Dosya: "Avrupa'da İslam Eğitimi" İslam Din Dersinde Öncü Ülke: Avusturya

Avrupa'da İslam Eğitimi

Avusturya’da devlet okullarında sunulan İslam din derslerinin köklü bir geçmişi var. Ülke İslam din dersleri için model olarak görülüyor.

Carla Amina Baghajati 1 Aralık 2017

İslam din dersi Avusturya’da kamuya ait okullarda 1982/83 eğitim öğretim yılından bu yana sabit bir ders olarak sunuluyor. Avrupa genelindeki durum göz önünde bulundurulduğunda İslam din dersinin Avusturya’da oldukça erken sayılabilecek bir dönemde başlamış olması İslam’ın Avusturya devleti nezdindeki statüsü ile alakalı. Ülkede 1912 yılından beri varlığını sürdüren, en son 2015 yılında yenilenen bir İslam Yasası mevcut. Avusturya’daki Müslümanlar 1971 yılında bir ileri görüşlülük örneği sergileyerek devlet ve toplum ile muhatap olacak bir yapının oluşturulması gerektiğine karar vermişler, neticede de Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ) 1979 yılında resmî temsil kurumu olarak kamu tüzel kişiliği statüsünü almaya hak kazanmıştır.

Bu kurumsallaşmanın ardından hayata geçirilmesi planlanan ilk çalışmalardan biri, devlet tarafından tanınan, Kilise’ye ve diğer dinî cemaatlere ait kuruluşlarınkine paralel olarak inanç esaslı bir İslam din dersi uygulamasını hayata geçirmekti. Bu uygulama 1982/83 eğitim öğretim yılında, ilk olarak az sayıda öğretmen ile, çevredeki Müslüman öğrencilerin sırf İslam din dersi almak için toplandığı bazı okullarda başladı.

Öğretmenlere İcazet Sistemi

Avusturya’daki İslam din dersi uygulamanın yasal dayanağı 1949 yılından bu yana yürürlükte olan Din Dersi Eğitimi Yasası’dır. Bu yasanın 2. paragrafında şu ifade yer alır: “Din dersi, yasal olarak tanınan ilgili Kilise veya dinî cemaat tarafından verilir, yönetilir ve teftiş edilir.”[1] Bu bağlamda eğitim-öğretim dairelerinin yalnızca organizasyon ve okul disiplini alanlarında teftiş hakları bulunur. Böylelikle bu yasal düzenleme sayesinde öğretmenlerin belirlenmesi, müfredatın ve materyallerin oluşturulması gibi hususlar ilgili Kilise veya dinî cemaate bırakılmıştır.

Avusturya okullarında İslam din dersini sunan tek kurum olan IGGÖ, son olarak yeni okul kitapları yayımlamıştır. Bunlar “okul kitabı aksiyonu” çerçevesinde ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Din dersi öğretmenleri “Missio” (icazet) ile birlikte ders verebilme hakkını elde ederler. Maaşları devlet tarafından ödenir. Eğer dinî cemaat “Missio”yu geri alırsa öğretmenlerin bu dersi verme hakları da sona erer.

Avusturya’da din eğitimi zorunludur. Bununla birlikte, eğitim döneminin başlangıcının ilk 5 günü bu derslerden kayıt sildirebilme imkânı vardır. Yasal “dinî erginlik” sınırı olan 14 yaşından itibaren öğrenciler din dersine katılıp katılmama kararını verme hakkına kendileri sahiptir, bundan önceki yaşlarda ise ailelerin hakkı vardır. Bu durum, mümkün olan en fazla sayıda öğrencinin derslere katılımını sağlayabilmek için din derslerini çekici hâle getirme gerekliliğini de beraberinde getirmektedir.

“Vatan Bilgisi” Dersinden “İslam Din Dersi”ne

700 bin Müslüman’ın yaşadığı tahmin edilen Avusturya’nın tamamında 600 öğretmen tarafından, 2200 okulda 70 bin öğrenciye İslam din dersi verilmektedir. Dersin verildiği okullar arasında daha çok büyük şehirler ön plana çıkmaktadır. IGGÖ’nün Eğitim Dairesi büyük şehirlere uzak kırsal kesimlerdeki okullara da ihtiyaç olması hâlinde ulaşmayı hedeflemektedir.

3 öğrencinin bir araya gelmesi ile İslam din dersi verilebilmektedir. Eğer 10 kişiyi aşkın bir grup söz konusu olursa, din dersi haftada 2 saat olarak verilmektedir.

Velilerin bu bağlamdaki beklentileri de seneler içerisinde değişkenlik göstermiştir. 30 yıl önce İslam din dersi veliler tarafından âdeta bir “vatan bilgisi” dersi gibi görülmüş ve dersin köken ülkenin anadilinde yapılması talep edilmiştir. Bu hususta IGGÖ en baştan beri İslam din dersi eğitimi için Almancadan başka bir dil kullanmamıştır. Bunun arkasında öğrencilerin farklı anadillere sahip olmaları gibi pratik sebeplerin yanı sıra, Müslüman gençlerin kendilerini dinleriyle ilgili konularda Almanca ifade edebilmeleri gibi pedagojik sebepler de yatmaktadır. Özellikle de Müslümanların kendi dinlerine karşı ön yargı ve endişelerin son derece yoğun olduğu bu zamanlarda diyalog ve tartışabilme kabiliyetine sahip olmalarının ne kadar önemli olduğu ortadadır. Ancak öğrencilerin birçoğu din hakkında Almanca konuşmaya alışık değildir, çünkü ailelerinde ve camilerde anadillerini kullanmaktadırlar. Ayrıca dinî konuları konuşmak için günlük kullanılan dilden farklılıklar gösteren bir kelime haznesine sahip olmak gerekmektedir. Bununla beraber, Almancanın kullanımı hem Müslüman hem de Avusturyalı/Avrupalı olarak yaşamın mümkün olduğunu işaret etmesi bakımından önemlidir. Yani din dersi eğitimiyle birlikte hem kimlik eğitimi hem de Müslümanlar arası birliktelik bilincinin inşası söz konusudur. İdeal olan, camide verilen din dersiyle okulda verilen din dersinin birbirini tamamlamasıdır.

Bu zaviyeden bakıldığında, İslam din dersi, Müslümanlar arasındaki, kendi değerlerinden emin ve köklerinden kopmamış “Avrupalı Müslüman” diskuru bağlamında büyük bir şans olarak değerlendirilebilir. Veliler de İslam din dersinin, ilk neslin kendi köken ülkelerinden aşina olduğu eğitimin taklidi olmaması gerektiği hususunda hemfikirdir.

İslam din dersi geleneksel Kur’an kursu eğitimi ile karıştırılmamalıdır. İslam din dersinde öğrencilerin hayat gerçekleri baz alınmalı ve tartışmalara olanak verilmelidir. Bu bağlamda sıkça, özellikle de cinsiyetler arası eşitlik söz konusu olduğunda, din ile gelenek arasındaki farkı ayırt etme ihtiyacı gün yüzüne çıkmaktadır. Ayrıca aşırıcı ve şiddet potansiyeline sahip pozisyonlara mesafe koyulması beklentisi de vardır. “Cihat” kavramı hakikatte ne anlama gelmektedir? Demokrasi, hukuk devleti, çoğulculuk ve insan hakları gibi değerleri benimsemekte bir mahzur olmadığına dair teolojik argümanlar da geliştirilmektedir.

İslam Din Dersi Öğretmenlerinin Eğitimi

Bu sebeple yalnızca teolojik olarak değil, pedagojik olarak da iyi eğitim almış öğretmenlere ihtiyaç vardır. 1998 yılından bu yana bu ihtiyacı IGGÖ’nün İslam din dersi öğretmenlerini yetiştiren IRPA karşılamaktadır. IRPA mezunlarını vermeye başladıktan sonra İslam din derslerinde kalite artışı sağlanmıştır. 2016/17 eğitim yılından beri IRPA, Viyana/Krems Kilise Pedagojik Yüksekokulu’nun (KPH Wien/Krems) bir enstitüsü konumundadır. Öğretmen eğitimine dair yeni yasal düzenlemeye göre öğretmen adaylarının tamamı, sekiz sömestiri kapsayan genel bir eğitimin ardından, din öğretmenliği için dört sömestirlik bir uzmanlaşma alanı seçmektedir. Yeni düzenlemeyle birlikte IRPA’nın yeni durumu tek başına taşıyamayacağı, bu nedenle KPH ile kooperasyon yapmasının akla uygun olduğu düşünülmüştür. İslam din dersi öğretmenlerinin eğitiminin bu şekilde yapılandırılmasıyla birlikte dindarlararası ortak çalışma alanına daha fazla yoğunlaşılmıştır. Her şeyden önce bu yeni eğitim planıyla, zaten öğretmen olup aynı zamanda bir de İslam din dersi sunabilecek daha fazla Müslüman öğretmene kavuşmak mümkün olacaktır. Bu durum, Müslüman öğretmenlerin okul sistemine entegrasyonu açısından da olumlu bir gelişmedir.

Din dersi öğretmenleri bugün de köprü kurucu ve “kültür tercümanı” olarak algılanmaktadırlar. İslam din dersi Avusturya’daki okullara yerleşmiştir. Din dersini gerekli kılan, öğrencilerden sadece öğrendiklerini tekrar etmelerinin beklenmesi değil, öğrencilerini diğer konular ve kendi yaşamlarıyla ilişkilendirebilmeleri ve çözüm odaklı tartışabilmeleridir.

Avusturya’da Matura’da da (lise bitirme diploması) İslam din dersi sözlü sınav için seçilebilen dersler arasında yer almaktadır. Bu sınavlar aynı zamanda İslam din derslerinin performansı hakkında da bir resim sunmaktadır. Yalnızca Viyana’da 250 öğrenci İslam din dersinden sözlü sınava girmiştir.

[1] Bkz. https://www.ris.bka.gv.at/GeltendeFassung.wxe?Abfrage=Bundesnormen&Gesetzesnummer=10009217&ShowPrintPreview=True (Erişim Tarihi: 25.11.2017)

©Shutterstock.com/frantic00

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar