Almanya Berlin’de Irkçılık ve Ayrımcılık Vakalarında Artış

Ayrımcılık ve İslam düşmanlığı alanlarında çalışma yapan Inssan Derneği, Berlin’de 2019 yılında 265 İslam karşıtı vaka kaydetti. Sayılar, 2018 yılına kıyasla yüzde 50 bir artış olduğunu gösteriyor. 

hcevik 4 Mayıs 2020

Almanya’nın Berlin şehrinde faaliyet gösteren ve ayrımcılık ile İslam düşmanlığı konusunda kendilerine bildirilen vakaları kayıt altına alan Inssan e.V. derneği 2019 yılındaki İslam karşıtı vaka sayısını açıkladı. Veriler Berlin’de ırkçılığın her yıl giderek daha da şiddetlendiğini ortaya koyuyor.

30 Nisan’da düzenlenen çevrimiçi basın toplantısında dernek Berlin’de 2017-2019 yıllarındaki ırkçılık vakaları hakkında da bilgi verdi. 2019 yılında 265 vakanın kayıt altına alındığını belirten Proje Sorumlusu Avukat Zeynep Çetin, sayıların endişe verici olduğunu ifade etti. Çetin, “Vaka sayısının artması ve yaşanan olayların gittikçe şiddetlenmesi korkunç bir gelişmeye işaret ediyor. Özellikle Hanau saldırısı gibi vakalar bu gelişmeyi çok acı bir şekilde gözler önüne serdi.” dedi.

Irkçılığın Bilançosu: 2019 Yılında 265 Vaka 

2016’dan bu yana şikayetler üzerine Berlin’de sistematik bir şekilde ayrımcılık, hakaret ve fiziksel saldırı gibi suçları kayıt altına aldıklarını bildiren Çetin, vaka sayısında her sene yaklaşık yüzde 50’lik bir artış tespit ettiklerini açıkladı. Derneğe yapılan bildirimlere göre 2017’de 115 vaka, 2018’de 176 vaka, 2019’da da 265 vaka kayıtlara geçti. Açığa çıkmayan ve bildirilmeyen vaka sayısının yüksek olduğuna dikkat çeken Çetin, olayların yüzde 51’inin sosyal alanda, yani sokakta, toplu taşımada, spor kulüplerinde ve resmî dairelerde gerçekleştiğini belirtti.

Vakaların yüzde 12’si ise eğitim alanında, yani okullarda, üniversitelerde ve diğer eğitim merkezlerinde gerçekleşti. Çetin’e göre özellikle kamu otoritelerinin yetki alanlarında; yani okul, resmî daire veya polis tarafından gerçekleşen ayrımcılığa karşı efektif bir koruma ve şikâyet mekanizması yok. Bu boşluğu doldurmak adına Berlin Eyalet Hükümeti’nin yürürlüğe koymak istediği, Almanya çapında ilk örneği olan Ayrımcılıkla Mücadele Kanunu’na işaret eden Çetin şu açıklamada bulundu: “Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle kamu kurumları ve çalışanları tarafından uygulanan ayrımcılığa karşı vatandaşlarımızın korunacağını, ırkçılıkla ilintili hak ihlallerinin önceye nazaran daha az yaşanacağını ve vaka sayısının azalacağını umut ediyoruz.”

Berlin’de Inssan Derneği tarafından kayda geçen İslam karşıtı vakaların yüzde 11’i ise iş veya staj başvurusu sürecinde veya iş yerlerinde gerçekleşti. Dernek 2019’da ilk kez sanal ortamda, yani sosyal medya ve web sitelerinde ırkçılık ve İslamofobi içeren nefret söylemlerine hedef olmuş vakaları da kayıt altına almaya başladı. Bu kapsamda başvuru sahiplerinin yüzde 19’unun internet ortamında ayrımcılık ve İslam karşıtı söylemlere maruz kaldığı gözlemlendi.

Saldırıların Hedefinde Müslüman Kadınlar Var

2019’da Berlin’de 225 mağdur İslam dinine mensubiyetleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldı. 162 Müslüman, failler tarafından kendilerine atfedilen etnik kökenlerinden dolayı ayrımcılık yaşarken, 124’ü cinsiyetleri sebebiyle düşmanlığa uğradı. Çetin ayrımcılık gerekçelerinin kesiştiğini ve birbiriyle ilişkili olduğunu, birçok gerekçenin bir araya gelmesiyle belirli bir ayrımcılık deneyiminin gerçekleştiğini açıkladı.

Dini mensubiyetin en önemli kategori olduğunu vurgulayan Çetin, bu kesişen ayrımcılık deneyimine örnek verdi: “Türkiye kökenli, başörtülü bir kadın hem etnik kökeni, hem dinî mensubiyeti, hem de cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğruyor.” Verilere göre Müslüman kadınlar erkeklere nazaran daha sık ırkçılığa maruz kalıyor. Inssan Derneği’nin kayıtlarına göre 2019’daki İslam karşıtı vakalarda mağdur olanların yüzde 54,7’si kadın.

2001 yılında Berlin’de kurulan Inssan Derneği, şehirde kendilerine bildirilen İslam karşıtı ve ayrımcı vakaları kayıt altına alıyor. (ey)

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar