FRANSA Aşırı Sağın Yeni Yüzü: “Kimlik Nesli” Hareketi

Avrupa’yı son yıllarda etkisi altına alan aşırı sağ akımlar siyasi arenada olduğu kadar sivil toplum bazında da kendini hissettiriyor. Fransa’da doğup kısa sürede diğer Avrupa ülkelerine de yayılan aşırı sağcı “Kimlik Nesli” hareketi bilhassa genç kuşakları saflarına çekmeyi hedefliyor.

Hassına Mechaï 30 Ocak 2019

El Cezire tarafından yapılan “Nefret Nesli” başlıklı belgesel haber, Fransız aşırı sağcı grup “Kimlik Nesli”nin (‘Generation Identitaire’ – GI) iç yüzüne ışık tutma ve bu grubun Fransa’nın en büyük partilerinden biri ile olan gizli bağlantılarını ortaya koyma iddiası taşıyor. İki bölümden oluşan belgesel için aşırı sağcı Kimlik Nesli hareketi içine sızan bir gazetecinin altı ay boyunca kaldığı grubun içinden edindiği gözlemlerden yararlanıldı.

Belgesel haber grup tarafından kullanılan Nazi sembolleri ve özellikle Kuzey Afrika kökenli genç bir kadına yapılan saldırıyı da içeren fiziksel saldırılar gibi epey iç karartıcı ayrıntıya yer vermesi nedeniyle son derece rahatsız edici bir tablo çizse de söz konusu içerik Fransız kamuoyunu pek sarsmış görünmüyor. Sosyal medyada oldukça aktif olan ‘Kimlik Nesli’ belgesel hakkında “İslamcı El Cezire kanalının GI hareketinin itibarını sarsmak amacıyla yaptığı bir haber” yorumunda bulunarak tepki gösterdi. Grup tarafından haber ile ilgili yapılan basın açıklamasında, “Haberde yer alan yanıltıcı iddialar, gizli kameralarla çekilmiş gerçekliği şüpheli görüntülere dayanmaktadır. (…) Dürüst olmayan yöntemleri kullanan El Cezire açık bir şekilde Avrupa’nın İslamlaştırılmasına karşı çıkanları karalamaya çalışıyor. Bu sözde belgesel hakkında yapılması gereken tüm yasal işlemleri avukatlarımızla görüşüyoruz.” denildi. 

BİRLEŞİK KRALLIK

"Avrupa’da Aşırı Sağ, Yiyecek Yardımı Bile Yaparak Yandaş Arıyor"

3 Ocak 2019

Hangi Nesil, Hangi Kimlik? 

Kimlik Nesli internet sitesinde kendisini, “Avrupa’nın dört bir yanından kız ve erkekleri bir araya getiren siyasi bir gençlik hareketi” olarak tanımlıyor. Eylül 2012’de kurulan hareket kuruluş amacını ise, “Fransa halkına kitlesel göç tehlikeleri, ülkemizin İslamlaştırılması ve ülkemizin içinde bulunduğu güvensizlik ortamına karşı gerçek siyasi bir irade ile etkili bir şekilde karşı konulabileceğini göstermek” şeklinde özetliyor. Hareketin kuruluş amacına ilişkin açıklamada devamla: “makus talihi” reddetmek, “kimliğimizi savunmak”, “pisliklere, hayat tarzımızı ve düşüncelerimizi tehdit edenlere, insanların ve kültürlerin tek tipleştirilmesine, kitlesel göç dalgasına, milletimizin tarihini bizden gizleyen eğitim sistemine ve bir kâbus hâline gelen birlikte yaşama saçmalığına karşı gençleri baş kaldırmaya çağırıyoruz…Kimlik nesli, direnişin ilk hattıdır.” ifadelerine yer veriliyor.

Fakat söz konusu nesil ve kimlik ile kastedilen tam olarak nedir? Perspektif’e konuşan siyaset bilimci ve aynı zamanda aşırı sağ hareketler alanında Uzman Jean-Yves Camus, bu hareketin nesil boyutunu “göç hareketliliği karşısında bunalan, ekonomik alanda ve istihdam olanaklarına erişim konusunda yabancılara (göçmenlere) kıyasla kendilerini dezavantajlı konumda hisseden genç beyaz işçi sınıfı ya da orta tabakaya mensup insanların oluşturduğunu belirtiyor. “Bu gruplar göçmenler hakkında ‘pislik’ kelimesini sıkça kullanıyorlar, ki bu da göçmenlere olan takıntılarını gösteriyor.” diyen Jean-Yves Camus Kimlik Nesli’ni, “çok kültürlü Fransa’yı reddeden nesil” olarak tanımlıyor. 

Kimlik Nesli aktivistleriyle ilgili derinlemesine çalışmalar yürüten ve röportajlar gerçekleştiren Jean- Yves Camus, onlar hakkında “bu aktivistlerin çoğu fakir ailelerden geliyor ve bu nedenle sosyo-ekonomik açıdan güçlü bir gerileme yaşadıkları hissiyatındalar” diyor. Kimlik Nesli’nin öncelikle yerel kimliklerin, ardından ulusal kimliklerin savunucuları olduğunu belirten Camus, Fransız aşırı sağcı parti Ulusal Birlik’in (Rassemlement national – eski adıyla Ulusal Cephe) aksine, Kimlik Nesli aktivistlerinin ve savunucularının kendilerini Avrupalı hissettiklerini vurguluyor. 

Öte yandan mensuplarının birçoğunun dine özel bir eğilimi olmamasına karşın hareketin kimlik inşasında Hristiyanlık ögelerinin kullanılması dikkat çekiyor. Bu anlamda dinî inançtan ziyade kimliğe dayalı bir Katoliklik benimsenmiş görünüyor. Camus, hareket içerisindeki Hristiyanlık vurgusuyla ilgili olarak “Onlar dogmalarla ilgilenmiyorlar. Onları asıl ilgilendiren şey, Katolikliğin Avrupa’da çoğunluğun dini olması ve Hristiyanlığın Avrupa’yı kültürel yönden şekillendirmiş olmasıdır. Pek çoğu kiliseyi sadece vaftiz edilmek, evlenmek ve çocuklarını vaftiz ettirmek için, dinin öğrettiklerine duyulan derin inançtan ziyade, kolektif bir aidiyet hissinin göstergesi olarak ziyaret etmiştir.” diyor.

Kimlik Nesli ve Ulusal Birlik: Organik Bağlar?

El Cezire’nin hazırladığı belgesel haberde ayrıca, Kimlik Nesli ile Ulusal Birlik (Rassemblement National – Rn) arasındaki bağlantılar ele alınıyor. Bu bağlantıları GI hiçbir zaman gizleme gereği duymadı. Ancak Ulusal Birlik, parti liderleri Marine Le Pen’in ana akım seçmen desteğini daha fazla çekme amacıyla babası Jean-Marie’nin ırkçı ve radikal duruşundan uzaklaşarak başlattığı “ılımlılık kampanyası”  doğrultusunda daha temkinli davranıyor. El Cezire, Marine Le Pen’in partisi ile aşırı sağcı grup arasında gerçek bağlantılar olduğunu iddia ederken, Camus iki hareket arasında organik bir bağ olmadığını belirtiyor. Bununla birlikte, hareket içinde aldıkları ideolojik eğitim iyi olsa da Kimlik Nesli’nin asla siyasi bir parti olamayacağını anlayan kimi GI aktivistlerinin aktif siyasete atılarak Güney Fransa’da önemli sonuçlar elde ettiklerine, bir kısmının ise Ulusal Birlik belediyelerinde görev aldığına dikkat çekiyor. 

Kimlik Nesli aktivistleri halkla daha çok sosyal medya ve özellikle video platformları üzerinden iletişim kuruyor. Jean-Yves Camus’a göre, Ulusal Birlik kendisine iletişim teknikleri konusunda tecrübeli ve siyasi donanıma sahip yönetici ve aktivistler devşirebildiği için Kimlik Nesli hareketini oldukça faydalı buluyor. Ulusal Birlik gelecekteki yöneticilerini GI hareketi içinden seçerken, bu durum GI hareketinin de işine geliyor. Zira, böylece GI aktivistleri de aşırı sağcı kimlik ve grup içinden sıyrılarak Ulusal Birlik bayrağı altında seçilme olanağına sahip oluyorlar.”

Ulusal Birlik ve Kimlik Nesli iki farklı oluşum. Ancak Kimlik Nesli hareketinin Ulusal Birlik’in siyasi sonuçlarından çekinerek açıkça ifade edemediği “tersine göç”  ya da “great replacement”  gibi konuları dile getiren bir ‘avangart’ (öncü) hareket olması her ikisinin de işine geliyor. Böylece siyasal anlamda kısıtlamalara tabi bir siyasi parti ile radikal eylem ve söylemlere cüret edebilen avangart bir grup arasında doğal bir görev dağılımı ortaya çıkıyor. “Örneğin” diyor Jean-Yves Camus, “Poitiers kentindeki cami çatısının işgal edilmesi eylemini ele alacak olursak, Ulusal Birlik 75 eylemciyi cami çatısını işgal etmek üzere harekete geçirmeyi göze alamazdı. Ancak bu başkalarının da bunu yapmasını veya ileride resmî parti gündemlerine dahil edecekleri çeşitli fikirler geliştirmelerini de istemedikleri anlamına gelmiyor.”

Jean-Yves Camus’a göre, Kimlik Nesli ve Ulusal Birlik, İtalyan düşünür Gramsci’ye ait “kültürel hegemonya”nın zorla hayata geçirildiği bir tür “sağ kanat Gramsci felsefesi” geliştiriyorlar.

Dikkat Çeken Eylemler

Kimlik Nesli, Akdeniz’de ve Alpler’de “yasadışı göçmenlerin geçişini engellemek” amacıyla gerçekleştirildiği öne sürülen “Avrupa’yı Savun” gibi dikkat çekici operasyonlarla adını duyurmayı başardı. Eylemlerinin arasında Marsilya’da faaliyet gösteren ve tehlikede olan göçmenler için yardım botları kiralayan SOS méditerranée adlı STK’ya ait ofis binalarının işgal edilmesi de bulunuyor. Kimlik Nesli ayrıca Poitiers kentinde inşaat halindeki bir caminin çatısını da işgal etmişti. Fransızlara göre bu kent, Charles Martel’in 732 yılında Avrupa’yı fethetmek için gelen “Arapları” tutukladığı şehir olarak sembolik bir öneme sahip. Jean-Yves Camus, “Onlara göre uygar bir Avrupa var ve İslam onun sınırları içerisine dahil değil” diyor. 

Dosya: "Sağ Popülizm ve Aşırı Sağ" 1 Mart 2018

Avusturya'da Neonaziler İle FPÖ Arasında Bir Köprü: “Kimlik Hareketi”

Avusturya’daki Kimlik Hareketi “sıfır ırkçılık”la Avrupa kimliğini koruma iddiası güden aşırı sağcı bir oluşum. Hareket her ne kadar tersini iddia edip şiddetten uzak dursa da modern ırkçılığın açık bir dışavurumu.

Avrupa Şubeleri

Kimlik Nesli hareketinin Fransa’daki ilk yerel ofisi Nice’de açıldı ve faaliyetlerine halen devam ediyor. Nice ve Cannes’den yayılmaya başlayan hareketin Lyon ve Lille gibi pek çok şehirde şubeleri veya alt kuruluşları bulunuyor. 

Bu hareket Fransa’da doğmuş olsa da Almanya ve Avusturya’da da hızla yayıldı. Camus, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Osmanlıları püskürttüğü 1683 Viyana kuşatmasını kutlamak için Avusturya’da sonbaharda bir geçit töreni düzenlendiğini hatırlatıyor.

İrlanda, İsviçre ve Portekiz’de de yayılma imkânı bulan Kimlik Nesli’ni diğer aşırı sağcı gruplardan ayıran en belirgin özelliği belki de tüm neo-Nazi kodlarından kaçınıyor olmaları. Camus, “Yasal çerçeve dışına çıkmama konusunda çok dikkatliler. Ufukta herhangi teröristçe bir aşırılık görünmüyor. Almanya’da Türk toplumunu hedef alan saldırılar neo-Naziler tarafından gerçekleştirilirken, Kimlik Nesli’nin amacı yasaklanmalarına neden olacak saldırılar düzenlemek ya da şiddet eylemlerinde bulunmak değil, daha çok siyasi bir partinin öncü kolu olarak hizmet etmek. Örneğin AFD’nin Almanya’da kaydettiği ilerleme ile yakından ilgileniyorlar.” diyor.

Buna karşın El Cezire’nin belgeseli, ‘Kimlik Nesli’ aktivistlerinin gerçekte 2015’te Fransa’yı vuran saldırılara odaklandığını iddia ediyor. Belki de silahlı intikam hisleriyle? Camus “Kimlik Nesli’nde bununla ilgili hiçbir şey duymadım, esasında ‘Kimlik Nesli’ şiddet eylemlerine karışmama konusunda idarecilerine katı talimatlar veriyor. Şüphesiz, El Cezire belgeseli, sahnenin arkasında kullanılan dilin şiddet içerdiğini gösteriyor. Ancak, ‘Kimlik Nesli’ silahlı intikamın cazibesine kapılmayı göze alamaz. Bununla birlikte, Fransa’da gerçekleştirilen terör saldırılarının hareketin İslam’a olan takıntısını daha da artırdığı doğru. Radikal İslam değil, İslam diyorum zira onlar için ikisi de aynı şey.” diyor. Camus, Kasım 2015’te Bataclan tiyatrosuna yapılan saldırıların konsere giden ya da bir şeyler içmek isteyen sıradan insanları hedef aldığından bu grup üzerinde, Charlie Hebdo saldırılarından daha büyük etki yarattığını savunuyor. Camus, “Bu insanların zihninde özellikle de sosyal ağlarda pek çok fantezi dolaştığı bir gerçek; ancak aşırı sağ cenahta en büyük tehlikeyi bu grup oluşturmuyor” diye sözlerini tamamlıyor.

Hassına Mechaï

Cezayir kökenli Fransız gazeteci Mechaï, hukuk yüksek lisansı yapmış ve uluslararası ilişkiler ile Afrika ve Orta Doğu ilişkileri konusunda uzmanlaşmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar