Almanya Almanya İslam Politikasının Zor Zamanları

Almanya’nın İslam politikasında köklü değişimler söz konusu. Bunun bir belirtisi eyaletlerdeki İslam Din Dersi uygulamalarında yapılan tartışmalı değişiklikler.  

Ali Mete 30 Nisan 2019

Almanya eyaletlerinde uygulanan İslam politikası Pippi Langstrumpf’un çocuk şarkısının sözlerini hatırlatıyor: “İki kere üç dört eder / Dünyayı keyfim nasıl isterse o hâle getiririm. (…) Bizi kim severse bir kere birin ne olduğunu öğrenir. (…) Kim öğretmemi ister? Büyük küçük herkes gelsin.”1  

Baden-Württemberg, Hessen, Kuzey Ren-Vestfalya ve Aşağı Saksonya eyaletlerinde İslam Din Dersi hususunda birtakım değişiklikler oldu/oluyor. “İlerleme” olarak sunulan ancak hakikatte gerileme olduğu anlaşılan bu değişiklikler, yıllar boyunca ulaşılmış kazanımları çöpe atmak anlamına geliyor. Aynı zamanda bunlar anayasaya uygunluk açısından bakılınca oldukça endişe verici. Nitekim Almanya İslam politikası bağlamında bizleri zor zamanlar bekliyor.

Nüfuz Aracı Olarak Devlet Vakfı

Yaz tatilinden sonra Baden-Württemberg eyaletinde İslam Din Dersleri yeniden başlayınca, bir değişiklik söz konusu olacak. Değişiklik kısaca şu: Baden-Württemberg Eyalet Hükûmeti “İslam Din Dersi”ni bunun için tahsis ettiği ve taşıyıcısı eyalet yönetiminin bizzat kendisi olan vakıf üzerinden organize edecek. Bugüne kadar İslam Din Dersi bir model proje çerçevesinde gerçekleştiriliyordu.

Eyalet yönetimi ve ilgili İslami cemaatler arasında yapılan uzun süreli görüşmeler neticesinde İslami cemaatlere senenin başında taşıyıcısı devlet olan bir vakıf “teklif”inde bulunuldu. Söz konusu dört İslami cemaatten yalnız ikisi bu düzenlemeyi destekledi: Baden-Württemberg İslam Kültür Merkezleri Birliği (LVIKZ) ve Almanya Boşnaklar İslami Cemaati bu vakıfla birlikte çalışmaya onay verdiklerini açıkladılar. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve Baden-Württemberg İslam Toplumu (IGBW) ise bunu reddettiler.

Bu reddin haklı gerekçeleri var. Söz konusu dört İslami cemaatin vakfın yönetim kuruluna beş temsilci göndermesi öngörülüyor. Ancak beş temsilcinin üçünde Eyalet Hükûmeti’nin onayı şart koşuluyor. Ayrıca vakfın idaresinin Eyalet Hükûmeti sorumluluğunda olması ve hakem heyetinin “bağımsız Müslüman uzmanlardan” oluşması öngörülüyor. Yani karar alma hususunda ana yetki böylelikle dinî cemaatlere değil, devlete tevdi edilmiş oluyor. DİTİB ile IGBW bunu eleştiriyor ve şu ifadelerde bulunuyor: “Din dersinin gerçekleştirilmesi için resmî bir vakfın kurulması (…) anayasaya aykırıdır. Bu model devletin tarafsızlık ilkesini ortadan kaldırmakta, dinî cemaatlerin inanç özgürlüğü ve kendi kaderini tayin haklarına yoğun bir müdahale niteliği taşımaktadır.”

Bu konuda endişe taşıyanlar sadece dinî cemaatlerle sınırlı değil. Hukuk bilimcisi ve Devlet Kilise Hukuku uzmanı Hans Michael Heinig şöyle diyor: “Devletin tarafsızlığı ilkesinin ve inanç özgürlüğünün yara alması tehlikesi var. Burada Müslümanlara, ‘Anayasaya uygun olarak oluşturduğunuz dinî cemaatlerinizi desteklemek yerine bunlara alternatif bir resmî yapı kuruyoruz.’ denmiş oluyor ve bu oldukça sorunlu bir yaklaşım.”

Almanya

"Yeni İslam Din Dersi Düzenlemesi Özerklik İlkesine Aykırı"

20 Aralık 2018

Sadece Devletin Sorumluluğu Altında Bir İslam Din Dersi Modeli?

2013 yılında Hessen eyaleti İslam Din Dersi hususunda DİTİB eyalet yapılanmasını partner olarak seçti. O zamanki Uyum Bakanı Jörg-Uwe Hahn (FDP) partner kuruluşu “güvenilir” olarak niteliyordu. Altı yıl sonra, yani bugün vaziyet tamamen başka bir hâle büründü. Eyaletin DİTİB ile olan iş birliğini süresiz sonlandırması tartışılıyor. Bu hususta bir karara varabilmek adına önce üç adet bilirkişi raporu hazırlandı ve bu raporlar DİTİB açısından olumlu nitelikteydi. Sonrasında ise DİTİB’e geçtiğimiz yılın sonuna kadar bağımsızlığını ispat etme şartı sunuldu. Eyalet birliği bu sebeple tüzüğünü dahi değiştirdi.

Eyaletteki ilgili bakanlığa göre DİTİB’in katılımı olmaksızın da Müslüman öğrenciler için bir alternatif model söz konusu olabilir. CDU ve Yeşillerin koalisyon sözleşmesinde eyaletin tek başına sorumlu olarak gerçekleştirebileceği bir İslam Din Dersi modeli öngörülüyor. Ancak bunun tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu açık. Ayrıca DİTİB’le bağları koparmanın uygulamada o kadar da kolay olmayacağı anlaşılıyor. Zira Hessen inanç odaklı din dersi hususunda özel bir yapıyı benimsemiş durumda. Örneğin Kuzey Ren-Vestfalya ve Aşağı Saksonya bu bağlamda bir danışma kurulu (Alm. Beirat) kurmuşken Hessen eyaleti DİTİB’i sabit partner olarak belirlemişti. Böylelikle din dersinin anayasa hukuku açısından sağlama alınması öngörülüyordu. Bu aynı zamanda DİTİB’in aradaki anlaşma bozulduğu takdirde dava açma hakkı olduğu anlamına da geliyor

Yeni Aktörlerle Birlikte İslam Din Dersi

Almanya’da en kalabalık nüfusa sahip eyalet olan Kuzey Ren-Vestfalya’da (KRV) günümüzde 415 bin Müslüman öğrenci bulunuyor. Hâlihazırda 20 bin öğrenci yaklaşık 250 okulda İslam Din Dersi eğitimi alıyor. Bu eyalette İslam Din Dersi bir model denemesi olarak 2012’de başladı ve 2019 temmuz itibarıyla sona eriyor. Dört büyük İslami cemaat 2012’den beri bir danışma kurulu (Alm. Beirat) bünyesinde müfredat ve İslam Din Dersi öğretmenliği icazeti verme hususunda birlikte çalışıyor. DİTİB kurula katılımını iki yıl önce durdurma kararı aldı.

Resmî cenahta “Beirat” modeli Kuzey Ren-Vestfalya’da bir geçiş modeli olarak ortaya kondu. Buna rağmen, eyalette İslam’ın çeşitliliğini yansıtmak adına Müslümanlardan bu kurula katılımın genişletileceği öngörülüyor. Bu da, yeni adıyla “Komisyon”da küçük çaplı ve yeni derneklerin de yer alacağı anlamına geliyor. Bunlar arasında; Almanya genelinde 400’ü bile bulmayan üye sayısına sahip “Liberal İslam Birliği (LIB)” ve Münster’deki tartışmalı Profesör Mouhanad Khorchide ile KRV Uyum Bakanlığı Müsteşarı Serap Güler’in kısa süre önce birlikte kurdukları “KRV Müslüman Cemaati” dikkat çekiyor. Eleştiriler sebebiyle Güler derneğin kuruluşundan kısa bir süre sonra yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmak zorunda kaldı. Eleştiriler Güler’in hem müsteşar hem de dinî aktör rollerini aynı anda taşımasına yönelikti.

KRV Okul Bakanlığının talebi üzerine Türkiye Araştırmaları Merkezi ve Duisburg-Essen Üniversitesi Uyum Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan geçtiğimiz yılın sonunda İslam Din Dersi hakkında bilimsel bir değerlendirme hazırladı. Rapor, Eyalet Hükûmeti’nin İslam Din Dersi’ni yaygınlaştırma yönünde takip ettiği yolu tamamen tasdik eder mahiyette.

Her ne kadar söz konusu değerlendirme modelin başarılı olduğunu gösterse de eyalet, temmuz sonuna kadar herhangi bir yasal düzenleme olmasa bile İslam Din Dersi’ni eksiksiz devam ettirme niyetinde.

Münster Yüksek İdare Mahkemesi eğer Almanya İslam Konseyi ve Müslümanlar Merkez Konseyi lehine bir karar vermiş olsaydı, hâlihazırdaki Beirat modeline bir alternatif söz konusu olacaktı. Bu durumda söz konusu iki kuruluş eyaletle partner olarak görev üstlenecekti ve bu da İslam Din Dersi’ne sağlam ve anayasaya uygun bir mahiyet kazandıracaktı.

Vazgeçilmez Olmayan Beirat

Aşağı Saksonya örneği, Beirat modelinin belli sınırlarının olduğunu göstermesi açısından önemli. Bu eyalette Eğitim Bakanlığı, üzerinde değişiklikler yapılmış bir temel müfredatı Beirat’ın onayı olmaksızın eyalet meclisine iletti. Oysa Beirat değişikliğe maruz bırakılmış bir müfredatı nisan 2017’de reddetmişti.

Bakanlık, kararını gerekçelendirirken Beirat’ın bu hususta yetkisinin olmadığını, çünkü İslam Din Dersi’nde söz konusu cinsel çeşitliliğin tematize edilmesinin “teolojik bir mesele” olmadığını savunuyor. Bakanlığa göre Beirat İslam Din Dersi’nin içeriği hususunda bir sorumluluğa sahip değil ve sadece teolojik konularda söz söyleyebilir. 

Alman İslam Politikasının Zor Zamanları

Alman İslam politikası bir dönüşüme uğramış durumda. Köklü İslami cemaatlerin rolleri sorunsallaştırılırken, bunların yerini alabilecek nitelikte alternatifler sunulamıyor. Atılan adımlarda güven ilişkisinden ziyade devletin keyfî tutumu öne çıkıyor.

Müslüman öğrencilerin sözde iyiliği veya Müslüman çeşitliliğini yansıtmak amacıyla atıldığı iddia edilen bu adımlar sağlıklı değil. Bunun iki sebebi var: Birincisi; teolojik yönden ve tabanda karşılık bulma açısından köklü dinî cemaatlere odaklanılmaksızın gerçekleştirilecek İslam Din Dersi başarılı olmayacaktır. İkincisi; Baden-Württemberg’deki vakıf modeli gibi veya İslam Din Dersi’ni devletin kontrolü altına alarak, hatta devletin âdeta dinî cemaat rolünü üstlenmesi yoluyla sunmak anayasa hukuku açısından oldukça tartışmalıdır ve bu sebeple de bunun bir geleceği yoktur.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar