İslam Toplumu Millî Görüş Anayasayı Koruma Raporlarındaki Gelişmeler ve IGMG

Almanya’da savunmacı demokrasinin taarruza dönüştüğü kurumlar: Anayasayı Koruma Daireleri. Eyaletler arasında farklı yaklaşımlar gösteren ama her şeyden önce hatalı metot ve analizleriyle eleştirileri kendisine çeken bu kurumların raporlarından İslam Toplumu Millî Görüş’ün (IGMG) çıkma süreci de baştan hatalı bir girişimin gecikmiş telafisi anlamına geliyor.

Bekir Altaş 1 Temmuz 2015

Almanya’daki Anayasayı Koruma Daireleri hukuki kavramlarla değil, kavram kurgularıyla çalıştıkları ve somut tehlikeler üzerinden değil, tehlike senaryoları üzerinden kişi ve kurumları damgaladıkları için sıkça eleştirilerle karşı karşıya kalıyor. Müslüman cemaatler söz konusu olduğunda “şeriat”, “cihat”, “Selefilik” gibi İslami kavramları siyasi bir ajandayla yorumlayan bu kurumların olumsuz yaklaşımları da oldukça dikkat çekiyor: “Selefilik” gibi İslami bir kavramın tamamen şiddet yanlısı bir hareket olarak tanımlandığı, dinî kimliğin hayatın her alanına nüfuz etmesi gibi meşru bir isteğin “İslamcılık” olarak nitelendirildiği, dindarlığın görece olumsuz ve marjinal bir kontekste itildiği raporlar bütün sorunlu yaklaşımlarına rağmen kamuoyunu etkileme potansiyeline sahip. Siyasi karar alıcıların Anayasayı Koruma Daireleri raporlarında geçen kurum ve kişilerle “alenen” iletişime geçmemeye özen göstermeleri, raporlarda adı geçen kurumlara üye olanların vatandaşlık ya da iş başvurularının zorlaştırılması, cemiyetlerin içinde bulundukları mahallî yapılardan dışlanmaları bu olumsuz sonuçlardan sadece birkaçı.

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG), kurulduğu günden bu yana işte bu sorunlu raporlarda yer alıyor; “İslamcı”, “legalist İslamcı”, “ekstremist” gibi değişken sıfatlarla tanımlanarak kendisinden her an tehlike sadır olabilecek bir kurum olarak değerlendiriliyordu. IGMG’nin, anayasa tarafından da güvence altına alınan dinî kimliğin hayatın her alanına yansıtılabilmesi ve özgürce yaşanması talebinin “İslamcılık” olarak tanımlanması oldukça sorunludur. Nitekim kurulduğu günden bu yana Avrupa’daki Müslüman cemaate yönelik devlet politikalarındaki çelişkili yaklaşımları tashih edici bir fonksiyon üstlenen, Müslüman cemaatlerle güvenlik iş birliğinin kurulmasının uzun vadede damgalayıcı etkisine vurgu yapan IGMG, hazırladığı sayısız rapor ve açtığı davalarla Anayasayı Koruma Dairelerinin yaklaşım hatalarına dikkat çekti. Mevcut durumda Anayasayı Koruma Dairelerinin dindarlığı sorunsallaştıran yaklaşımları –en azından IGMG bağlamında- uzun vadede değişme emareleri gösteriyor.

Eyaletlerdeki Mevcut Durum:Baden-Württemberg

Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Dairesi’nin 2014 raporunda IGMG, dinî-siyasi bir akım olan “Millî Görüş Hareketi” başlığı altında zikredilmektedir. Raporda IGMG’nin “legalist” bir yapıya sahip olduğu, ana faaliyet odağının İslami eğitim çalışmaları üzerinde yoğunlaştığı belirtilirken, IGMG’nin “asimilasyon”u reddettiğine değinilmiştir. Oysa asimilasyona karşı tutumların değerlendirilmesi Anayasayı Koruma Dairelerinin yetki ve faaliyet alanı içerisinde değildir. “Asimilasyonu reddetmek” gibi meşru bir tutuma sahip olduğu için bir kurumun anayasa için tehlikeli görülmesi, Anayasayı Koruma Dairelerinin yetki alanını aşarak bir kamusal fikir oluşturmak niyetini açıkça ortaya koymaktadır.

Öte yandan şu ifadeler dikkat çekmektedir: “Organizasyon dışarıya karşı ılımlı ve diyaloğa açık görünse de kendi içinde Müslüman ümmete dayalı kapalı bir sistemin özelliklerini sergilemektedir.” Bir dinî cemaat olarak faaliyetlerini öncelikli olarak Müslümanlara sunan IGMG’nin sahip olduğu bu profil olumsuz bir bağlamda ele alınmakta, Müslümanlar için mümtaz bir yere sahip olan “ümmet” kavramı “kapalı bir sistem” olarak nitelendirilmekte, öte yandan Katolik Kilisesinin kendisini bir “dünya kilisesi” olarak gördüğü gerçeği gözden kaçırılmaktadır.

Yine ilginç bir şekilde “inançla bağlantılı olan hakikat iddiası, hayatın her alanını Kur’an ve Sünnet’le uyumlu hâlde yaşamak gibi bir yükümlülüğü beraberinde getirmektedir. Bu şekilde din, diğer düzenlerden daha üstün olarak anlaşılan ve yaygınlaştırılması gereken bir toplum modeline dönüşmektedir.” gibi ifadeler, bir Müslüman için oldukça tabii olan “hayatın her alanına nüfuz eden İslam” algısını sorunsallaştırma girişiminde bulunmaktadır.[1] IGMG, tam da Anayasayı Koruma Dairesi açısından “sorunlu” görülen bu yaklaşıma sahip olduğu için denetim altındadır. Oysa bu hakikat iddiası da, hayatın her alanını Kur’an’la uyumlu hâle getirmek de hukuken meşrudur ve anayasa için tehlike arz etmek bir yana, din özgürlüğü kapsamında muhafaza edilmektedir.

Bavyera

Bu eyalette de IGMG, Millî Görüş Hareketi başlığı altında incelenmekte ve şu ifadeler kullanılmaktadır: “IGMG yönetimi, çocuklar, gençler ve yetişkinlere yönelik eğitim çalışmaları ve dünya genelindeki yardım kampanyalarıyla kendisini anayasaya bağlı bir organizasyon ve dinî cemaat olarak göstermeye çalışmaktadır.” Bu ifadelerin yanında “anayasa düşmanı çabaların” varlığının hâlâ gözlem aşamasında olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda IGMG, suçsuzluğun değil suçun kanıtlanması gerektiği temel ilkesine aykırı olarak “anayasa düşmanı olmadığını” kanıtlama gibi garip bir beklenti ile karşı karşıya bırakılmaktadır.[2]

Berlin

Legalist İslamcılık başlığı altında raporda yer alan IGMG ile ilgili, “gelecekte ekstremist bir organizasyondan demokratik bir organizasyona geçişinin başarılı olup olmayacağı beklenip görülecektir.” ifadeleri yer almakta, IGMG’nin “Erbakan Hoca’nın ideolojisinden” kendisini soyutlamadığı belirtilmektedir. Berlin’de de yine aslında hukuki bir kavram olmayıp siyasi bir kurgu olan “anayasa düşmanı” tabiri kullanılmakta ve şöyle denilmektedir: “Mevcut değişme eğilimleri, henüz anayasa düşmanı hedeflerden vazgeçmek anlamında programlı bir yeniden yönelimden bahsedebilecek kadar ilerlememiştir.”[3] Bu “anayasa düşmanlığı”na dair somut veriler ya da ayrıntılı açıklamalar ise mevcut değildir.

Hessen

Diğer eyaletlerdekinin aksine Hessen’de IGMG’ye karşı daha sert bir tutum gözlemlenmektedir. Diğer eyaletlerde IGMG legalist, şiddetten uzak ve “tehlikesiz” olarak tanımlanırken, Hessen Anayasayı Koruma Raporunda şu ifadeler yer almaktadır: “Cihatçı Selefilerin insanların hayatı üzerindeki tehlikesinin yanında İslamcı legalistlerden de tehlikeler sadır olmaktadır. Mısırlı Müslüman kardeşlere yakın olan Almanya İslam Toplumu (IGD) ve İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG), Türk Millî Görüş hareketinin temsilcileri olarak tek bir amaç etrafında birleşmektedir: Hukuka uygun yollardan İslamcı tasavvurlarını devlet ve toplumda uygulamak. Bunun için her iki organizasyon da gençler ve yetişkinlerle çalışmalarını kullanmaktadır.” Buna benzer tahmin ve ön yargılara dayalı, somut argüman ve delillerden uzak ifadeler Almanya’da ancak birkaç eyalette bu kadar açık ve pervasızca dile getirilmektedir. Yine raporda IGMG’nin siyasilerle diyaloğu ya da kamuoyu ile iletişim çalışmaları gibi oldukça meşru ve tabii faaliyetleri bile “kamuoyunu İslamcı amaçlar doğrultusunda etki altına almak” gibi histerik bir tasvir eşliğinde sunulmuştur.

Rheinland-Pfalz

2014 yılındaki Anayasayı Koruma raporunda IGMG’nin Türkiye’deki siyasi gelişmeler ve oluşumlarla bağlantısının zayıfladığı ve kendi ayakları üzerinde duran bir profille dinî hizmetler ile sosyal çalışmalara ağırlık verdiği belirtilerek ayrı bir başlık açılmamıştır.

Bütün bu gelişmelerin yanında Brandenburg, Bremen, Mecklenburg-Vorpommern, Saarland, Sachsen, Sachsen-Anhalt ve Thüringen gibi toplamda 7 eyalette IGMG Anayasayı Koruma raporlarında yer almamaktadır. Hamburg Anayasayı Koruma Dairesi 2014 raporunda IGMG’nin Hamburg bölgesinin “anayasa düşmanı” düşüncelerden uzak olması nedeniyle kurumun izlenmesinin durdurulduğu belirtilmiş, Kuzey Ren Vestfalya eyaleti ise yine 2014 raporuna IGMG’yi dâhil etmemiştir. Schleswig-Holstein’da ise IGMG içerisindeki yenilenme sürecine dikkat çekilerek teşkilatın “anayasa düşmanı” olarak tanımlanamayacağı belirtilmiştir. Aşağı Saksonya’daki gelişmeleri inceleyen Anayasayı Koruma Dairesi IGMG’de ekstremist eğilimlerin bulunmadığını belirtmiştir.

Gelişmeler Ne Anlama Geliyor?

Raporlarda IGMG’nin yeni bir yönelime girdiği ve bu nedenle “artık” anayasa için bir tehdit oluşturmadığı belirtilmektedir. Oysa IGMG, dinî kimliğin ve dindarlığın aşırılık olarak nitelendirilmesi, Müslüman cemaatlerin güvenlik iş birliklerine dâhil edilerek onların “sorunun” bir parçası olarak görülmeleri gibi konulardaki ilkelerinde bir değişiklik yaşamamıştır. Burada IGMG’den ziyade Anayasayı Koruma Dairelerinin bakışında bir değişimin meydana geldiğini gözlemlemek gerekir.

Öte yandan IGMG’nin raporlardan çıkmasının en temel nedenlerinden bir tanesinin,güvenlik birimlerinin güçlenen Selefilik ile mücadele etmek için kaynaklarını daha iyi değerlendirme zorunluluğu olduğu ileri sürülmektedir. Eğer bu tahminin doğruluk payı varsa, seneler boyu istihbarat raporlarında yer alarak olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalan bir cemaatin takibinin kaynak meselesi olduğu, bir grubun anayasa düşmanı olup olmadığının bütçe ve imkânlarla ilişkili olduğu gibi bir sonuç çıkmaktadır. Öte yandan bir grubun anayasaya düşman olup olmaması, başka bir gruptan kaynaklanan yeni tehlike senaryolarıyla değişmemelidir. NSU terör örgütünün on seneden fazla bir süre Almanya’nın bir ucundan öbür ucuna cinayetler işleyip bombalar patlatarak gidebilmesi ve bu eli kanlı terör örgütünün istihbarat daireleri tarafından uzun süre açığa çıkartılamaması da yanlış kullanılan personel kaynakları ile metot hatalarından kaynaklanmaktadır. Bütün bu başarısızlık, bütçe sıkıntısı ya da tehlike senaryolarının değişmesi gibi durumlarda asıl sorgulanması gereken şey ise devletin Anayasayı Koruma Daireleri aracılığıyla yarattığı yanlış “düşman” algısıdır.

Özetle, IGMG’nin Anayasayı Koruma Dairelerinden çıkmasının en net sebeplerinden biri, daha önceden de ciddi dayanakları olmayan iddiaların artık tutunulacak bir tarafının kalmamasıdır. Anayasayı Koruma Daireleri tarafından oluşturulan algının toplum nezdinde bir karşılığı olmadığı nihayet anlaşılmıştır. Umulur ki diğer eyaletler de bu damgalayıcı ve sorunlu yaklaşımdan bir an önce vazgeçerler.

[1] Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Dairesi Raporu 2014: http://www.verfassungsschutz-bw.de/site/lfv/get/documents/IV.Dachmandant/Datenquelle/PDF/RZ_IM_Verfassungsschutzbericht2014_web.pdf
[2] Bayern Anayasayı Koruma Raporu 2014: http://www.verfassungsschutz.bayern.de/imperia/md/content/lfv_internet/service/vsb_2014_pressefassung.pdf
[3]Berlin Anayasayı Koruma Raporı 2014: https://www.berlin.de/sen/inneres/verfassungsschutz/publikationen/verfassungsschutzberichte/verfassungsschutzbericht_2013.pdf (Bu yazı kaleme alındığı tarihte Berlin’de henüz 2014 senesinin raporu yayımlanmamıştır.)

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar