Dosya: "Avrupa'da Türkçe Edebiyat" Ferda Güneş Aydın: “Göç, Edebiyatı Besleyen En Önemli Kaynaklardan Biri”

Avrupa'da Türkçe Edebiyat

Ferda Güneş Aydın lise eğitiminden sonra 1992 yılında Hollanda’ya gelmiş göçmen bir ailenin çocuğu. Hollanda’da Sosyal Rehberlik ve Pedagoji eğitimi almış olan Aydın’ın yayımlanmış Dokunmak Acıtmamalı Teni, Alahçın, Beyaz Serçe Ve Ermiş isimli üç kitabı bulunuyor. Güneş Aydın’la Hollanda’da Türkçe edebiyat üretimi ve zorlukları üzerine konuştuk.

Meltem Kural 14 Mayıs 2020

Uzun yıllardır Hollanda’da yaşayan bir yazar olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Yaklaşık altı yıldır profesyonel anlamda şiir, öykü ve roman kaleme alıyorum. İnsan doğar, yetişkin olur ve nihayetinde ölür. Kişi yaşamının her evresinde kendine ve hayata anlam verme arayışını sürdürür. Yazmak da benim içsel yolculuğumda karşılaştığım çetin fırtınalardan sığınacak dingin bir liman gibi. Dolayısıyla bu argüman benim evrensel düzeyde konumlanmama bir neden. Elbette yazı dilim Türkçe ve eserlerim Türk Edebiyatı ulamı arasında. Ancak ben yazarların kimlik kaygısından yoksun, yapıtlarıyla dünyayı kucakladığını varsaydığımdan böyle bir sınırlamayı ne kendime ne de diğer yazarlara yapmıyorum.

Dosya: "Avrupa'da Türkçe Edebiyat"

Muzaffer Yanık: “Hollanda’da Türkçe Edebiyat İçin Misyon Gerek”

11 Mayıs 2020

Sizce göç deneyiminiz yazın dünyanızı şekillendirmede nasıl bir etkiye sahip?

Göç olgusu salt bir yerden başka bir yere taşınmanın ötesinde, yeni coğrafyada öz kimliğinizle var olurken yeni bir kimliğe evirilme ve uyum serüvenidir. Kutsal kitaplarda da konu edildiği üzere, insanın cennetten kovulmasıyla büyük göç başlamıştır. Bu anlamda dünya bizim vatanımız, aynı anda gurbetimiz olmuştur. Göç, gurbet ve onun birinci çağrışımı sıla, hasret, yabancı olmak, güvensizlik, gariplik, bir yere ait olamama duygusu, ayrılık gibi olgular getirir. Mekan; belleğin, dilin, benliğin, kimliğin, tarihin, bireyliğin, toplumsallığın kurulduğu ortamdır. Bu ortamı değiştirmek demek her şeyi geride bırakarak yeni bir yaşam tarzı, yeni bir dil, yeni bir kimlik oluşturmaktır. Bu bağlamda göç, dünya edebiyatını, hatta ulusal edebiyatları besleyen en önemli kaynaklardan biridir. Doğal olarak göç olgusu beni de etkiliyor. Belki bu yapıtlarıma konu olarak yansımamış olabilir, ancak duygu olarak kesinlikle her kurduğum sözcüğün bağrından haykırıyor.

Hollanda’da Türkçe edebi eser üretmenin zorlukları sizce neler?

Dil dinamik, değişken, etkileşen, evrilebilen bir olgudur. Eğer siz farklı bir ülkede yaşıyor ve ana dilinizde yazıyorsanız diliniz de değişime uğruyor. Nasıl kimliğimiz bir “ara dünyada” ise dilimiz de bir “ara dil” oluşturuyor ve bu bazen yazında okuyucuyu etkileme, okurun yüreğine dokunabilme anlamında tıkanıklığa neden olabiliyor. Bir de Türkçe yazılı kaynaklara ulaşma zorluğu var.

Türkiye kökenlilerin yaptığı edebiyatı adlandırmak için birçok kavram kullanılıyor: Konuk işçi edebiyatı, yabancı edebiyatı, göç edebiyatı… Göç kökenli bir yazar olarak sizin bu sınıflandırmalara bakışınız nedir?

Benim açımdan edebiyat iki ana başlıkta ele alınmalı: Dünya edebiyatı ve ulusların edebiyatı. Bu bağlamda kendimi göçmen edebiyatı gibi kavramlarla sınırlamıyorum.

Dil dinamik, değişken, etkileşen, evrilebilen bir olgudur. Eğer siz farklı bir ülkede yaşıyor ve ana dilinizde yazıyorsanız diliniz de değişime uğruyor.

 Roman, öykü ve şiir gibi geniş yelpazede eserler verdiğinizi görüyoruz. Eserlerinizi yazarken nasıl bir okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

Kesinlikle okuyucumu, seslendiğim kitleyi sınırlamıyorum. Türkçe konuşan, Türkçe düşünen, Türkçe duyumsayan her birey benim hedef kitlemdir.

ÖZEL DOSYA

Avrupa'da Türkçe Edebiyat

DOSYA YAZILARI İÇİN TIKLAYIN

Avrupa’da Türkçe eser yayımlayacak yayınevlerinin olmaması Avrupa’da Türkçe edebiyat yapan edebiyatçılar için ne anlama geliyor?

Avrupa’da Türkçe yazanlar arasında bu işe yüreğini koymuş, yıllarca emek vermiş, edebi anlamda değerli eserler üreten yazarlar var. Ancak bunların basımı, tanıtımı, duyurumu ve eserlere ulaşımı alanında kurumsal aksaklıklar var. Doğal olarak bu eserlerin Türkiye’de basılma zorunluluğu oluşuyor. Bu da Avrupa’da yaşayan yazarları Türkiye gibi okuma oranının oldukça düşük olduğu bir ülkede haksız bir rekabetle karşı karşıya getiriyor. Şöyle ki, sizin güncel yaşam ve gelişmelerden uzak olduğunuzdan toplumun nabzını yakalama şansınız yok ve bu konu seçiminde sizi kitlelere ulaştıracak doğru içeriği yakalama bağlamında bir engel teşkil ediyor.

Dosya: "Avrupa'da Türkçe Edebiyat"

Hollanda’da Türkçe Edebiyat, Türkiye’den Göç Edenlerin Edebiyatı Mı?

1 Mayıs 2020

Hollanda’da ve genel anlamda Avrupa’daki Türkçe edebiyat, sadece Türkiye’den gelen neslin faaliyet gösterdiği bir alan mı; yoksa ikinci-üçüncü nesil göçmen çocuklarının da Türkçe edebiyata katkıları olabilir mi?

İkinci ve üçüncü nesil yaşadığı ülkenin diliyle düşünüp bu dille duyumsuyorlar. Dolayısıyla onlar Türk Edebiyatından ziyade içine doğdukları dilin edebiyatıyla ilgililer. Ama bunun ilerideki yıllarda olumlu yönde değişeceğini umuyorum.

Avrupa’da Türkçe edebiyata katkı sağlamak isteyen burada doğup büyüyen göçmen kökenli nesiller için önerileriniz var mı?

Öncelikle çocuklarımıza ana dilin yapısal ve anlamsal kurallarını öğretmek zorundayız. Böylece çocuk, ana dilinde özne, yüklem ve nesne ile nasıl cümle kurması gerektiğini öğrenir. Daha sonra, ikinci bir dilin işlevlerini öğrenmek onun için daha kolay olur. Anadiline egemen olmayan kişi başka bir dili de kusurlu konuşur ve yazar. Sonuç olarak Avrupa’da salt edebiyat alanında değil, her alanda “biz de varız” diyor, başarılara imza atmak istiyorsanız, hayal gücünüzü geliştirecek teknikler kullanarak ufukların ötesindeki yolu keşfetmeli; eğitime, öğretime öncelik vererek düzenli ve farklı bakış acısı içeren kitaplar okumalısınız.

Meltem Kural

Londra Üniversitesi SOAS’ta (School of Oriental and African Studies) yüksek lisans eğitimini tamamlayan Kural Perspektif dergisi yayın kurulunda yer almaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar