alanlarında çalışan bu ofisler, Bosch’un İsrail’deki start-up ve araştırma ekosistemiyle doğrudan temas kurduğu birimler arasında yer alıyordu. Şirket, İsrail’deki araştırma varlığını kapatırken BSH, Elmo Motion Control ve Bosch Ventures gibi iştirakleri üzerinden ülkedeki ticari faaliyetlerini sürdürecek.
Karar, ilk bakışta Bosch’un küresel yeniden yapılanma sürecinin küçük bir parçası gibi görünüyor. Zira şirket aynı dönemde Almanya’da yaklaşık 20 bin kişilik istihdam kesintisine hazırlanıyor. Ancak Handelsblatt gazetesinin haberine göre bu adım, Bosch’un Covid-19 salgınından bu yana yurt dışındaki ilk tesis kapatma operasyonu olmasının yanı sıra, İsrail’in araştırma ekosisteminden çekilen ilk büyük Alman şirketi örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Bosch İsrail’deki Tesisleri Kapatma Kararını Ekonomik Gerekçelerle Açıklıyor
Bosch, kapatma kararıyla ilgili resmi bir basın bülteni yayımlamadı. Şirketin kurumsal iletişim yetkilisi Matthias Jekosch, basından gelen sorulara cevaben yaptığı açıklamada kararın geçen yıl aralık ayında alındığını ve ocakta çalışanlara bildirildiğini doğruladı.
Jekosch, kararın ekonomik ve stratejik gerekçelere dayandığını belirterek şirketin yapay zekâ alanındaki yetkinliklerini daha güçlü merkezlerde toplama yoluna gittiğini söyledi. Bosch’a göre yapay zekâ araştırmalarında ağırlık giderek Çin, ABD ve Avrupa’daki büyük merkezlerde yoğunlaşıyor. Özellikle “fiziksel yapay zekâ” ve endüstriyel uygulamalar söz konusu olduğunda şirket, kaynaklarını daha büyük ölçekli araştırma ve üretim ağlarına bağlamayı hedefliyor.
Bu açıklama, kararın doğrudan politik bir kopuş olarak okunmaması gerektiğini gösteriyor. Bosch’un İsrail’den tamamen çıkmaması, yalnızca bağımsız araştırma ofislerini kapatması da bu tabloyu destekliyor. Buna rağmen kararın zamanlaması ve İsrail’e özgü koşullar, gelişmeyi yalnızca şirket içi verimlilik hesabıyla sınırlamayı zorlaştırıyor.
“Almanya’dan Gelen Personel ve Aileleri İsrail’e Yerleşmek İstemiyor”
İsrail, uzun yıllardır siber güvenlik, yapay zekâ, savunma teknolojileri, sensör sistemleri ve otomasyon alanlarında küresel ölçekte güçlü bir inovasyon merkezi olarak görülüyordu. Tel Aviv ve Hayfa hattı, uluslararası şirketlerin araştırma ofisleri, yerel start-up’lar, risk sermayesi fonları ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle İsrail’in teknoloji ekonomisinin merkezlerinden biri hâline gelmişti.
Bosch’un 2018’de ülkede araştırma faaliyetlerine başlaması da bu ekosisteme erişim arayışının parçasıydı. Şirket, İsrail’de geliştirilen yapay zekâ ve otomasyon çözümlerini erken aşamada takip etmeyi, yerel girişimlerle temas kurmayı ve kendi endüstriyel araştırma ağını bu alandaki uzmanlıkla genişletmeyi amaçlıyordu.
Ancak 7 Ekim 2023 sonrasında başlayan savaş, İsrail’in teknoloji ekonomisinin dayandığı üç temel zemini aynı anda baskı altına aldı: güvenlik ortamı, insan kaynağı ve yatırım iştahı. Handelsblatt’ın aktardığına göre Alman araştırma çevreleri, özellikle Almanya’dan İsrail’e uzman göndermenin belirgin biçimde zorlaştığını vurguluyor. Helmholtz Alman Araştırma Merkezleri Birliği Tel Aviv Ofisi Başkanı Andrea Frahm, 7 Ekim’den bu yana Alman uzmanların ve çocuklu ailelerin İsrail’e yerleşmek istemediğini belirtti.
Bu durum, uluslararası şirketler açısından yalnızca “güvenlik riski” anlamına gelmiyor. Uzun vadeli araştırma faaliyetleri, belli bir süreklilik, yerleşik ekipler, aileleriyle birlikte taşınabilen uzmanlar ve öngörülebilir operasyonel koşullar gerektiriyor. Savaşın uzaması, bu unsurların her birini zayıflatıyor. Dolayısıyla Bosch’un kararı, tekil bir maliyet azaltma adımı olmanın ötesinde, İsrail’de araştırma ofisi bulundurmanın şirketler açısından ne kadar sürdürülebilir olduğuna dair daha geniş bir sorunun içine yerleşiyor.
Araştırma Ekibi İsrail’den Çekilse Bosch’un Ticari Varlığı Sürüyor
Bosch’un kararı bu nedenle tam bir “İsrail’den çıkış” değil, daha seçici bir geri çekilme anlamına geliyor. Şirket, klasik ticari faaliyetlerini ve yatırımlarını sürdürürken, doğrudan araştırma ve geliştirme varlığını kapatıyor.
Büyük şirketlerin araştırma ofisleri, şirketlerin bir ülkedeki kısa vadeli satış faaliyetlerinden farklı olarak uzun vadeli teknoloji beklentisine, insan kaynağına ve yerel ekosisteme duyduğu güveni yansıtır. Bir şirket ürün satmaya, iştiraklerini işletmeye ya da girişimlere yatırım yapmaya devam edebilir; ancak doğrudan araştırma ekibini kapatması, o ülkenin gelecekteki teknoloji üretim kapasitesine dair daha temkinli bir pozisyon aldığını gösterebilir.
Bosch örneğinde de tablo bu yönde okunuyor. Şirket, İsrail’deki faaliyetlerini tamamen bitirmiyor; fakat yapay zekâ, sensör ve otomasyon gibi geleceğin sanayi teknolojileri açısından kritik alanlarda araştırma kapasitesini başka merkezlere kaydırıyor.
Almanya’da Sivil Sanayi Zorlanırken Savunma Alanı Büyüyor
Bosch’un İsrail’deki araştırma ofislerini kapatma kararı, Almanya’da otomotiv başta olmak üzere sivil sanayide daralma tartışmalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Çin rekabeti, elektrikli araç dönüşümü ve yüksek üretim maliyetleri nedeniyle Volkswagen, Bosch ve diğer büyük üreticiler istihdam kesintileriyle gündeme gelirken; Rheinmetall, KNDS, Hensoldt ve TKMS gibi savunma şirketleri artan siparişler, yeni tesis yatırımları ve kamu destekleriyle büyüme sürecine girdi.
Bu tablo içinde Bosch, İsrail’deki yapay zekâ, sensör ve otomasyon araştırmasını ekonomik gerekçelerle sonlandırırken, Almanya’nın İsrail’le savunma teknolojileri alanındaki teması devam ediyor. Avrupa’nın hava savunması ve mühimmat kapasitesindeki açıklar, Ukrayna savaşı sonrasında İsrail menşeli sistemlere ilgiyi artırırken; İsrail’deki savaş ortamı ise yabancı uzman istihdamı ve uzun vadeli araştırma planlaması açısından şirketlerin hesaplarını zorlaştıran başlıklar arasında yer alıyor. (P/AA)