Dosya: "Pegida Hareketi" Pegida’ya Şaşırdık Mı?

Avrupa’da medyatik tartışmalarla “öteki” olarak sunulan Müslümanlara yönelik hâkim siyasi diskur, dindarlığı sorunsallaştıran güvenlik politikaları ve kurumsallaşan ırkçılığın ardından Pegida gibi İslam karşıtı hareketlerin patlak vermesi şaşırtıcı mı? Bu soru, İslam bağlamındaki gelişmeler incelendiğinde oldukça kolay bir şekilde yanıtlanabilir: Hayır!

Farid Hafez 1 Şubat 2015

Son aylarda olan bitenleri gözlemlediğimiz zaman, Müslümanlar için 11 Eylül’den de zorlu bir dönemin söz konusu olduğu sonucu karşımıza çıkıyor. İnsanların zihninde Müslümanlara dair “eylem yapmaya hazır potansiyel saldırgan” imajı, sonunda “gizli terörist” algısı oluşturdu. IŞİD tartışması ile de artık yeni bir dalga başlamış oldu. Kötü Müslüman imajı artık sadece “kendini takiye ile gizleyen teröristle” sınırlı değil. Selefilik hakkındaki tartışmalar neticesinde “kötü Müslüman”ın belli başlı sembolleri ortaya çıkarıldı. Sakal, uzun elbise ve bunun gibi birçok sembolün “cihadist” bir görüşe sahip oluşun belirtileri olduğu fikri medyanın da etkisiyle herkese aktarıldı. IŞİD sembollerinin yasaklanması gibi devlet tarafından yürürlüğe koyulan kısıtlamalar olayın sadece bir yönünü oluşturdu. IŞİD’in sürekli tartışılması, “cihadist”lerin iç düşman olarak belirlenmesi ve bütün Müslüman gençlerin akılları çelinmeye hazır insanlar olarak sunulmasıyla kamusal tartışma alanında esaslı bir dönüşüm oldu. Bu tartışmalar, Henryk Broder ve Thilo Sarrazin gibi kişiler tarafından mümkün kılınan hâkim İslamofobik atmosferin üzerine inşa edildi. Alman Parlamentosundaki partilerin bu İslamofobi’yle mücadeleyi artık sadece belirli sınırlamalarla gerçekleştiremeyecekleri oldukça açık.

Stefan Zweig’ın da dediği gibi: “Nasyonal sosyalizm küçük dozlarla, dikkatli adımlarla yerleşti; dünya vicdanı bir sonraki dozu kaldırabilecek seviyeye gelene kadar hep bir süreliğine beklendi.” Merak edilen bir diğer mesele de, İslamofobik ajandaya sahip geniş bir oluşumun ortaya çıkmasının ne zaman vuku bulacağı idi. Almanya’daki “Pro” ön ekli partiler ve aşırı sağ kanattan NPD son yıllarda İslamofobi’ye hizmet ettiler. Almanya’da açıktan aşırı sağcı ve revizyoncu olunamayacağı için bu aktörlerin sadece İslamofobi’yi kullanarak büyük bir başarı elde edebilmeleri pek de kolay değildi.

Almanya’daki bazı gözlemciler, Avusturya’da “İslam Yerine Yurt” (Alm. “Daham statt Islam”) gibi sloganları bağıra bağıra tekrarlayan sağcı popülist FPÖ’yü küçümseyerek, nasyonal sosyalizm sonrası Almanya’da tarihin tekerrür etmeyeceğini düşünmekteler. Fakat İslamofobi’nin Almanya’da ilk olarak aşırı sağcı ya da sağcı popülist düzlemde değil, bilakis hâkim toplum nezdinde başlamış olması, güvenlik politikasının yanı sıra yasama ve eğitim alanlarında kurumsallaştırılan Müslüman karşıtı ırkçılığa karşı nasıl körleşildiğini gösteren bir örnektir.

2014 yılında gerçekleştirilen bir dizi araştırma, İslamofobik düşüncelerdeki artışı gözler önüne serdi. Bu durum Pro partilerinin ya da NPD’nin suçu değil. Bu, hâkim topluluğun aktörleri tarafından topluma enjekte edilen ve yayılması sağlanan tartışmaların bir sonucu.

Bu durumda siyasi kesimin Pegida bağlamında olan bitene şaşırması oldukça hayret verici. Yıllar boyu sürdürülen İslamofobik propaganda, bunun yanında da yürütülen güvenlik politikası ve hukuki ayrımcılık eksenli kısıtlayıcı İslam politikası söz konusuyken başka ne olması bekleniyordu?

Evet, Şansölye Merkel’in yeni yıl konuşmasında Pegida’ya karşı açık ve net bir şekilde tavır alması sevindirici. Ama Almanya’nın uluslararası imajını koruma maksatlı olarak böyle bir tavır takınmak yeterli değildir. Aynı zamanda bu tavrın samimi olması için başörtüsü yasağı gibi Müslüman karşıtı yasaların ve İçişleri Bakanlıklarının İslamofobik güvenlik politikalarının yeniden düzenlenmesi ve genel anlamda İslam politikasının reforme edilmesi gerekmektedir.

Fotoğraf: ©Flickr.com/F.S.C.Photo_ Michael Schmidt

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar