Ramazan 2020 Hapishanede Ramazan: “Benim Şu An Evde Çocuklarımla Olmam Gerekiyordu”

Bu sene ramazan birçok Müslüman için ev hapsiyle geçti. Peki ya hapishanede ramazan nasıl geçiyor? Perspektif Batı Avrupa’daki hapishane imamlarıyla konuştu. Serinin ilk yazısı Belçika’dan.

Elif Zehra Kandemir 13 Mayıs 2020

“Bir ramazan bayramıydı. Evde eşim ve çocuklarla kahvaltı yapıp bayramlaştık. Sonra da mahkumların hatırını sorup onlara ufak hediyeler vermek için cezaevine gittim. Bir Türk mahkumun hücresinin önünde durdum. Kapıdan içeriye baktım. Yatağının üzerine oturmuş, başını ellerinin arasına almış, ağlıyor. Ne olduğunu sordum. ‘Hocam’ dedi. ‘Benim şu an iki çocuğumla evde bayram kutluyor olmam lazımdı.’”

Mustafa Yüksel, 13 senedir Belçika hapishanelerinde bu ve buna benzer sahnelere tanık oluyor. 62 yaşındaki Yüksel, bir “conseiller musulman”, yani “Müslüman rehber”. Belçika Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak Valon Bölgesinde Müslüman mahkumlara manevi rehberlik, danışmanlık ve vaizlik yapıyor. “Koronavirüs salgını yüzünden aslında hepimiz evlerimizde hapis olduk.” diyen Yüksel’e göre salgın süreci, hapishanedeki mahkumları anlamak için iyi bir fırsat.  

İki farklı hapishanede görev yapan Yüksel’in ilgilendiği yaklaşık 100 Müslüman mahkum var. Bu mahkumlardan birçoğu hapishanede ramazan orucunu tutuyor. “Ramazan öncesinde kaç mahkumun oruç tutacağının listesini çıkartıyoruz. Bu listeye göre oruçlu mahkumlara öğle yemeği verilmiyor. Akşam iftar vaktinden birkaç saat önce, özel ambalajlarda yemekleri hücrelere dağıtılıyor. Sahur yemeklerini de hücrelerde kendi küçük ocaklarında hazırlıyorlar.”

“Mahkumlar Rahatça Oruç Tutabiliyor”

Marmara Üniversitesi’nde İlahiyat okuduktan sonra Belçika’ya din görevlisi olarak gelen Yüksel 6 yıl imamlık, 12 yıl da İslam din dersi öğretmenliğinin ardından 13 yıldır cezaevinde görev yapıyor. Yüksel, Müslüman mahkumlarla ilgilenmenin tamamen farklı bir alan olduğu görüşünde: “Cezaevi çok farklı bir psikoloji gerektiriyor. Birçok farklı ırktan Müslüman mahkum var. Hepsinin farklı suç geçmişleri var. Burada önemli olan, sizin mahkumlara yardım etmek konusunda sürekli bir motivasyona sahip olmanız. Yoksa bu görevi yapamazsınız.”

Cezaevi bir yönüyle aslında toplumdaki yapısal problemlerin de yansıma alanı. Yüksel mahkumların her birinin farklı arka planlara sahip olduğunu anlatıyor: “Ekonomik imkânsızlıkları olan var, yetersiz eğitim almış insanlar var. Basit bir kavga ve anlaşmazlık yüzünden içeride olanlar var. Biz onlarla helal ve haram, Allah korkusu, İslam tarihi, siyer ve Kur’an ayetleri hakkında konuşuyoruz. Sabrın öneminden, ailenin ehemmiyetinden bahsediyoruz. Mahkumlara en sık söylediğimiz şey ise şu: İslam’da ümitsizlik yoktur.”

Dosya: "Müslüman Mahkumlar"

Almanya'da Müslüman Mahkûm Olmak

1 Şubat 2014

Yüksel’e göre Belçika’nın Valon Bölgesi’ndeki cezaevleri, Flaman Bölgesi’ndekilere kıyasla daha toleranslı yapıdalar. Bu nedenle de Müslüman mahkumlar için hapishanede ramazan orucu tutmak farklı bir zorluk teşkil etmiyor: “Benim görev yaptığım cezaevi yönetimleri Müslüman mahkumların ihtiyaçlarını karşılamak ve İslam’ın gereklilikleri konusunda iyi bir tutuma sahip. Mahkumlar rahatça oruç tutabiliyorlar.”

Yine de bir fark var: Hapishanede zaten yalnız geçen ramazan, koronavirüs nedeniyle daha da ıssız bir yapıya bürünmüş durumda. Hapishanelere ziyaretler kısıtlanınca, manevi rehberlerin mahkumlara sunduğu sohbetler de azalmış.

Ahmet Yıldız: “Oruç Tutmak Mahkumları Güçlendiriyor”

Ahmet Yıldız Belçika’da görev yapan bir diğer hapishane manevi rehberi. 42 yaşındaki Yıldız Belçika’nın Flaman bölgesinde 2007 yılından beri hapishanelerde manevi rehber olarak çalışıyor. Cezaevinde sohbetlerin ve cemaatle kılınan namazların ayarlanması tamamen Müslüman manevi rehberlerine ait. Bu yoğun görev alanında Yıldız da, Flaman Bölgesi’ndeki üç cezaevinde haftanın beş günü hizmet veriyor.

Mısır’da Ezher Üniversitesi’nden mezun olan Yıldız, Müslüman mahkumlarla haftada bir kez sohbet düzenlediklerini söylüyor. Sohbetlerin dili Hollandaca, Arapça ve Türkçe: “Mahkumlar bizimle görüşmek istediklerinde dilekçe yazıyorlar. Biz de ihtiyaca göre hücreleri ziyaret ediyoruz. Onlarla sohbet ediyoruz, namaz kılıyoruz, sorularını dinliyoruz. Tespih, seccade gibi ihtiyaçları varsa onları gideriyoruz.”

Yıldız her ramazan öncesinde Müslüman mahkumlara hurma ve kumanya paketi dağıttıklarını anlatıyor. Bu paketlerin içinde çay, tatlı, süt ve et mamulleri var: “Kaynaklarımız kısıtlı olduğu için gayrimüslim mahkumlara dağıtamıyorduk. Fakat bu sene cezaevindeki tüm mahkumlara ramazan öncesinde hurma dağıttık.”

Cezaevindeki Müslüman Mahkumların Sayısı Yüksek

Belçika’daki hapishanelerde Müslümanların sayısı az değil. Yıldız’ın çalıştığı 600 kişilik hapishanede 180 Müslüman mahkum var. Bunlar arasından etnik dağılım ise hayli çeşitli. Belçika’daki Müslüman mahkumların çoğu Kuzey Afrika kökenli, daha az oranda ise Türk mahkumlar var. Yıldız bu sayıların Belçika’daki bölgelere göre değiştiğini belirtiyor: “Fransızca konuşulan bölgede cezaevinde mahkumların büyük çoğunluğu Arap. Diğer hapishanelerde mahkumlar içinde Müslüman mahkumların sayısının yüksek olduğunu biliyoruz.”

ÖZEL DOSYA

Avrupa'da Müslüman Mahkum Olmak

DOSYA YAZILARI İÇİN TIKLAYIN

Yıldız, Flaman bölgesindeki hapishanelerde oruç tutan mahkumların kapısında “ramazan” yazdığını anlatıyor. Bu sayede gardiyanlar onlara öğle yemeği vermiyor ve akşam iftar öncesinde yemek dağıtıyorlar: “Elbette her Müslüman ramazanda ailesiyle olmak ister. Ama cezaevinde oruç tutmak mahkumları güçlendiriyor.”

Güçlü bir Katolik geleneğe sahip olan Belçika’da eski hapishanelerde klasik kiliseler var. Yeni hapishanelerde ise kilise yerine her din mensubunun ibadet etmesine müsait olan büyük salonlar var. Her hapishanede Hristiyan mahkumlar için papazlar da görev yapıyor. Yıldız, hapishanede Müslüman rehberlerin görevlendirilmesiyle büyük bir açığın doldurulduğu görüşünde: “Hapishanede kıbleyi bilmeyen mahkumlar var. Namaz kılmak isteyen, abdest almak isteyen, ama hiçbir fıkhi bilgiye sahip olmayan mahkumlar var. Namaz vakitleri için takvimi, seccadesi olmayanlar var. Her şeyden öte de Müslüman mahkumların sohbet etmeye ihtiyaçları var. Bu sohbetin mutlaka dinî olması gerekmiyor. Her mahkum kendi dünyasını bilen birisiyle oturup konuşmak istiyor.”

“Cezaevine Giren Herkes Kötü Değil”

Belçika’da hapishanelerde görevli olan manevi rehberler, aynı zamanda “güvenli personel” sıfatıyla farklı görevlere de sahipler. Yıldız bu durumu şöyle anlatıyor: “Tahliye edilecek bir mahkumun tamamlaması gereken evraklar varsa onlarla birlikte dışarıya çıkıp devlet dairelerine gidiyoruz. Ya da hastanede ölüm döşeğinde hastaları olan mahkumlarla birlikte hastaneye gidiyoruz.”

Yıldız mahkumlarla iletişimde geniş bir kabul kültürünün benimsenmesi gerektiğini vurguluyor: “Mahkumların işlediği suçlar arasında uyuşturucu, hırsızlık, cinayet var. Adam yaralama, dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı… Biz mahkumları suçlarına göre ayırırsak o zaman o hapishanede de çalışamayız. Bir insanın içeriye ne için girdiği bizi ilgilendirmez. Mahkumun hangi konuda ihtiyacı varsa biz onu sunarız.”

Yıldız bunun için mahkumlarla önce uzun uzun konuştuklarını, ancak mahkum isterse dinî konulara girdiklerini anlatıyor: “Dinî konular ilk etapta önemli değil. Mahkum ne isterse onu konuşuyoruz. Eğer talep yoksa, dinî konuları konuşmuyoruz. Mahkumla tanıştıktan sonra da dinî konularla ilgili vaaz veriyoruz.”

Yıldız, özellikle Türk toplumu arasında mahkumlara yönelik muamelenin yapıcı olmadığına dikkat çekiyor: “Bizim toplumumuzda ‘Cezaevine girenlerin hepsi kötüdür’ gibi bir algı var. Bu doğru değil. İçeri girip suçsuzluğu ispatlandıktan sonra serbest kalan veya hayatında bir kez hata yapmış, çıktıktan sonra asla suça bulaşmayan insanlar da var. Biz cezaevini bir medrese-i Yusufiye olarak görüyoruz. Bu vesileyle Müslüman kardeşlerimiz ıslah olsun, dışarıda öğrenmeye fırsat bulamadıkları birçok değeri burada öğrensin istiyoruz. Bizim mahkumlarla iletişimde en büyük motivasyonumuz da budur.”

“Gardiyan İyiyse Cezaevi İyidir”

Ahmet Yıldız, meslek hayatı boyunca sayısız anekdot biriktirmiş. Gardiyanlarla çatışma yaşayan Müslüman mahkumlara arabuluculuk etmekten, sıra dışı mahkumlara kadar Yıldız’ın tecrübeleri oldukça çeşitli: “Türk bir mahkum vardı. 20 yıldır içerideydi. İçeride Hristiyan olmuştu. Bunun nedeni sorulduğunda, ‘Buradan çıkmak için Hristiyan oldum’ diyordu. Hapishane papazları sizin şartlı tahliyeniz için müdürle konuşabiliyor ya da savcılığa dilekçe verebiliyorlar. Bu mahkum, cezaevinde görev yapan bir imam vesilesiyle yeniden kalben Müslüman oldu.”

Dosya: "Müslüman Mahkumlar"

“Müslüman Mahkûmlar Hapishanede Tamamen Yalnızlar”

1 Şubat 2014

Normalde her sene ramazan ayı bitince Müslüman mahkumlarla bayram yemeği düzenlediklerini söyleyen Yıldız, bu sene için bunun kesin olmadığını söylüyor. Yine koronavirüs salgını nedeniyle mahkumlara oda ziyaretleri de engellenmiş durumda. Yıldız eskiden mahkumların hücrelerine ziyaret yaparken, şimdi yalnızca Yıldız’ın ofisinde görüşme imkânı var. “Bu durum mahkumların talebini azaltıyor. Çünkü mahkumlar için odadan çıkmak, başka bir ofise gitmek, kapılardan geçmek bir külfet demek. Bir de resmî bir ortamda görüşmek mahkumların hoşuna gitmiyor.”

Bunun yanında Müslüman mahkumların ibadet etmeleri her zaman kolay değil. Yıldız özellikle bazı Müslüman mahkumların kötü muamelelerle karşılaşabildiklerine dikkat çekiyor: “Gardiyan iyiyse cezaevi iyidir. Özellikle terör saldırılarından sonra bazı mahkumlar kendilerine yönelik kötü tavırlardan şikayet ettiler. Mahkumların vatanına küfreden, namaz kılarken haklarında şakalar yapan gardiyanlar olduğunu söylediler. Bazı gardiyanların ellerine imkan geçtiğinde mahkumun haklarını engellediği, mesela duş almak istediğinde müsaade etmediği, temizlik malzemesi vermediği ya da ailesine telefon açmak için uzun süre beklettiği ifade edildi. Bunları şikayet ettik. Diğer yandan bunları tamamen genellememek gerek. Çünkü çok iyi, güler yüzlü, sabırlı gardiyanlar da var.”

Elif Zehra Kandemir

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar