Myanmar'da Darbe Myanmar’daki Askeri Darbe, “Arakanlı Müslümanların Dönüşünü İmkansız Hale Getirdi”

Myanmar'da 8 Kasım 2020 genel seçimlerinde hile yapıldığı tartışmalarının ardından dün yapılan askeri darbe sonrasında Arakanlı mültecilerin akıbeti merak konusu oldu.

eyilmaz 2 Şubat 2021

Özgür Rohingya Koalisyonu Koordinatörlerinden Myanmarlı insan hakları aktivisti Maung Zarni, seçim sonuçlarıyla tansiyonun yükseldiği Myanmar’da dün sabah Devlet Başkanı Win Myint ile Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii’nin gözaltına alınmasının ardından ordunun, ülke yönetimine el koymasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Zarni, ülkede yapılan askeri darbeyle ilgili, “Suu Çii’nin siyasi kariyerini noktalayabilir.” dedi. Tatmadaw olarak da bilinen Myanmar ordusunun, Suu Çii’nin, Ulusal Demokrasi Birliği’ni (NLD) yönettiği sürece, Myanmarlıların ordu lehine oy kullanmayacağının farkına vardığını belirten Zarni, ülkenin devrik liderinin son iki seçimde halktan çok büyük bir destek aldığına dikkati çekti. Zarni, ordunun, 2015 ve 2020’de düzenlenen son iki seçimde, “Bu seçim oyununun Suu Çii ile oynanmayacağını” anladığına işaret etti.

“Anayasa Ordunun Altın Yumurtlayan Tavuğu”

Yönetime el koyulmasının, özel hayata müdahale eden bir darbe türünün karakteristik örneği olduğunu söyleyen Zarni, “Çünkü darbeciler, Burmalı generaller, darbeyi, demokratik sürecin bütünlüğünü koruma ve savunma eylemi olarak tertip etti.” ifadesini kullandı.

Zarni, darbenin birincil sonucunun, “NLD’nin dağılması ve Suu Çii’nin devlet konseyi başkanlığının yıkılması” olabileceğini kaydetti.

Ordunun, “demokratik dönüşümün savunulması için anayasal bir darbe” yaptığını söyleyen Zarni, “Anayasa onların altın yumurtlayan tavuğu. Onların siyasi hayatının her gününe yumurta veriyor. Anayasayı feshetmeyecekler. Siyaset ve ekonomiyi topyekun denetimlerine almalarına engel olarak gördükleri her şeyi ortadan kaldırmak için anayasayı kullanacaklar.” değerlendirmesinde bulundu. Zarni, ordunun parlamentoyu feshedebileceğini dile getirdi.

Toplumda bu darbeye karşı bir tepki veya direniş beklemediğini kaydeden Zarni, Myanmarlıların ordu karşısında hayatlarını tehlikeye atacaklarına inanmadığını vurguladı.

Myanmar’daki “sözde demokratik süreçle” ilgili endişelere değinen Zarni, “Siyasi düzen, siyasi liderlik ve askeri liderlik, Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) karşı dört başı mamur bir soykırım işlerken nasıl demokratik reformlar taahhüt ettiklerini söyleyebilirler?” dedi.

Zarni, Suu Çii liderliğinde Myanmar’ın kırılgan bir demokrasi olduğunu söylemenin büyük bir yalan olacağını belirtti.

“Uluslararası Toplumun Kılını Kıpırdatması Beklenmiyor”

Akademisyen Zarni, Myanmar’da demokratik olmayan bir eylem olması durumunda bölgesel aktörlerin, ülkede demokrasinin tesisi için hayati rol oynamayacaklarına dikkati çekti.

Güneydoğu Asya’daki 10 ülkeden Malezya ve Endonezya dışında kalan 8’inin “otoriter rejimler” tarafından yönetildiğine atıfta bulunan Zarni, “Neden yakınlarında başka bir otoriter rejim olmasını umursasınlar ki?” dedi. Zarni, bölgede nüfuzu olan Yeni Delhi ve Pekin yönetimlerinin de kılını kıpırdatmayacaklarını dile getirdi.

“Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygur Müslümanlarına karşı soykırım işleyen Çin’in asla demokratik gibi görünmeyeceğini” söyleyen Zarni, Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümetinin “Müslümanlara ve azınlıklara saldırdığı için bu ülkenin de aşırı uç siyasal görüşlerde, otoriter doğrultuda hareket ettiği”ni dile getirdi.

Zarni, Batılı devletlerin de dünya genelinde demokratikleşmeyi ve insan haklarını destekler gibi göründüğüne dikkati çekti.

Gerekli adımları atacak liberal demokrasiye sahip ülkelerin de çok olmadığını söyleyen Zarni, “Uluslararası toplum, şimdiye kadar Myanmar’daki Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımı sonlandırmakta sınıfta kaldı. Bu nedenle de onların (uluslararası toplumun) demokrasi karşıtı bir darbe sürecini tersine çevirmek için kılını kıpırdatması beklenmiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Arakanlı Müslümanların Ülkelerine Dönüşü İmkansız Hale Geldi”

Zarni, Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın 1970’lerin sonundan bu yana ordunun stratejisi olduğunu söyledi. Ordunun soykırımla ilgili hedeflerini yerini getirdiğini kaydeden Zarni, 2 veya 3 milyon Arakanlı Müslüman’ın dünya geneline dağılmış durumda olduğunu söyledi.

Arakanlı Müslümanlar

BM'den Uyarı: "Arakan'daki Rohingya'nın Durumu Kötüye Gidebilir"

2 Şubat 2021

Zarni, yaşadıkları Arakan eyaletindeki baskı ve zulümden kaçan Arakanlı Müslümanlara ev sahipliği yapan Bangladeş’in bundan böyle Myanmar’ın üzerinde baskı oluşturma gücü olmayacağını anlaması gerektiğine işaret etti.

Myanmar ordusunun uluslararası toplumun yanı sıra toplumla da “sert oynayacağını” söyleyen Zarni, bu nedenle bu darbenin aynı zamanda Arakanlı Müslümanların ülkelerine iadesini “gerçekten imkansız” hale getireceğini vurguladı.

Zarni, “Ordu, Rusya, Çin ve daha az ölçüde de Hindistan gibi uluslararası aktörler tarafından iyi korunduğunu hissediyor.” dedi.

Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımla ilgili süren davanın darbeden etkilenmeyeceğini aktaran Zarni, UAD’nin Myanmar’ı taraf ülke olarak ele aldığını ve bunun bu şekilde devam edeceğini söyledi.

Myanmar’da Askeri Darbe

8 Kasım 2020 seçimi, Suu Çii’nin partisi NLD’nin zaferiyle sonuçlanmış ancak beraberinde, ordunun sonuçların belirlenmesinde hile yapıldığı iddialarını gündeme getirmişti. Bu iddiaların tartışmaları alevlendirdiği ülkede, Seçim Komisyonu, 29 Ocak’ta seçimde ordunun sonuçların belirlenmesinde hile yapıldığı iddialarını yalanlamıştı.

Myanmar Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing, 27 Ocak’ta kanunların düzgün uygulanmaması halinde Anayasa’nın feshedilebileceğini söylemişti. Ancak Myanmar ordusu, Hlaing’in söz konusu açıklamalarının “darbe” tehdidi olmadığı savunmuştu.

Devlet Başkanı Win Myint, Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii ile partinin diğer yöneticileri dün sabah gözaltına alınmıştı. Bundan birkaç saat sonra ordu yönetime el koyduğunu açıklamış ve ülkede bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti. NLD ise halka, darbeye karşı çıkma ve askeri diktatörlüğe dönülmesine izin vermeme çağrısında bulunmuştu.

Ülkede ordu, ana muhalefetteki Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisini (USDP) destekliyor. (AA)

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar