2021 Ayrımcılık Raporu Almanya’da 2021 Ayrımcılık Raporu Açıklandı

Almanya'da 2021'de ayrımcılığa uğradığını belirtenlerin sayısının 5 bin 167 olduğu bildirildi.

Enise Yılmaz 16 Ağustos 2022

Almanya’nın Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Ferda Ataman, başkent Berlin’de düzenlediği basın toplantısında 2021 ayrımcılık raporunu açıkladı.

Temmuzda bu göreve atanan Ataman, Alman anayasasının “cinsiyet, din, dünya görüşü, ırk, cinsel yönelim ve Yahudi düşmanlığı” gibi sebeplerden ayrımcılığı yasakladığını belirterek, eşitlik ilkesini ihlal edenlerin yasalara aykırı davrandığını söyledi. Ataman, Almanya’da herkesin eşit muamele görmesinin sağlanması gerektiğini vurgulayarak, “Bunun çoğu zaman böyle olmadığını biliyoruz.” dedi.

Ülkede ayrımcılığın en yüksek seviyede olduğuna işaret eden Ataman, Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’ne 2021’de 5 bin 600’ün üzerinde ayrımcılık olayının bildirildiğini, bunun da Eşit Muamele Yasası’nın (AGG) çıkarıldığı 2006’dan bu yana ikinci en yüksek sayı olduğuna dikkati çekti.

Ataman, 2020’de 6 bin 383 şikayetle şimdiye kadar en yüksek sayıya ulaşıldığını belirterek, 2021’de bu sayının biraz gerilemesinde Kovid-19 salgınında müracaatların azalmasından kaynaklandığını kaydetti.

“Etnik Köken ve Irkçı Ayrımcılık” Konusunda 2 Binin Üzerinde Başvuru

Ayrıntılara bakıldığında “etkin köken ve ırkçı ayrımcılık” konusunda 2 bin 80 ile en fazla başvurunun yapıldığını aktaran Ataman, bunun 2020’de kayda geçen 2 bin 101 başvuruyla neredeyse aynı sayıda olduğunu dile getirdi.

Ataman, ikinci sırada yaklaşık 1800 ile engelli ve kronik hastalarla ilgili başvuruların yapıldığını söyleyerek, yaş ve cinsiyetten kaynaklanan ayrımcılık başvurularında hafif artış gözlemlendiğini, din, dünya görüşü ve cinsel yönelimle ilgili başvuruların da bir önceki yılla hemen hemen aynı seviyede olduğunu ifade etti.

En fazla ayrımcılığın “hizmete erişimde” ve “iş hayatında” gerçekleştiğini belirten Ataman, ayrımcılığın yaklaşık üçte birinin ise devlet daireleri ve resmi makamlarda gerçekleştiğini ancak bunların AGG kapsamında bulunmadığını kaydetti. Ataman, “Bizim burada hiçbir yetkimiz yok çünkü devletle ilgili eylemler, AGG’nin bir parçası değildir. Ne yazık ki her eyalette bu olaylarla ilgilenen bağımsız sorumlu da yok.” diye konuştu.

Okul ve polis gibi alanların, eyaletlerin sorumluğunda olduğu için bunların federal düzeyde görev yapan Federal Ayrımcılık Mücadele Dairesi’nin görevlerine girmediğini söyleyen Ataman, devlet dairelerindeki ayrımcılıkla ilgili Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’nin de ilgilenmesini arzu ettiğini belirtti.

“Rakamlar, Almanya’daki Ayrımcılığın Tam Boyutunu Yansıtmıyor”

“Bize bildirilen ayrımcılık olayları alarm veriyor.” diyen Ataman, ancak başvuruların bu ayrımcılığa katlanmak istemeyen ve yasal yollara başvuran birçok kişinin varlığını gösterdiğini ve bunu iyi bir işaret olarak gördüğünü ifade etti.

Ataman, rapordaki sayıların ülkedeki gerçek ayrımcılığı yansıtmadığına işaret ederek, “Elbette bir federal dairenin danışmanlığından ortaya çıkan rakamlar, Almanya’daki ayrımcılığın tam boyutunu yansıtmıyor. Bunlar buzdağının görünen kısmı ve geneli temsil etmiyor.” dedi. Ayrımcılıktan etkilenen çok sayıda kişinin herhangi bir yere başvurmadığını veya sivil toplum kuruluşlarıyla bağlantıya geçtiğini anlatan Ataman, başka araştırmalardan sayılar vererek ülkede milyonlarca kişinin ayrımcılıkla karşılaştığını kaydetti.

Ataman, “Almanya’da şimdiye kadar ayrımcılığı sayılarla ifade edemiyoruz çünkü bu konuda araştırmalar yok. Bizde sadece bir kişinin ayrımcılığa uğrayıp uğramadığına ilişkin anketler var. Bu aslında ayrımcılıkla mücadele konusunun ihmal edildiğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yapacağı görev süresince ayrımcılığa uğrayanların daha iyi korunmasını sağlamak istediğini vurgulayan Ataman, Almanya’daki Eşit Muamele Yasası’nın acil şekilde reforma ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Federal Ayrımcılık Mücadele Dairesi’nin Raporu

2021’de 5 bin 617 kişi; köken, cinsiyet, din, yaş gibi çeşitli konularda ayrımcılığa uğradıkları söyleyerek Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’ne başvurdu. Bu sayı, 2020’de 6 bin 383, 2019’da 3 bin 580 ve 2018’de 3 bin 455 oldu.

5 bin 617 kişinin yüzde 37’si etnik köken, yüzde 32’si kronik hastalık veya engel, yüzde 20’si cinsiyet, yüzde 10’u yaş, yüzde 6’sı dini inanç, yüzde 4’ü cinsel kimlik ve yüzde 3’ü dünya görüşü nedeniyle ayrımcılığa uğradığı için başvuruda bulundu.

Ayrımcılığın en fazla yüzde 33’ü hizmet ve ürünlere erişim, yüzde 28’i iş hayatı alanlarında gerçekleşirken; 1000’in üzerindeki başvuru da Kovid-19 salgını kapsamında oldu. (AA)

Enise Yılmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif’in yayın kurulu üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |