Aşırı Sağ “Aşırı Sağcılık Demokrasimiz İçin En Büyük Tehdittir”

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, Rostock kentinde mültecilerin ve Vietnamlı sözleşmeli işçilerin kaldığı binalara yönelik aşırı sağcı saldırıların 30. yıl dönümünde yaptığı açıklamada "aşırı sağcılığın demokrasi için en büyük tehdit olduğunu" söyledi.

Enise Yılmaz 23 Ağustos 2022

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, Rostock kentinde mültecilerin ve Vietnamlı sözleşmeli işçilerin kaldığı binalara yönelik aşırı sağcı saldırıların 30. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Lichtenhagen ilçesindeki mülteci yurdunda yaşayanlara yönelik saldırıların savaş sonrası Almanya tarihinin en vahim ırkçı saldırılarından biri olduğunu belirtti.

Bu saldırılarda şans eseri kimsenin hayatını kaybetmediğini aktaran Faeser, Almanya’nın ortasında insanların hayatlarından endişe duymak zorunda kaldığını kaydetti.

Olaylarda güvenlik güçlerinin saldırılara müdahale etmede tereddütlü davranmasını ve toplumda mültecilere yönelik empati eksikliğini eleştiren Faeser, “Aşırı sağcılık demokrasimiz için şu anda da en büyük tehdittir. Aşırı sağdan gelen tehlikeyi kimse hafife almamalı. Aşırı sağcılığa karşı kararlıkla mücadele ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Scholz’tan Irkçılıkla Mücadele Çağrısı

Kanada’da resmi ziyarette bulunan Başbakan Olaf Scholz da Twitter’dan yaptığı paylaşımda, 30 yıl önce aşırı sağcıların Rostock’un Lichtenhagen ilçesindeki “ayçiçeği evi”ni ateşe verdiğini ve orada olayı seyredenlerin saldırıları alkışladığını anımsatarak, “İnsanlar koruma aradıkları yerde saldırıya uğradılar. Korkunç bir eylem. Bu olay bize her gün nefrete ve ırkçılığa karşı mücadele etmemizi hatırlatmalı.” ifadelerini kullandı.

Lichtenhagen ilçesinde, cephesinde çiçeklerin bulunduğu için “ayçiçeği evi” olarak bilinen ve içinde mültecilerin ve Vietnamlı sözleşmeli işçilerin bulunduğu binaya 22 Ağustos 1992’de aşırı sağcılar saldırı düzenlemişti.

Yabancı düşmanı sloganlar atan yüzlerce Neonazi, mülteci yurduna molotofkokteyli ve taş atmıştı.

26 Ocak 1992’ye kadar süren olaylarda polis etkisiz kalırken olayı izleyen binlerce kişi saldırganları alkışlamıştı. Olayların ardından yüzlerce saldırgandan yaklaşık 50 kişi ceza alırken, sadece 3’üne hapis cezası verilmişti. Dönemin Alman hükümeti ise iltica yasalarını sertleştirmişti. (AA)

Enise Yılmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif’in yayın kurulu üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |