Leipzig ve Luzern Üniversitesi Araştırdı Dinî İnanç Sosyal Kimlikleri Şekillendiriyor

Almanya ve İsviçre’de yapılan bir araştırma dinin sosyal kimlikler için belirleyici ve şekillendirici bir olgu olduğunu ortaya koyuyor.

admin 20 Aralık 2019

Leipzig ve Luzern Üniversiteleri tarafından ortaklaşa yapılan bir kamuoyu araştırması Almanya ve İsviçre’de dinî inancın sosyal kimliklerin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını ortaya koydu. Araştırma ile din olgusunun bireysel kimlikler için ne derece önem taşıdığının ve insanlar için birleştirici mi ayrıştırıcı mı olduğunun tespit edilmesi hedefleniyordu.

Araştırmadan elde edilen sonuca göre Almanların büyük çoğunluğu ve İsviçrelilerin ise yarısı dinî kimliklerini önemli buluyor. Dolayısıyla dinî kimlikler toplumsal ve sosyo-politik açıdan büyük önem arz ediyor.

Dinî Kimlik Toplumsal Birliği Kuvvetlendiriyor

“Bireysel ve kollektif dinî kimliklerin konfigürasyonu ve sivil toplum potansiyelleri” başlıklı (Alm. Konfigurationen individueller und kollektiver religiöser Identitäten und ihre zivilgesellschaftlichen Potenziale”) kısa adı KONID olan projeyi Leipzig Üniversitesi’nden din sosyoloğu Prof. Dr. Gert Pickel ve Luzern Üniversitesinden siyaset bilimci Prof. Dr. Antonius Liedhegener yürütüyor. Pickel, “Güçlü bir dinî kimlik bir yandan dogmatik dinî topluluklar arasında sınırlandırma ve sorun yaratma potansiyeli taşırken, diğer yandan ise toplumsal birlik ve beraberliği kuvvetlendiriyor.” dedi.

KONID projesinin ilk sonuçları “Din biz nasıl birleştiriyor ve ayrıştırıyor” başlığını taşıyan bir araştırma raporuyla açıklandı. Araştırmayı yapan bilim adamları içinde dinî kimliğin de bulunduğu 21 farklı sosyal kimliği mercek altına aldı. Buna göre Almanların yüzde 57’si, İsviçrelilerin ise yüzde 50’si kendileri için dinî aidiyetlerinin önemli olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda belirgin bir dinî kimlik sergileyen Almanların yüzde 66’sı ve aynı durumdaki İsviçrelilerin yüzde 60’ı dinler arası bir diyaloğa sıcak bakıyor. Sorulara verilen cevapların çoğu Almanya ve İsviçre’de genel hatlarıyla benzeşiyor.

Dindarlık Ve Toplumsal Katılım Birbirini Besliyor

Bilhassa Serbest Kilise mensubu Hristiyanlar ve Müslümanlar için din büyük bir öneme sahip. Bu iki grup aynı zamanda en çok ayrımcılığa uğradıklarını ifade eden toplum kesimini oluşturuyor. Bu iki grup ile ilgili dikkat çeken bir diğer sonuç ise Almanya’daki serbest kilise mensuplarının yüzde 30’u, Müslümanların ise yüzde 25’i ihtilaflı durumlarda dini prensipleri anayasaya tercih edeceklerini ifade ediyor. Elde edilen sonuçlara göre araştırmacılar belli bir dine mensubiyetten ziyade, kendi dinine ve başka dinlere bakış açısını belirleyen dinî taassup ve otoriter düşünce şeklinin sorunlu olduğunu vurguluyor.

Araştırmacılar ayrıca dindarlık ve toplumsal katılımın karşılıklı olarak birbirini beslediğini belirtiyor. “Dinî kimliğini önemli bulan kişiler yüzde 59 oranla, kimliklerinin bu parçası kendisine bir şey ifade etmeyen kişilere göre (%48) toplumda daha katılımcı bir tutum sergiliyor.

Ankete 3 Bin Kişi Katıldı

KONID 2019 anketi Almanya ve İsviçre’de temsil özelliği taşıyan bir kamuoyu araştırması. Araştırma kapsamında kolektif kimlikleri ölçmede yeni geliştirilen bazı teknikler de kullanılarak 16 yaş üstü 3 bin kişiye sivil toplum, toplumsal kimlikler, dinî kimlik ve dindarlık gibi konularda çeşitli sorular yöneltildi. Araştırma raporunun hazırlanmasında Leipzig üniversitesinden Teolog Yvonne Jaeckel ve Sosyolog Dr. Alexander Yendell ile Luzern Üniversitesinden İlahiyatçı Anastas Odermatt da katkıda bulundu. KONID projesi Alman Araştırma Cemiyeti (Alm. Deutsche Forschungsgemeinschaft) ve İsviçre Ulusal Fonu (Schweizerischer Nationalfonds) tarafından finanse ediliyor.(mk)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar