Savaş

Füzeler Eşliğinde Bitmeyen ABD-İran Müzakereleri: Hürmüz, Uranyum ve Lübnan

ABD ve İran, savaşı sona erdirecek 60 günlük yeni çerçeveyi tartışırken mutabakatın merkezine Hürmüz Boğazı, uranyum stoku, yaptırım muafiyetleri ve Lübnan’daki savaş yerleşti. Ancak taslak üzerindeki değişiklik talepleri ve son saldırılar, anlaşmanın henüz siyasi iradeye dönüşmediğini gösteriyor.

Füzeler Eşliğinde Bitmeyen ABD-İran Müzakereleri: Hürmüz, Uranyum ve Lübnan
Hürmüz Boğazı'ndaki ablukaya dair 21 Mayıs'ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı tarafından paylaşılan bir fotoğraf.

ABD ve İran arasında savaşı kalıcı biçimde sona erdirmeyi hedefleyen 60 günlük yeni ateşkes çerçevesi, henüz resmî bir anlaşmaya dönüşmeden yeni kriz başlıklarıyla karşı karşıya kaldı. Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre taraflar, ateşkesin 60 gün daha uzatılmasını ve bu süre içinde daha kapsamlı bir barış anlaşması için müzakerelere başlanmasını öngören bir mutabakat zaptı üzerinde çalışıyor. Ancak metnin hem Washington’da hem de Tahran’da nihai onay almadığı, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın taslak üzerinde yeni değişiklikler istediği bildiriliyor.

Müzakerelerin merkezinde üç başlık öne çıkıyor: Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin yeniden serbest hâle getirilmesi, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbeti ve yaptırımların gevşetilmesi. Taslağın ayrıca İran’a insani yardım ulaştırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve bölgesel gerilimi azaltacak ek düzenlemeler içerebileceği belirtiliyor.

Görüşmelerde Çözülemeyen Düğüm: Hürmüz Boğazı

Mutabakat taslağının en kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı. Axios ve CBS News’e dayandırılan haberlerde, taslağın boğazdan geçişlerin “kısıtlamasız” hâle getirilmesini, İran’ın mayınları temizlemesini ve ticari deniz trafiğinin savaş öncesi düzeye yaklaştırılmasını öngördüğü aktarıldı. Buna karşılık ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kademeli biçimde kaldırması ve İran’ın petrol satışını kolaylaştıracak bazı yaptırım muafiyetlerini gündeme alması bekleniyor.

Hürmüz Boğazı bu nedenle yalnızca askerî değil, ekonomik bir pazarlık alanı. Küresel petrol ve LNG ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu hat üzerindeki her gerilim, enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Reuters, müzakerelerdeki belirsizlik ve son saldırılar nedeniyle petrol fiyatlarının Asya piyasalarında yaklaşık yüzde 2 yükseldiğini bildirdi.

Bu başlık Tahran açısından da güçlü bir koz anlamına geliyor. Soufan Center Direktörü Colin Clarke, Al Jazeera’ye yaptığı değerlendirmede Hürmüz Boğazı’nın İran için nükleer silahtan daha “kullanılabilir” bir caydırıcılık aracı olduğunu belirterek, Tahran’ın bu kartla küresel ekonomiyi baskı altına alabildiğine dikkat çekti.

Uranyum Stoku Bilmecesi

Taslağın ikinci büyük başlığı İran’ın nükleer programı. ABD tarafı, İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair açık taahhüt vermesini ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun nasıl tasfiye edileceğinin müzakere edilmesini istiyor. Haberlere göre Trump’ın talep ettiği son değişiklikler de özellikle Hürmüz Boğazı ve zenginleştirilmiş uranyumun akıbetiyle ilgili maddelere yoğunlaştı.

İran ise nükleer programının sivil amaçlı olduğunu savunuyor ve uranyum stokunun ABD’ye teslim edilmesi fikrine karşı çıkıyor. Daha önce bazı haberlerde, Tahran’ın uranyumu üçüncü bir tarafa devretme ya da zenginleştirme oranını düşürme seçeneklerini değerlendirebileceği öne sürülmüştü. Ancak İran medyasına yansıyan son açıklamalarda, Tahran’ın yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konusunda somut adım görmeden nükleer başlıkta ilerlemek istemediği görülüyor.

Bu tablo, müzakerelerin teknik bir nükleer dosyadan ibaret olmadığını gösteriyor. Washington için mesele “İran’ın nükleer silaha ulaşmasının engellenmesi” olarak tarif edilirken, Tahran açısından dosya egemenlik, yaptırımlar ve savaş sonrası güvenlik garantileriyle birlikte ele alınıyor.

Masada Ateşkes, Sahada Saldırı ve Misillemeler

Müzakereleri kırılgan kılan asıl unsur ise ateşkes konuşulurken karşılıklı saldırıların devam etmesi. Reuters’ın haberine göre ABD, hafta sonu İran’ın Körfez kıyısındaki askerî hedeflerine saldırı düzenlediğini açıkladı. CENTCOM, saldırıların İran’ın uluslararası sularda görev yapan bir ABD MQ-1 insansız hava aracını düşürmesi ve bölgesel deniz trafiğine tehdit oluşturan unsurlar nedeniyle gerçekleştirildiğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları ise buna karşılık ABD tarafından kullanılan bir hava üssünü hedef aldığını bildirdi.

Kuveyt’te hava savunma sistemlerinin füze ve insansız hava aracı saldırılarını engellediğine dair haberler de bölgesel yayılma riskini yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İran arasındaki ateşkes nisan başından bu yana yürürlükte görünse de son haftalarda yaşanan benzer karşılıklı saldırılar, bunun sahada tam anlamıyla bir çatışmasızlık rejimine dönüşmediğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle basın kuruluşlarının değerlendirmesien göre müzakereler, klasik anlamda “savaş bitti, diplomasi başladı” tablosundan oldukça uzak. Aksine taraflar, hem askeri baskıyı sürdürüyor hem de masadaki maddeleri kendi lehlerine genişletmeye çalışıyor.

Trump’ın İç Siyaset Baskısı, Tahran’ın Güven Sorunu

Washington cephesinde Trump yönetimi iki yönlü baskı altında. Bir yandan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve enerji fiyatlarının düşmesi, özellikle kasım ayındaki Amerikan Kongresi ara seçimleri öncesinde iç politik açıdan kritik görülüyor. Diğer yandan İran’a yaptırım muafiyeti ya da dondurulmuş varlıklara erişim gibi adımlar, Cumhuriyetçi Parti içindeki İran karşıtı kanadın tepkisini çekebilir.

Center for International Policy Kıdemli Araştırmacısı Negar Mortazavi, Al Jazeera’ye yaptığı değerlendirmede Trump’ın İran savaşı nedeniyle hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti içinden eleştirilerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Mortazavi’ye göre Demokrat Parti içinde merkez ve sağ eğilimli bazı isimler, İran’ın savaştan daha güçlü, ABD’nin ise daha zayıf çıktığı eleştirisini dile getirirken; Cumhuriyetçi Parti içinde de “America First” çizgisindeki daha müdahalecilik karşıtı kanat savaşa mesafeli yaklaşıyor.

Mortazavi, Trump’ın daha önce Orta Doğu’daki “bitmeyen savaşlara” karşı çıkan bir siyasi söylemle öne çıktığını hatırlatarak, İran savaşının bu açıdan dikkat çekici bir çelişki oluşturduğunu ifade etti. Trump’ın seleflerinin Netanyahu tarafından gündeme getirilen İran’a saldırı planını reddettiğini söyleyen Mortazavi, bunun nedeninin İran’ın karşılık verme kapasitesinin Washington’da uzun süredir biliniyor olması olduğunu belirtti.

Tahran cephesinde ise temel sorunun güven olduğu ifade ediliyor. İranlı yetkililer, ABD’nin geçmiş anlaşmalardan çekilmesini, savaş sırasında müzakerelerin kesintiye uğramasını ve eş zamanlı askerî saldırıları Washington’ın güvenilir bir müzakereci olmadığına dair kanıt olarak görüyor. Mortazavi’nin aynı değerlendirmede işaret ettiği gibi, Tahran’da müzakere masasına otururken bile “bombaların düşebileceği” beklentisi hâkim.

Savaşın Diğer Cephesi: İsrail’in İşgal Ettiği Lübnan

Basına yansıyan bilgilere göre ABD-İran mutabakat taslağı, Lübnan’daki savaşa dair bir madde de içeriyor. Taslakta, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının sona erdirilmesinin öngörüldüğü aktarılıyor.

İsrail, Lübnan’daki saldırılarını İran destekli Hizbullah’a karşı yürüttüğünü savunuyor. Hizbullah ise ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarının ardından İsrail’in kuzeyine saldırılar başlatmıştı. İsrail, 2 Mart itibarıyla Lübnan’daki operasyonlarını genişletti ve ülkenin güneyindeki bazı kent ve köylere yönelik işgalini derinleştirdi. Bu tarihten bu yana Lübnan’da paramedikler ve sivillerin de aralarında bulunduğu 3 binden fazla kişi öldürüldü.

Trump’ın 16 Nisan’da 8 Nisan ateşkesinin uzatıldığını açıklamasına rağmen İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam etti. Reuters’a göre Netanyahu, pazar günü orduya Lübnan’da daha ileri hareket etme talimatı verdi; ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İsrail ve Lübnan taraflarıyla “kademeli gerilimi düşürme” planı üzerine görüştü. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler