Sayı 259 Avusturya’nın Yeni Hükûmet Programı Otoriter ve Irkçı

Avusturya’da 30 Ocak 2017’de SPÖ ve ÖVP’den oluşan koalisyon hükûmeti yeni bir çalışma programı yayımladı. Program üstü kapalı bir başörtüsü yasağı ve Entegrasyon Yasası gibi maddeleriyle dikkat çekiyor.

Ferhat Özbay 11 Nisan 2017

Avusturya federal hükûmetinin (SPÖ/ÖVP) 30 Ocak 2017’de onayladığı program ile hükûmete taze kan verilmesi ve “yeni bir başlangıç” yapılması hedefleniyor. İş, konum belirleme, ekonomi gibi hususları ve entegrasyon ve güvenlik gibi konuları kapsayan programın dört milyar avroya mal olacağı düşünülüyor.
Paket genel itibarı ile bir ekonomi paketi olarak görülse de 2013 yılında onaylanan önceki programdan belirgin farklılıklar gösteriyor. Mesela tarafsızlık da entegrasyon da önceki programda bu şekliyle yer almıyordu. Önceki program kapsam bakımından da bu programın üç katı genişliğindeydi. Ayrıca önceki program 5 yıllık bir süre için öngörülmüşken, yeni program ise 18 aylık (46 tasarı) bir süre için tasarlanmış durumda.

Bir Önceki Hükûmet Programı

2013 yılının çalışma programına göz attığımızda “entegrasyon”un; okullarda siyasi eğitim verilmesi, kamu idarelerinde çeşitliliğin yaygınlaştırılması, 1912 yılında yürürlüğe giren İslam Yasası’nda değişikliklerin yapılması, Avusturya’da imamların yetiştirilmesi, dindarlararası diyaloğa ve derneklerdeki gönüllü çalışmalara odaklanılması gibi uygulamalarla hızlandırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Programda yer alan bu hususların, değerler ve Avusturya için sergilenecek angajman sayesinde toplumsal entegrasyonu teşvik etmesi amaçlanıyordu. Ayrıca 2013 hükûmet planında entegrasyona ilişkin üç madde daha ele alınmıştı. Birincisi: Temel eğitimde teşvik edilmesi amaçlanan Almancayı temel alan dilsel entegrasyon. İkincisi: Göçmen kökenli genç kadın ve erkeklerin çalışma oranının artırılmasını, yabancı diplomaların daha kolay tanınmasını ve nitelikli göçü öngören mesleki entegrasyon. Sonuncu olarak da entegrasyon yapılarının oluşturulması.
Özet olarak hükûmet önceki programda bahsi geçen önlemlerle “entegrasyon” konusunu ele almayı ve bu konuyu ileri taşımayı hedeflemişti. Ancak 2017’deki program, karşımıza daha farklı önlemler çıkardı.

Yeni Programın Odak Noktası: Güvenlik ve Entegrasyon

“Güvenlik ve entegrasyon“ başlığı altındaki dördüncü maddede karşımıza “ceza hukuku paketi”, “teknik soruşturma araçlarının geliştirilmesi”, “dijital ortamda güvenlik”, “ulusal afet yönetimi” ve son olarak “entegrasyon”, “göçün azaltılması” ve “büyük şirketlerin denetim kurullarında zorunlu kadın üye oranı” gibi alt başlıklar çıkıyor. Burada “entegrasyon” konusunun tek başına değil, “güvenlik” maddesi ile bağlantılı olarak ele alındığına dikkat çekmek gerek.
“Entegrasyon” Avusturya toplumunun başa çıkması gereken en önemli konulardan biri olarak görülüyor. Bir taraftan entegrasyonun iki taraflı özveriye dayandığı vurgulanırken, nihayetinde entegrasyonun sadece Almanca dil bilgisine sahip olunması, ekonomik bağımsızlık ve hukuk devletinin esasını teşkil eden yasa ve değerlerin kabul edilmesi ve bunlara riayet edilmesi ile sağlanabileceği belirtiliyor.
Burada sözü edilen önlemler daha çok, yeni gelenlere Alman dili ve değerlerini tanıtacak ve uyumu teşvik edecek kurslar. Son olarak şartlarının yerine getirilmemesi hâlinde yaptırımları olacak bir entegrasyon sözleşmesi yapılması da planlanıyor. Ayrıca “Entegrasyon Yasası’nın” bir maddesinde radikal Selefilerin Kur’an dağıtımı faaliyetlerinin de yasaklanması talep ediliyor.

Üstü Kapalı Başörtüsü Yasağı

Çalışma programına dair kamuoyunda en çok tartışılan madde “tarafsızlık şartı” adı verilen madde. Bu madde, “entegrasyon, kamu hizmeti” başlığı altında şu şekilde tanımlanıyor:
“Devlet ideolojik ve dinî açıdan tarafsız hareket etmek zorundadır. Devlet dairelerinde üniformalı idari memurların, hâkim ve savcıların görevin ifası sırasında bu tarafsızlık şartına riayet etmesine dikkat edilecektir.”
“Başörtü yasağı” olarak da algılanan bu maddeye ilişkin farklı medya organlarında yürütülen ve günlerce süren tartışmalardan sonra Çeşitlilik, Kamu Hizmetleri ve Dijitalleşme Müsteşarı Muna Duzdar’dan (SPÖ) verilen tepkilere cevap geldi. Duzdar hükûmet programında “başörtüsü” kelimesinin yer bile almadığını belirtti. Duzdar’a göre bahsi geçen meslek gruplarındaki üniformalılar, düzenlemelerle belirlenen kıyafet yönetmeliklerine riayet etmek zorundaydı.
Buradaki önemli husus ne bu, ne de benzeri bir maddenin önceki çalışma programında yer almamış olmasıdır. Yeni programda doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde başörtüsü takan Müslüman kadınların artık mahkeme salonuna idari memur, hâkim veya savcı olarak giremeyecekleri ifade edilmektedir.
Bu örtülü mesajı Avrupa, Entegrasyon ve Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz’un ifadelerinde de görebiliyoruz. Bakan ilk olarak çalışma programı onaylanmadan önce, okullarda bir başörtüsü yasağı talep etmişti. Kurz, ikinci olarak haçın sınıflarda ve mahkeme salonunda asılı kalacağını vurgulamıştı. Birçok kişi mahkeme salonlarında haç asılı olan bir devleti tarafsız olarak görmekte zorlandığı için bu mesele de tartışma konusu olmuştu. Aynı şekilde kamusal alanlarda peçe takılması da yasaklanmıştı. Yasağa rağmen bahsi geçen kıyafetle görülenler 150 avro tutarında bir para cezasına çarptırılacaklar. Bu uygulamanın turizm sektörünü nasıl etkileyeceği ise merak konusu.

Yeni Hükûmet Programında Mülteciler

Peki, hükûmet programının mültecilere yönelik somut planları neler?
“Entegrasyon Yasası” altında, ülkede kalma olasılığı yüksek olan iltica başvurusu sahiplerinin ve iltica hakkı tanınan kişilerin dil kursu alma hakkına erişmesi öngörülüyor. Bu kapsamda şartlara uyulmaması durumunda beraberinde yaptırımlar getiren bir Entegrasyon Sözleşmesi’nin imzalanması gerektiği de belirtiliyor. İş Piyasasına Entegrasyon Yasası (Entegrasyon Yılı) çerçevesinde dil, değerler ve oryantasyon kursu, iş piyasasına uyum ve kalifikasyonların tanınması gibi hususların ele alınması da öngörülenler arasında. Aynı şekilde bu maddelere riayet edilmemesi durumunda uygulanacak “sert yaptırımlar” söz konusu.
“Göçün azaltılması” başlığı altında Federal Ordu veya polis gibi çeşitli kurumların özellikle sınır güvenliği için kuvvetlendirilmesi öngörülüyor. Ayrıca geri dönüşe dair danışmanlık geliştirmek, bu alana yatırım yapmak ve geri dönüşü teşvik etmek istenmesi de oldukça ilginç.
“Yeniden entegrasyon” (Alm. “Reintegration”) başlığı altında mültecilerin geldikleri ülkelere geri dönüş motivasyonları artırılmaya ve ödüllerle desteklenmeye çalışılıyor. Aynı şekilde federal hükûmet “dış sınır güvenliği” konusunda kendini Avrupa Birliği’nin güçlü bir partneri olarak görüyor.

Otoriter Güvenlik Önlemlerinin İlk Muhatabı Müslümanlar

Hükûmet programına ilişkin oldukça farklı görüşler de mevcut. Mesela “Mosaik” adlı blogda Lisa Mittendrein, hükûmet programını “ekonomik ve sosyal politikada neoliberal; göç ve güvenlik politikasında otoriter ve ırkçı” olarak tanımlıyor.1 Mittendrein, münferit uygulamalara aldanılmaması gerektiği ve genel tablonun esas olduğu görüşünde. Ayrıca “otoriter güvenlik önlemlerinden” özellikle Müslümanların etkileneceğini belirtiyor.
Yeni program aynı şekilde mültecilere ilişkin önlemler nedeniyle de eleştiri topladı. 15.000 avro tutarındaki para cezalarından başlayan ve sınır dışı etmeye kadar varabilen cezalar ve ücretsiz çalışma uygulaması gibi önlemler eleştirilenler arasında. Buna karşın Avusturya Halk Partisi (ÖVP) bu programın “açık olarak ÖVP imzası taşıdığını” belirtip programa “vatandaşların değerlerinin” yansıtıldığı düşüncesinde. ÖVP yeni entegrasyon yasasını “teşvik ve talep edici” olarak değerlendiriyor.
Parti özellikle Almanca ve “değer” kurslarının genişletilmesinden memnun. Öte yandan bu kurslara katılmama durumunda sosyal ödemelere kısıtlama getirilmesi öngörülüyor.
Parti peçe yasağı ile “açık bir iletişimi gerektiren açık bir toplum” inancını vurguladığını iddia ediyor. Belki de programın en garip yanı, daha önce de belirtildiği gibi hükûmet programında doğrudan söz edilmeyen başörtüsü yasağı. Bu anlamda yasak, belirtilen meslek gruplarının tarafsızlığı bahanesiyle destekleniyor. Mültecilere ilişkin özel düzenleme ise iç güvenliğin ve kamu düzeninin tehdit altında olma olasılığı ile gerekçelendiriliyor.

Sorulması Gereken Sorular

Yeşiller Başkanı Eva Glawisching ve Yeni Avusturya Partisi (NEOS) Başkanı Matthias Strolz ise hükûmet programını “zavallılık” olarak nitelendiriyor ve programın bu hükûmetin bir şey başaramayacağını gösterdiğini belirtiyorlar.
Avusturya hükûmet programıyla ilgili sorulması gereken soruların listesi hayli uzun. Biz burada sadece üç soruyla iktifa edelim:
Birincisi, alınan güvenlik önlemleri gerçekten de gerekli mi ve devlet ve vatandaşların güvenliğini artıracak mı? İkincisi, Müslümanların ihbar edilmesi ve bunu takiben dışlanması “entegrasyonu” nasıl artıracak ve nasıl bir toplumsal birliktelik sağlayacak? Üçüncüsü, Avusturya’da yaşayan Müslümanlar bu uygulamalara tepki verecek mi, verecekse nasıl ve bu kesim ne gibi çözüm önerilerinde bulunacak?

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar