Sayı 257 Türk-Alman İlişkilerinde Çözüm Başka Bahara

İstanbul’da 132 yıllık bir tarihe sahip olan, yaklaşık 60 yıldır Almanca ve Türkçe olarak eğitim veren İstanbul Lisesi 2016 yılının sonlarına doğru Alman kamuoyunun odak noktasındaydı. Alman medyasının “noel yasağı” başlığıyla verdiği haberlerde okulda noel kutlamalarının yasaklandığı iddia edildi.

Rümeysa Aydın 1 Ocak 2017

Aralık ayında 35 Alman öğretmenin eğitim verdiği İstanbul Lisesinde noel kutlamalarının yasaklandığı iddia edildi. Haberlere göre okuldaki Alman öğretmenlere okulun Alman idaresinden bir e-posta gelmişti.

E-postada “(Okulun) Türk idaresinin bildirdiğine göre şu andan itibaren noel gelenekleri ve Hristiyan bayramı derste anlatılmayacak, konu edilmeyecek ve şarkı söylenmeyecektir.” ifadeleri bulunuyordu.

Haberlerin dili ve içeriği incelenmeye değerdi: RP Online “İlk kez İstanbul’daki bir Alman lisesinde derste Noel konusunun ele alınması yasaklandı” alt başlığıyla Türkiye Cumhuriyeti devletine bağlı bir okuldan bir “Alman Lisesi” çıkartmaya çalışsa da İstanbul Lisesi bir “Alman Lisesi” değildi. Almanya okula 35 Alman öğretmen gönderiyor, bu okulun diplomalarını tanıyor; bu nedenle de okulu “Yurt dışı Alman okulu” olarak nitelendiriyor olsa da İstanbul Lisesi bir Türk okuluydu.

“Noel yasağı” Alman kamuoyunda öfkeyle karşılandı. Die Zeit’ın “Alman siyasetçiler noel yasağı nedeniyle Erdoğan’ı eleştiriyor” başlığıyla verdiği habere göre CDU Başkan Yardımcısı Julia Klöckner, “Recep Tayyip Erdoğan’ın kültürel etkileri bildirilerle yasaklamak istediğini” söyledi. Yeşiller Partisi Genel Başkanı Cem Özdemir, “zararsız noel şarkılarının kendi iktidarını tehdit ettiği hissine kapıldığına göre Erdoğan’ın dinî ve etnik çoğulculuğun son kalıntılarını da süpürmeyi kafasına koyduğunu” ifade etti. CDU’dan Wolfgang Bosbach federal hükûmeti çok sert bir tepki vermeye çağırırken “bu yasağın Erdoğan’ın ülkeyi toleranssız, muhafazakâr-İslami bir yola sokmak istemesinin bir kanıtı olduğunu” söyledi. Focus’un haberine göre CSU Genel Sekreteri Andreas Scheuer bu “yasağın” din özgürlüğünün ihlali olduğunu, bu durumun “Erdoğan Türkiyesinin Avrupa’ya yönelik bütün köprüleri attığının yeni bir kanıtı olduğunu” belirtti. Scheuer ayrıca “Noel’in koşulsuz-şartsız Almanya’nın bir parçası olduğunu, dolayısıyla da yurt dışındaki bir Alman okulunun da parçası olduğunu” belirtti.4 KNA’ya göre Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen Türk konsolosun dışişlerine çağrılması ve federal hükûmetin Ankara’ya nota göndermesi gerektiğini söyledi. CDU/CSU Federal Fraksiyon Başkan Yardımcısı Franz Josef Jung ise bir adım daha ileriye giderek, “Eğer Almanya bu okullardaki öğretmenleri finanse ediyorsa o zaman dersin içeriğini de belirleyebilir.” ifadelerinde bulundu.

Oysa durum İstanbul Lisesi’nden yapılan açıklamaya göre farklı cereyan etmişti. Okulun açıklamasına göre son haftalarda Alman öğretmenler derslerde -müfredatta öngörülmeyen bir biçimde- Noel ve Hristiyanlık ile ilgili metinleri işliyorlardı ve bu durum okul idaresinde “dışardan bakıldığında manipülasyona yol açacak söylemlere” girildiği izlenimi oluşturmuştu. Bunun üzerine okul idaresi Alman Bölüm Başkanlığıyla toplantı düzenlemiş ve ilgili birime uyarılarda bulunmuştu. AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu’nun, “Derste noelin işlenmesi ya da Alman Başkonsolosluğundaki geleneksel noel okul konserine katılımın yasaklanması gibi bir durum söz konusu değil.” ifadelerinde bulunması ve bir basın açıklaması yayımlaması da işe yaramadı. Yeneroğlu, “Bavyera’da Türkiye’den gelen bir öğretmen tamamen Hristiyan olan öğrencilerden ramazan şarkıları söylemesini istese, İslami/dinî konuları kendi tasavvuruna göre işlese ciddi bir tepki doğardı. Tam olarak bu tarz bir şikâyet (İstanbul Lisesi’nin) okul idaresine iletilmiş, bu nedenle de okulun Alman Bölüm Başkanlığından öğrencilerin sorularına yönelik hassasiyet ve açıklık getirilmesi istenmiştir.” açıklamasında bulunsa da meselenin bu arka planı çok da ilgi çekmedi.

Meseleleri “Erdoğanlaştırmak”

Bu açıklamalara rağmen Almanya’daki haberlerin hepsinde “Türkiye’de genel bir noel yasağı” olduğu zannıyla yola çıkarak Alman kamuoyu ve siyasetinin tepkilerine yer verilmiş, lisenin Türk Bölüm Başkanlığının ise noel yasağını “yalanladığı” belirtilmişti.

Bu haberlerin başka bir ortak noktası daha vardı: Sözde “noel yasağı” etrafındaki tepkilerin tamamı Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan merkezli bir okumada birleşiyor ve aslında olayın nasıl cereyan ettiğiyle ilgilenmiyordu. Sözde yasağa dair fikir belirten aktörlerin hepsi, zaten Türkiye’deki mevcut gelişmeleri yorumlarken verdikleri tepkileri aynı cümlelerle yineliyorlar ve karşılarına çıkan haberlere doğruluğunu ya da yanlışlığını pek de önemsemeden kendi pozisyonlarını teyit edecek birer hamle olarak bakıyorlardı. Nitekim fikir belirten Alman siyasetçilere bakıldığında çoğunun son zamanlarda Türk-Alman ilişkilerinin gerilmesi için mümkün olan her imkânı değerlendiren ve sorumsuz çıkışlarıyla ikili ilişkileri oldukça geren kişiler olduğu görülüyor. (Elbette benzer ifadelerin Türkiye’deki siyasetçiler tarafından kullanılıp ikili ilişkilere aynı zararın Türkiye’deki söylemlerle de verildiğini es geçmemek gerek.)

Alman kamuoyunun sözde “noel yasağı”na tepkisi Almanya’da Türkiye konusundaki patolojiyi de ortaya koyuyor. Doğru olması durumunda bile Millî Eğitim Bakanlığından herhangi bir talimat söz konusu olmadığı için herhangi bir okul idaresinin münferit girişimi olarak yorumlanması gereken bir meseleyi “Erdoğan’a” bağlamak bu patolojinin bir göstergesi. Focus’un haberinde belirtildiği üzere “Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP hükûmetinin İstanbul Lisesi gibi geleneksel seküler okulları İslami-muhafazakâr bir söyleme zorladığı” gibi ifadeler sorunların Erdoğanlaştırılması eğiliminin göstergesi. Türkiye’de cereyan eden ilgili ilgisiz her konu dönüp dolaşıp Erdoğan’la ilişkilendiriliyor. Bu popülist bakış hem meseleleri yanlış analiz ediyor hem de sorunlarda kendi düşman algısını pekiştirecek yanlar arıyor.

Avrupa Merkezcilik Farklılıklardan Korkmak

Öte yandan okulda tamamen dinî motivasyonlu noel şarkılarını sekülerlik; tamamı Müslüman olan öğrencilere Noel’in müfredatta olmayan bir şekilde sunulmasına tepkinin ise muhafazakâr-İslami olarak görülmesi oldukça gariptir. Buradaki esas sorun, noel geleneklerinin Avrupa merkezci bir bakışla “evrensel” birer değer olarak konumlandırılmasıdır.

Alman kamuoyu bu tartışmayla kendisini esas alan yaklaşımını ortaya sererken, Türkiye’deki durum da çok farklı değil esasında. Türkiye’deki toplumsal atmosfer gerçekten de o kadar gergin ki, diğer dindarların dinî bayramlarıyla ilgili pratikler okulun kendi açıklamasına göre “Noel ve Hristiyanlık ile ilgili metinleri işlerken dışarıdan bakıldığında manipülasyona yol açacak söylemler” olarak görülebiliyor. Noel’in bütün dünyada kutlanılması gereken evrensel bir “değer” olduğu gibi bir kültürel dayatma elbette eleştirilmeli; fakat bunun yanında Türkiye’de diğer dindarların pratiklerine, diğer dindarlarla tanışmaya şüpheyle yaklaşan sesler de aynı oranda sorgulanmalıdır.

Diaspora Politikaları Açısından Ders Niteliğinde

Bu tartışmadan Türkiye’nin yurt dışındaki vatandaşlarına yaklaşımı açısından ders çıkartmak da mümkün: İstanbul Lisesi’nde Almanya’dan gönderilen, maaşları bizzat Almanya tarafından ödenen 35 Alman öğretmen var. Öğrenciler ise sadece Türkiye vatandaşları, yani lisede hiç Alman yok. Buna rağmen lise, “yurt dışı Alman okulu” olarak nitelendiriliyor. Alman siyasetçiler ve kamuoyu, Almanya’nın yurt dışındaki bir okulunda sözde noel yasağına Hristiyan demokrat partilerden Yeşiller’e kadar farklı siyasi yönelimlerden aynı “hassasiyetle” tepki veriyor. Bu durum, Alman kamuoyunun yurt dışındaki kurumlarına, yurt dışı eğitim ve kültür politikasına gösterdiği ehemmiyetin de bir dışavurumu esasında. Öte yandan Türkiye’nin bizzat kendi yetiştirdiği ve yurt dışına gönderdiği din adamları Batı Avrupa’nın birçok ülkesinde “Diyanet imamları” olarak senelerdir çok sorunlu bir tartışmaya maruz kalıyor.

Bu esnada Türkiye’deki siyasetçilerden etkili tepkiler duyulmuyor.

Tüm bu sorunlar arasında Türk-Alman ilişkilerinin gelecekte olumlu bir zemin üzerinde sürdürülebilmesi oldukça zor. Bunun için bütün katılanlar ilişkileri baltalamak için ellerinden geleni yapıyor. Bu yaklaşımla daha çok noel yasağı tartışmasına şahit olacakmışız gibi görünüyor.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar