GÜNDEM Belçika’da Dinî Sembol Tartışması Yeniden Alevlendi

Belçika’da Hristiyan Demokratlar Partisi Milletvekili Hendrik Bogaert (CD&V) dinî sembollerin bütün açık alanlarda yasaklanmasını istiyor.

admin 25 Aralık 2017

Belçika’da Hristiyan Demokratlar Partisi Milletvekili Hendrik Bogaert (CD&V), “Özgürce birlikte yaşamak” adlı kitabında Belçika toplumunda dinî sembolleri ele aldı. Radikal bir önerge sunan Bogaert, toplumun yüzde 5’inden fazlasını teşkil eden dinlerin büyük ve görünür dinî sembollerinin kamu dâhil bütün açık alanlarda yasaklanmasının toplumsal barış için gerekli olduğu kanaatinde.

Yüz sayfalık kitabının çıkış noktası ana toplumdan farklı değerlere sahip olan dinlerin toplumdaki yerleri. Bogaert bu bağlamda dinî sembolleri hedef alıyor ve ilginç bir çözüm önerisi sunuyor. Öneri, toplumsal barışa katkı sağlamak adına büyük ve görünür dinî sembollerin bütün açık alanlarda yasaklanması yönünde.  

 

“Başka Değerlere Sahip Dinler Ortak Değerlerimizi Tehlikeye Sokuyor”

Bogaert yazısında, geçtiğimiz 50 yılda bazı dinlerin radikalleştiğinden ve belli bir noktadan sonra toplumun birlikte yaşama dengesinin bozulduğundan bahsediyor. Bu dengenin bozulmasının toplumsal bir facia olduğunu vurgulayan Bogaert sözlerine şöyle devam ediyor: “Bir toplum kanunlara göre hareket eden bireyler topluluğundan daha fazlasıdır. Birey ve toplumun arasındaki manevi bağı oluşturan ortak standartlar ve değerler olmalı. Bu değerler ortak geçmiş ve geleceğimizi temsil eder. Ana toplumda başka standart ve değerlere sahip dinler baş gösterdiğinde ise ortak değerlerimiz tehlikeye girer.”

İslam’ın Hristiyanlık gibi sekülerleşemeyeceğini ileri süren Bogaert kitabında şu ifadeleri kullanıyor: “Bu nedenlerden dolayı Avrupa’da toplumun yüzde 5’inden fazlasını teşkil eden dinlerin büyük ve görünür dinî sembollerinin yasaklanması gerekir. Eğer bugün müdahele etmezsek sonra geç kalmış olacağız. Devlet araya girmediği yerde toplum kendini bitirir.” ifadelerini kullandı.

Bogaert tezini savunmak için örnek olarak bir futbol stadyumunu kullanıyor. Buna göre seyircilerin yüzde 90’ının aynı takımı desteklediği bir tribünde, başka bir takımı destekleyen taraftarın ifade özgürlüğü olamaz. Başka takımı destekleyen şahıs ayrı tribünde oturmak zorunda kalır. Bogaert’e göre dinî semboller yasaklanmadığı taktirde bu görüntü Belçika’nın her sokağında ve toplumun her alanında gerçek olacak.

 

Yüzde 5 Barajı Sadece Müslümanları Hedef Alıyor

Bogaert’in belirlemiş olduğu yüzde 5 barajı ise oldukça şaşırtıcı. Zira Belçika’da “görünür bir dinî sembol taşıyan” ve yüzde 5’in üzerinde bir nüfusa sahip olan tek dinî grup Müslümanlar.  Belirgin dinî semboller taşıyan Yahudiler ve Sihler bu barajın altında ve Bogaert’in tezine göre onların dinî sembollerinin yasağa tabi olmalarına gerek yok. Bu ayrımcı yaklaşımın gerekçesi ise bu dinlerin “küçük dinler” olmaları ve müdahele gerektirmemeleri. Yüzde 5’lik barajı geçen diğer bir grup elbette Hristiyanlar, fakat Hristiyanların haç işaretli kolyeleri dışında belirgin bir dinî sembollerinin olmaması ve kolyenin “küçük” bir aksesuar olması nedeniyle Bogaert’e göre bu yasağa Hristiyanlar tabii olmamalı. Aynı mantık ile Bogaert “fatma eli kolyesi” olarak bilinen kolyelerin de küçük semboller olmalarından ötürü “yasaktan” muaf tutulması gerektiği kanaatinde. Bunun yanı sıra din adamlarının giyimleri, dinî mabet ve özel alanlardaki giyim-kuşam da Bogaert’e göre yasağın dışında kalmalı.

 

Önergeye Tepkiler Büyüyor

Bogaert’in absürt yasak talebine ve toplumsal barış için çözüm önerisine Belçika’da birçok farklı kesimden tepki yağdı. Saint Louis Üniversitesinde anayasa ve ayrımcılık hukuku uzmanı olan Joghum Vrielink böyle bir yasağın sadece Müslüman kadınların başörtüsünü hedef aldığını söylüyor. Vrielink bu talebin birçok açıdan sıkıntılı olduğunu ve soru işaretlerini beraberinde getirdiğini de söylüyor: “Hukuki olarak görünür veya görünmeyen semboller arasında ayrım yapılamaz. Ayrıca toplumdaki din mensuplarının sayılarına dair gerçek bir bilgi yok. Dinî mensubiyete göre nüfus sayımı en son 19. yüzyılda yapıldı.” Belçika’da yüzde 3 ila yüzde 8 arasında Müslümanın yaşadığının tahmin edildiğini söyleyen Vrielink’e göre Bogaert kendi tahminlerine dayanarak Müslümanların geçip diğer bütün dinlerin altında kalacağı bir baraj icat etmiş durumda.

 

Kendi Partisi De Tepkili

Bogaert’in milletvekili olduğu Hristiyan Demokratlar Partisi de (CD&V) absürt yasak talebine sessiz kalmadı. Bogaert’in kitabının tanıtımının hemen ardından basın açıklaması yayımlayan parti söz konusu ifadelerin partinin çizgisine aykırı olduğunu, bunların milletvekilinin şahsi görüşü olduğunu bildirdi. Açıklamada, “Hristiyan Demokratlar Partisi (CD&V) din özgürlüğünün partisidir. Din radikal bir şekilde özel hayata indirgenemez. Dinî sembollerin sadece özel hayatta değil, kamuda da yeri olmalı” ifadeleri yer aldı. Bogaert’in kitabının tanıtım programına partisinden kimsenin katılmaması da dikkat çekti. Bu söylemlerin Hristiyan Demokratlar Partisi içerisindeki sağ-sol ayrımının bir ispatı olduğu düşünülüyor. (nsa)

 

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar