Avusturya'da İslam Avusturya İslam Yasası Taslağının Son Şekline Az Kala

İslam Yasa Tasarısı, Avusturya Kültür Bakanlığı ve Uyum Bakanlığı ile Avusturya İslam Cemaati (IGGiÖ) arasında gerçekleşen ve esasen henüz tamamlanmamış bir müzakere sürecinin geçici sonucudur. Nihai tasarının son şeklinin bakanlık tarafından yakında IGGiÖ’ye sunulması beklenmektedir.

Ümit Vural 1 Aralık 2014

Avusturya İslam Yasası’nın 1912’de kabul edilmesinin üzerinden 100 senenin geçtiği düşünülürse, bu hususu tarihî bir şans ve sorumluluk olarak değerlendirerek yasanın ilgilendirdiği Müslümanların onayının alınması ve 2000’li yılların ihtiyaçlarına cevap verecek bir neticeye ulaşılması en büyük beklentiydi. Avusturya İslam Cemaati (IGGiÖ) yıllardır gerçekleştirdiği çeşitli görüşmelerde İslam Yasası’nın, Müslümanların haklarını ve Avusturya toplumu içerisindeki konumlarını açıkça belirten bir yasal düzenleme olması gerektiği üzerinde ısrarla durmuştur. Avusturya hükûmeti de benzer şekilde yeni İslam Yasası’na olan ihtiyacı defaatle vurgulamıştır. Bu amaçla IGGiÖ, 2005 yılında Kültür Bakanlığı’na bir yasa tasarısı sunmuş, lakin bu tasarı ve içeriği şu ana kadar değerlendirilmemiş ve en son kamuoyuyla paylaşılan tasarıya dâhil edilmemiştir.

IGGiÖ’ye Mayıs 2014 başlarında tasarının ilk örneği ulaşmış olup, bu tarihten itibaren kurum temsilcileri devlet nezdinde yaptıkları görüşmelerde Müslümanların haklarını ve sorumluluklarını düzenleyen bir yasa beklentisini sürekli suretle vurgulamışlardır. Fakat hazırlanan ve 2 Ekim tarihi itibariyle çeşitli kurum ve kuruluşlardan, ayrıca kamuoyundan inceleme ve yorum alma sürecine giren tasarı, şu hâliyle bütün İslami cemaatleri tek bir yasa altında toplayan bir yapıya sahiptir. Bu hâliyle tasarı, ilgili bakanların takdiminin hemen ardından gerek IGGiÖ nezdinde ve Müslüman toplumda, gerekse kamuoyunun farklı kesimlerinde ciddi tepkilere neden olmuştur.

IGGiÖ ilgili tasarıyı üç nedenden dolayı kabul etmediğini ifade etmiştir. Bunlardan ilki, taslak ile yaklaşık 30 yıldan beri toplum içerisinde saygın bir yer edinmiş ve bu konumu yasa ile düzenlenmiş bir İslami cemaat olan IGGiÖ’nün yeni kurulan bir dinî cemaat muamelesine ve şartlarına tabi tutulmasıdır. İkinci neden, tasarıda diğer dinî cemaat yasalarında bulunmayan ve yalnız Müslümanlara yönelik maddelerin olması; dolayısıyla devletin bütün dinlere eşit yaklaşması ilkesine ters düşen, aynı zamanda dinî cemaatlerin iç işlerine müdahale anlamına gelen ve anayasal prensiplere aykırı olabilecek maddelerin bulunmasıdır. Üçüncü neden ise, kullanılan dil itibariyle taslakta Müslümanlara yönelik bir güvensizlik ve şüphe havasının hâkim olmasıdır. Bu üç nokta IGGiÖ’nün hazırladığı geniş mütaalanın özeti olarak ifade edilebilir.

Diğer taraftan Avusturya hükûmetinin bu süreçte takındığı tavır baştan beri değişmemiştir. Gerek tasarının oluşturulmasında rol oynayan ilgili bakanlar, gerekse Cumhurbaşkanı Heinz Fischer tarafından yapılan açıklamalarda tasarının bu şekliyle anayasaya aykırı olmadığı ifade edilmiş, böylelikle çeşitli din profesörleri ve anayasa uzmanlarının görüşlerinin dikkate alınmadığı ortaya konmuştur.

Bakanlıkta 29 Eylül tarihinde IGGiÖ, Alevi ve Şii temsilcilerinin de katıldığı bir toplantıda bu yasa tasarısının IGGiÖ temsilcilerinin itirazlarına rağmen bu şekliyle ilgili bakanlar tarafından sunulacağı belirtilmiştir. Yasa tasarısının hayata geçirilmesinde bu derece acele edilmesi ise Müslümanlar tarafından endişe ile karşılanmaktadır. Bu çerçevede, özellikle bu tasarının IGGiÖ’nün bilgisi dâhilinde, fakat kesinlikle kabulü olmadan ortaya çıkmış olduğu vurgulanmalıdır.

Yasa tasarısına dair yorumlarda; diğer dinlere nazaran ayrımcı bir tutum sergilendiği, Müslümanların genel bir şüphe altında bırakıldığı, anayasa ile garanti altına alınan din özgürlüğü ve dernek kurma özgürlüğünün engellendiği ve özellikle dinî cemaatlerin iç işlerine müdahalenin söz konusu olması dolayısıyla tasarının Müslüman cemaatler tarafından kabul edilmeyeceği sıklıkla dile getirilmiştir.

Yurt dışı finansmanların kısıtlanacağını (ki bu madde özellikle Diyanet imamlarının Avusturya’da görev yapmalarını engelleyecektir), üniversitede açılacak olan ilahiyat bölümlerinde görev alacak öğretim üyelerinin seçimine IGGiÖ’nün yeterince dâhil edilmeyeceğini ve İslami hizmet veren derneklerin tüzüklerini değiştirmedikleri sürece kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını belirten yasa taslağı bu anlamda sorunlu bir yapıdadır.

İlgili bakanlar tarafından yapılan son açıklamada özellikle finansman kısıtlamasından doğacak mağduriyeti önlemek amacıyla yasanın yürürlüğe girmesi ile bir geçiş süresi tanınabileceği ve bu konuda ortak bir noktaya varılabileceği ifade edilmiştir. Hükûmet kanadından yapılan açıklamaların çoğunda yasanın ısrarla eşitlik yasasına aykırı olmadığı vurgulanarak tasarı savunulmakta ve tasarının IGGiÖ’nün bilgisi ve katılımı dâhilinde hazırlandığı dile getirilmektedir. Oysa tasarı, IGGiÖ ile müzakere süreci tamamlanmadan önce kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu sorunlara rağmen hükûmet, yasanın yanlış anlaşılmalara maruz kaldığını ve esasen övgüyü hakettiğini belirtmektedir.

Başbakanlık Anayasa Dairesi’nden yapılan yorumlarda ise tasarıdaki bazı maddelerin ısrarla değişmesi üzerinde durulmakta ve bu tasarının bir yasa değişikliği değil, yeni bir yasa olduğunun altı çizilmektedir. Bununla birlikte maddelerin tamamına yakını değiştirildiği için yeni yasa şeklinde hazırlanarak buna uygun hukuki sürece tabi tutulması gerektiği de dile getirilmiştir. Özellikle din uzmanlarının yaptığı açıklamalar basında yer almış olup, tasarının bu kişiler tarafından da eleştirildiği gözlerden kaçmamaktadır. Yeni yasanın sorunlu maddelerine gerekçe olarak toplumda son zamanlarda Müslümanlara bakışta gözlemlenen değişiklik gösterilmektedir. Bu olumsuz eleştiriler neticesinde yeni yasanın halkın hemen her kesiminde memnuniyet yaratmadığı ise aşikârdır.

7 Kasım’da yorum ve inceleme süresi sona eren tasarıda, IGGiÖ sürece aktif olarak katılmış ve kapsamlı bir hukuki mütaala sunmuştur. Akabinde, 14 Kasım’da Kültür Bakanlığı’nda yapılan uzun bir toplantıda IGGiÖ yöneticileri ve başmüzakerecisi, sunulan kapsamlı mütaala üzerinde konuşmuşlardır. Bu mütalaada izah edilen maddeler üzerinden gidilerek tasarı ve yorumların geniş açıklamalarına yer verilmiştir. Toplantının sonunda birkaç madde haricinde IGGiÖ’nün değişmesini istediği maddelerde olumlu yaklaşım gösterilmiş olup, taslağın değişeceği ifade edilmiştir. Gerek devlet temsilcileri, gerekse IGGiÖ kendi açılarından önemli hususları dile getirmelerinin ardından şu anda taslağın son şekli beklenmektedir. Sonraki süreçte yasa tasarısının Bakanlar Kurulu’na sunulması beklenmektedir. Akabinde tasarı son olarak meclise sunulacak ve 2015 yılı itibari ile yürürlüğe girecektir.

Son olarak ifade etmek gerekir ki, 14 Kasım’da Kültür Bakanlığı ile yapılan toplantının ardından taslağın IGGiÖ’ye henüz ulaştırılmamış olması, taslak üzerinde çalışıldığı yönünde olumlu bir sinyal olarak değerlendirilmektedir.

Fotoğraf: ©Flickr.com/Österreichisches Außenministerium

Ümit Vural

Viyana Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni yüksek lisans derecesiyle bitiren Ümit Vural, Avusturya İslam Cemaati (İGGÖ) Şura Konseyi Başkanlığını yürütmektedir. Vural, aynı zamanda avukatlık yapmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar