Cezayir Buteflika’nın İstifasının Ardından

Cezayir’de beş haftadan fazla süren protestoların ardından Başkan Buteflika istifa etti. Uzun süredir iktidarda bulunan otoriter liderin istifasının ardından şimdi tüm dikkatler Cezayir’deki iktidar değişimine çevrildi.

Alessandra Bajec 30 Nisan 2019

Cezayir’de 20 yıldan bu yana iktidarda bulunan Abdülaziz Buteflika’nın beşinci dönem başkanlık için seçimlerde adaylığını açıklamasının ardından, şubat ayının sonlarında tüm ülkede geniş çaplı protesto gösterileri düzenlendi. Sağlık sorunları olan 82 yaşındaki Başkan 2013 yılında geçirdiği felç nedeniyle tekerlekli sandalye kullanıyor ve gözlerden uzak bir hayat sürüyordu. 

İlk zamanlarda başını öğrencilerin çektiği kitlesel ve kapsamlı halk hareketi her hafta yürüyüş gösterileri düzenleyerek, Buteflika ve yönetici elitlerin yönetimden çekilmesi için kesin ve net bir talepte bulunuyordu. Göstericiler yalnızca başkent ve büyük şehirlerde değil, tüm şehir ve kasabalardaki vatandaşlardan oluşuyordu. Aralarında her toplumsal ve ekonomik gruptan; öğrencilerden üniversite profesörlerine, avukatlardan doktorlara, mimarlardan gazetecilere ve hatta hâkimlere kadar tüm farklı meslek dallarından insanlar bulunuyor. 

1990’lı yıllarda militanlara karşı yürütülen on yıllık iç savaşı bitiren Buteflika, birçok kesim tarafından destekleniyordu. Ancak, geçen süre içerisinde halk Buteflika sisteminden bıktı. İç savaş yıllarını yaşamayan genç Cezayirliler ise, “iktidarı” eleştirmekten korkmadan meydana indi. Çoğunlukla sakin geçen gösteriler, ülkede son 30 yılın en büyük protestosu olarak görülüyor. 

Oxford Üniversitesi’nde uluslararası güvenlik alanında çalışmalarını yürüten doktora adayı Samuel Ramani, halk gösterilerinin çoğunlukla barışçıl nitelikte olması ve herhangi bir siyasi partiyle bağlantılı olmamasının, “daha geniş bir kitlenin harekete geçmesini mümkün kıldığını” kaydetti. 

Ramani ayrıca, 1990’ların başında İslami Kurtuluş Cephesi’nin (FIS) seçim galibiyeti öncesinde gerçekleşen protesto gösterilerinin aksine, bu gösterilerde ideolojinin herhangi bir rolü olmadığını, bunun da gösterilerdeki birlik duygusunun güçlenmesinde etkili olduğunu savunuyor.

Uzun süredir devam eden ekonomik ve toplumsal şikâyetler, Cezayir’in Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana ülkeyi yöneten ve Cezayirlilerin yozlaşmış olarak gördüğü elitlerin iktidarının devamı olasılığına karşı binlerce Cezayirliyi sokaklara döktü. 30 yaş altındaki genç Cezayirlilerin dörtte birinden fazlası işsiz ve çoğu kendisini, Cezayir’in 1954-1962 yılları arasındaki bağımsızlık savaşı gazileri, iş adamları ve askeriyeden oluşan yönetici sınıfından kopuk hissediyor. Petrol ve doğal gaz gelirlerinin düşmesiyle geniş ölçüde hidro karbon ihracatına dayalı ülke ekonomisinde yaşanan sarsıntı en büyük kaygı hâline gelmiş durumda. 

Protesto hareketi çok geçmeden, emekli siyasetçiler, iktidar partisi mensupları, Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ve güçlü Cezayir işçi sendikası UGTA gibi Buteflika’ya yakın grupları da çekmeye başladı. Yönetimin müttefiki siyasi elitler, iş adamları dernekleri ve ticaret sendikaları giderek artan bir sayıyla gösterilere destek vererek, Buteflika’nın tekrar adaylık planlarına itiraz ettiler. Çok geçmeden Genel Kurmay Başkanı Ahmed Gaid Salah’ın liderliğindeki ordu subayları da protesto hareketine katıldı. 

İstifaya Giden Süreç

Buteflika nihayetinde tekrar aday olmayacağını duyurmuş ve 18 Nisan’da gerçekleştirilmesi planlanan seçimleri iptal ederek yeni bir anayasa oluşturulana kadar yönetimde kalmaya niyetli olduğunu açıklamıştı. Bu açıklama esasında Buteflika’nın mevcut iktidarının uzatılması anlamına geliyordu. Başkanın açıklamasını mevcut sistemi uzatarak zaman kazanma hamlesi olarak gören göstericiler karara tepki göstererek “Hepsinden kurtulun (Yetnahaw ga)” sloganıyla sosyal medyada hızla viral hâle gelen yeni bir protesto dalgası başlattılar.

2 Nisan itibarıyla, sokaklardan yayılan önlenemez baskı, Buteflika’nın yönetime devam etmesini imkânsız hâle getirdi. Böylece, 20 yıldır devlet başkanlığını yürüten Buteflika 4. dönemdeki görevini tamamlayamadan geri çekilmek zorunda kaldı. Barışçıl halk hareketi, Buteflika’nın iktidarını sonlandırırken Gaid Salah’ın müdahalesi ise başkanın azledilme sürecini sadece hızlandırmış oldu. 

Ramani’ye göre, FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi) Parti üyeleri ile Buteflika’nın yakın çevresi, Salah’ın iktidar arzularından endişe duyuyor ve eski başkanın bir an önce görevi bırakmadığı takdirde genel kurmay başkanının darbe yapabileceğini tahmin ediyorlardı. Ramani, bunun Buteflika’nın erken istifasının arkasında yatan gerçek neden olduğunu kaydederek iktidar partisinin ayrıca Buteflika’nın istifa etmesi durumunda bazı muhaliflerin de iş birliği yapmaya razı olacaklarını düşünerek protestoların sona ereceği umudu taşıdığını ifade etti. Fakat devlet başkanının siyaset sahnesinden çekilmesiyle Cezayir’deki krizin sonlanmayacağı kısa sürede anlaşıldı. Zira Cezayirliler Buteflika’nın maiyetinin de gitmesini isterken, liderlik ve siyasi sistemde radikal değişiklikler yapılmasını talep ediyorlar. 

Devlet Başkanının istifasıyla yerine 4 Haziran’da yapılacak seçimlere kadarki 90 günlük süre için geçici devlet başkanı olarak meclisin üst kanadının başkanı olan Abdülkadir Bensalah atandı. Buteflika’nın yakın bir müttefiki olduğu bilinen Bensalah’ın geçici başkan olarak atanması ise göstericilerin taleplerine ters düşüyor. Göstericiler Bensalah’ı ve benzer siyasileri, aynı yozlaşmış siyasi sınıfın parçası olarak gördüklerinden geçiş sürecinde oynayacakları rol konusunda endişe duyuyorlar. Bu nedenle muhalifler şimdiki faaliyetlerini “üç B”nin iktidar sahnesinden silinmesine yönelik sürdürüyorlar. Bu üç isim, Başbakan Nureddin Bedevi, geçici Devlet Başkanı Abdülkadir Bensalah ve Anayasa Konseyi Başkanı Tayyip Belaiz. Protestocular, rejim mensubu siyasetçilerin ülkenin siyasi geleceğinin dışında kalmaları gerektiği konusunda ısrarcılar. 

Yönetici sınıf için şu an en büyük sorunun, geçmiş sisteme veda etmiş izlenimi verecek fakat aynı zamanda iktidarın kontrolünü halka bırakmak istemeyen siyasi elitlerin menfaatlerini gözetmeye devam edecek uygun bir adayı henüz bulamamış olmaları olduğu anlaşılıyor. Muhalif kanat ise zayıf ve bölünmüş durumda olduğundan, protesto hareketi mevcut siyasi sisteme tek ve birleştirici bir alternatif sunmakta yetersiz kalıyor.  

Geçiş Sürecinde Ordunun Rolü

Geleneksel olarak sahne arkasında güçlü bir rol oynayan Cezayir Ordusu’nun olası tüm senaryolarda etkisini sürdürmesi bekleniyor. Buteflika’nın selefinin ülkedeki generaller tarafından seçileceği vaadi, ordunun geçiş sürecindeki rolünü daha da sağlamlaştırdı. Genel Kurmay Başkanı Ahmed Gaid Salah’ın, Buteflika’nın derhâl azledilmesi talebinde bulunması, büyük ölçüde ordunun kamuoyunu yatıştırma ve Salah’ın protesto hareketine olan bağlılığını ispatlama çabası olarak görülse de ordu da iktidar gibi kamuoyu denetiminden ve tasfiye çağrılarından muaf değil. 

ISPI (Italian Institute for Intermational Political Studies) Enstitüsü’nde Orta Doğu ve Kuzey Afrika uzmanı araştırma görevlisi olan Stefano Torelli, Butelifka’nın istifasının ardından kaleme aldığı makalesinde “Aslına bakılırsa, ordunun çok net bir amacı var: göstericileri sakinleştirmek, geçiş sürecinin hakemi olmak ve böylece yeni Cezayir liderliğinde kendi bekasını garantiye almak ve aynı zamanda göstericilere kabul ettirebilecekleri bir Butelifka alternatifi aramak.” tespitinde bulunuyor. Torelli aynı zamanda, ordunun Mısır’da olanlara benzer bir senaryoyu tekrarlamaya hazır olduğunu ancak halkın sokaklara çıkmaya devam edeceğini öne sürdü. Torelli’ye göre, iki olası alternatif mevcut. Birincisi, Cezayirliler şeffaf bir geçiş için taleplerde bulunacaklar; bu da “ordu ile göstericiler arasında yeni bir çatışmaya” neden olacak ve olaylar ordunun lehine gelişecek. Ya da ordu kenara çekilerek “tamamıyla reel bir siyasi ve demokratik bir geçişi idaresini” kabul edecek. 

Ramani ise General Salah’ın geçiş sürecinin ordu tarafından düzenlenmesine zemin hazırlamak amacıyla doğrudan müdahale ile Butelifka’yı istifaya zorlamasından bu yana ordunun halk desteğini kendisine çekemediğini düşünüyor. Ramani “Özellikle muhalefetin bunu yapabilecek net ve birleşmiş bir liderliği olmadığından, geçiş süreci sivillerin değil de askerî aktörlerin karar verdikleri şekilde gerçekleşecek.” öngörüsünde bulunuyor. Ancak geçici Başkan Bensalah gibi rejim içerisinden bir isim görevde kaldığı sürece, daha büyük kitlesel hareketlilik oluşacak. “Böyle bir durumda ise, ordu Bensalah’ı devirmeye teşebbüs ederek yerine muhalefetle konuşabilecek ancak statükoyu devam ettirecek daha ‘reformist görünümlü’ bir figürü göreve atayabilir. Yani, ordu geçiş sürecini perde arkasından etkin bir biçimde yönlendiriyor olacak.”

Ordunun bakış açısıyla bu, halk arasındaki huzursuzluğu azaltabilir ve siyasi krizin bir şiddet senaryosuna dönüşmesini önlemeye yardımcı olabilir. Ancak durum kontrolden çıkarsa, Cezayir ordusu büyük ihtimalle düzeni yeniden tesis etmek için devreye girecektir. 

Cezayirliler, ülkelerini daha önce harap eden katliamın bilincinde ve böyle bir duruma karşı temkinliler. 1980’lerin sonunda ordu demokratik yollarla seçilmiş hükumete darbe yapmış ve bunu meşhur “Kanlı On Yıl” süreci izlemişti. Bu olayların acı dolu hatıraları insanların kolektif bilincinde hâlâ canlılığını koruyor. 1990’lardaki iç savaşın sebep olduğu şiddet olaylarına geri dönme korkusunun yanı sıra halk ayaklanmalarının kışkırtıldığı, sabote edildiği ya da şiddetle bastırıldığı Suriye, Libya ve Mısır örnekleri de endişe veriyor. 

Bununla birlikte Cezayirliler ordunun halk menfaatlerinin garantörü olarak devreye girmesini istemiyor. Ülkenin politik sistemini temizleyen, serbest seçimleri garanti altına alan ve reformlar yapan yeni bir geçiş sistemini talep etmekte kararlılar. Ordu rehberliğindeki bir geçiş süreci, reformcu görünen ancak statükocu bir siyasi veya Salah’ın askerî darbe olasılığı seçenekleri arasında Cezayir, belirsizliklerle dolu çok kritik ve hassas bir döneme giriyor.

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar