NSU Cinayetleri Süleyman Taşköprü: NSU Terör Örgütünün 3. Kurbanı

Hamburg Bahrenfeld’te işlettiği manav dükkanında başına isabet eden 3 kurşunla öldürülen Süleyman Taşköprü NSU’nun bilinen 3. kurbanıydı. Taşköprü henüz 31 yaşında ve bir çocuk babasıydı. Irkçı cinayete kurban giden Taşköprü’yü anıyoruz.

Hatice Çevik 27 Haziran 2019

Süleyman Taşköprü 1970’de Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra Almanya’ya, Hamburg şehrine göç etmiş olan anne ve babasının yanına geldi. Burada Almanca öğrenip, yüksek ticaret lisesini bitirdikten sonra bir manav dükkanı işletmeye başladı. 27 Haziran 2001’de dükkanında NSU terör örgütü üyeleri tarafından iki farklı silahla başına 3 el ateş edilerek vahşice katledildi. Merhum henüz 31 yaşında ve 3 yaşında bir kız çocuğu babasıydı. 

Cinayet Günü 

Hamburg’un Bahrenfeld semtinde bulunan Schutzenstraße’de ufak bir manav dükkanı işleten Süleyman Taşköprü 27 Haziran Çarşamba günü saat 11 sularında babasının dükkandan ayrıldığı bir sırada içeri giren NSU teröristleri Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt tarafından üç kurşunla katledildi.  Taşköprü başına aldığı kurşunla yere yığılırken teröristler ikinci bir silahla kafasının arkasına iki kere daha ateş ettiler ve olay yerinden kaçmadan önce Taşköprü’nün cansız bedeninin fotoğrafını çektiler.

Baba Ali Taşköprü oğlu öldürüldükten sonra onu bulan ilk kişiydi. Bulduğunda oğlu daha nefes alıyordu. Babası o anı “Başını dizime koydum, yüzünü okşadım, bana birşeyler söylemek istiyordu ama gücü yetmiyordu” ifadeleriyle anlattı mahkeme salonunda. Polise verdiği ifadede zeytin almak için kısa süreliğine ayrıldığı dükkanına döndüğünde, dükkanın önünden koşarak ayrılan 25 ile 30 yaşları arasında iki Alman gördüğünü söylese de bu ifadesi polisler tarafından dikkate alınmadığı gibi kriminal polis yetkilisi bu kişilerin robot resimlerinin yapılmasının da mümkün olmadığını söylüyor.

Kardeş Osman Taşköprü ise “İşteyken komşu büfe işletmecisinin haber vermesi üzerine ağabeyimin işyerine gittim. Orada, üzerinde ağabeyimin kanı olan babamı gördüm ve o an dünya başıma yıkıldı.” ifadeleriyle anlatıyor olay gününü.

“Samimi, Neşeli Bir Çocuk”

NSU aşırı sağcı terör örgütünün deşifre olduğu 2011 yılına kadar medyada Süleyman Taşköprü ve diğer Türk kökenli esnafa yönelik cinayetler “Döner-Cinayetleri”(alm. Dönermorde) adı altında, Türk kökenliler arasındaki bir nevi “mafya çatışması” şeklinde işleniyordu. Taşköprü’nün öldürülmesinin ardından başlatılan polis soruşturması da cinayetin mafya, kara para aklama veya aile içi bir çatışma ile alakalı olabileceği ihtimallerine yoğunlaşıyor ve tüm araştırmalar bu yönde ilerliyordu. Medyaya da yansıyan tüm bu söylenti ve iddialar sonrası çevresi tarafından da yalnızlığa itilen Taşkörpü ailesi evlatlarının acı kaybının yanı sıra onur ve haysiyetlerine sürülmeye çalışılan leke ile yıllar boyunca büyük üzüntü yaşadı. Aile sosyal hayattan kendisini tamamen soyutlayıp uzun zaman kimseyle görüşmedi. Bilhassa medya ve gazetecilere karşı büyük bir güvensizlik duyuyorlardı. 

Süleyman Taşköprü’yü çocukluk çağlarından beri tanıyan berber Behçet Algan bu süreci “Süleyman’ın ölümü tüm ailenin hayatını mahvetti.” ifadeleriyle özetliyordu. Berber Behçet Algan Taşköprü ailesinin yakın dostu ve Süleyman Taşköprü’nün çocukluk ve delikanlılığına şahit olanlardan birisi. Onu “samimi, neşeli, gür siyah saçlı, zayıf bir çocuk“ diye tanımlıyor. Berber dükkanına sadece saç tıraşı için gelmez, burada çok vakit geçirir, arkadaşlarıyla buluşur, futbol tartışır, çay içerdi diyor. Aralarındaki samimiyeti “Süleyman Fenerbahçe taraftarıydı, bense Galatasaraylıyım, bu nedenle futbol hakkında saatlerce tartışır muhabbet ederdik.” diyerek anlatıyor. Afyon’da ilkokulu bitirdikten sonra Süleyman, dedesi ve ninesinin yanından anne ve babasının yanına gelmişti. Zeki ve çalışkan bir öğrenci olan Süleyman’ın okuduğu okul müdürü Almanya’ya giden öğrencisinin Türkiye’de kalıp okuması için aileyi arayıp bu isteğini dile getirmiş ancak o, kardeşleri ve anne-babasıyla birlikte Almanya’da kalıp okumayı tercih etmişti.

“Süleyman’nın Hiçbir Zaman Çok Parası Olmadı”

Behçet bey “Süleymanın hiçbir zaman çok parası olmadı. Hep hızlı arabaların ve Türkiye’den bir yazlık almanın hayalini kurardı.” diye anlatıyor. Onunla olan bir anısını ise şöyle aktarıyor: “Birgün Süleyman saçını kestirmek için geldi, parasının olmadığını, iki gün sonra gelip borcunu ödeyeceğini söyledi. Gerçekten de sözünde durup iki gün sonra geldi parayı verdi.” Behçet  bey, “Medyada iddia edildiği gibi mafya ve kara para aklama işleriyle bağlantısı olan birisi neden berber parasını veremesin ki?“ diye soruyor ve Süleyman Taşköprü’nün daima sözüne sadık birisi olduğunun altını çiziyordu.

Süleyman Taşköprü’nün kızı ise babasının nasıl biri olduğunu merak ederek berber Behçet Algan’ın berber salonuna gelip bir çay eşliğinde kendisinden babasına dair anıları dinliyor. Babası gibi meraklı ve cana yakın bir kız olarak tanımlıyor onu Behçet Bey.

 “Oğlumdan Ne istediler?”

Polis, olayın ırkçı bir motivasyonla gerçekleştirebilmiş olabileceğine diğer NSU cinayetlerinde olduğu gibi Süleyman Taşköprü vakasında da ihtimal vermeyip o yönde araştırmalar yapmadı. Polisin cinayet soruşturmalarından bir sonuç elde edememesi tüm aile ve kardeşlerin ağır bir travmaya girmesine yol açmıştı. NSU davası sırasında mahkeme salonunda “Oğlumdan ne istediler? Biz kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya çalıştık. Kendi geçimimizi sağlıyorduk. Bu insanlar bizden ne istedi?” diyerek çaresizce adalet arayışını dile getiren baba Ali Taşköprü “Benim kalbimi söküp aldılar” diyerek yaşadıkları derin acıyı ifade ediyor.

NSU kurbanlarının unutulmaması gerektiğini vurgulayan kardeş Osman Taşköprü ise, kurbanlardan çok failler hakkında bilgiler medyada yer alıyor eleştirisini dile getiriyor. “Abim ölümünün ardından üç, dört yıl ne yapacağımı bilemedim. Hiçbir şey umrumda değildi. Abim ölmeden birkaç ay önce ona dükkanı devretmiş olmam beni büyük bir vicdan azabına iteledi. Kız kardeşim bugün bile ‘normal bir hayat’ sürdüremiyor.” diyen Osman Taşköprü “Abimin ölümüyle ilgili  gerçekleri onu yetiştirmiş olan ninemin ölmeden önce öğrenmesini dilerdim.” diye ekliyor hüzünle.

Polis 2011 yılının yaz aylarında Süleyman Taşköprü’nün kız kardeşi Ayşen Taşköprü’ye abisinin eşyalarını getirince ailenin kafasındaki soru işaretleri artıyor. Ancak polis “neden şimdi getirdiniz” şeklindeki soruya cevaben eşyaları daha önce teslim etmeyi unuttuklarını söylemekle yetiniyor. Kasım 2011’de ise Ayşen Taşköprü NSU’nun cinayetleri itiraf ettiği videoyu televizyonda gördüğünde aralıksız çığlıklar atmaya başlamış ve o gece hiç uyuyamamış.. 2013 yılında Cumhurbaşkanı Joachim Gauk kendisine yöneltilen NSU terör örgütü davasıyla ilgilenmediği eleştirisinin ardından kurbanların aileleri ile bir görüşme talep ettiğinde Ayşen Taşköprü kardeşinin ve NSU ile alakalı diğer sorulara cevap istediğini belirterek daveti reddetmiş.

Süleyman Taşköprü’nün annesi Hatice Taşköprü’nün ömrü oğlunun cinayetinin aydınlandığını görmeye vefa etmemiş. Babası Ali Taşköprü ise oğlunun cinayeti sonrası Türkiye’ye dönüş yapmış. 

Taşköprüstraße

2014 yılında Taşköprü’nün öldürüldüğü Hamburg’un Bahrenfelder semtinde bulunan Schützenstraße’nin paralelindeki Kohlenwiete sokağının bir bölümüne Süleyman Taşköprü’nün anısına “Taşköprüstraße” adı verildi. 

Hatice Çevik

Hochschule-Niederrhein’da yüksek lisans İletişim Tasarımı öğrencisi ve illüstratör olan Hatice Çevik Perspektif redaktörlerindendir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar