Linç Kültürü Nurhan Soykan: “Her Başlangıç Zordur”

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi (ZMD) Başkan Vekili Nurhan Soykan’ı Bakanlık’ın bir projesine danışman olarak atadı. Kısa bir süre sonra, gelen sayısız tepki nedeniyle proje askıya alındı. Perspektif, Almanya’da son aylarda tartışmaların merkezindeki Nurhan Soykan’la konuştu.

Ali Mete 13 Ağustos 2020

Nurhan Soykan, Almanya’da yetişmiş tecrübeli bir hukukçu. 2005 yılından beri Almanya’da inşaat, aile ve idare hukuku alanında avukatlık yapan Soykan, aynı zamanda Almanya’daki Müslüman temsilciler arasındaki ender kadınlardan. Soykan, 2010 yılından beri Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi (ZMD) Genel Sekreteri. Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi (KRM) dönem sözcülüğünü yaptı ve uzun yıllar Müslümanları ilgilendiren konulara dair çalışma gruplarında aktif rol üstlendi.

Temmuz ayında Alman Dışişleri Bakanlığı’nın Kültür Birimi Başkanı Andreas Görgen, Twitter’da Nurhan Soykan’ın Bakanlık’taki “Dış Politika ve Din” ekibine danışman olarak alındığını duyurdu. Soykan, Bakanlık’taki projede Protestan bir papaz ve bir hahamla birlikte yer alacaktı.

Fakat Soykan’ın projedeki varlığı, Volker Beck ve Ahmad Mansour gibi isimler başta olmak üzere bazı kesimleri rahatsız etti. Soykan’ın seneler önce verdiği söyleşilerdeki ifadeleri üzerinden internette kendisine ağır ithamlarda bulunuldu. Gerekçeler arasında, Soykan’ın İsrail’e yönelik boykot hareketi ya da Alman yayıncı Jürgen Todenhöfer’in paylaşımlarını kendi hesaplarında paylaşması ileri sürüldü. Dışişleri Bakanlığı, tepkiler karşısında geri adım attı ve projeyi sonlandırdı. Uzun süren bir kanser tedavinin ardından, ağır bir muameleye maruz kalan Soykan’la iddiaları konuştuk.

Nurhan Soykan: “Şahıs Olarak Görev Yapıyorum, Kurumları Temsilen Değil”

Nurhan Hanım, yaşananlardan sonra kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Zor bir dönemden geçiyorum. Kemoterapi tedavisi görmüş bir insanın uzak durması gereken en önemli şey psikolojik baskı. Ama ben Allah’a güveniyorum ve bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkacağıma inanıyorum.

Bu süreç nasıl başladı? Dışişleri Bakanlığı’nın sizden beklentisi neydi?

Yer aldığım açık oturumlar da dâhil olmak üzere çeşitli etkinliklerde birçok meslektaşımla tanıştım. Bakanlıkla temasım da bu sayede oldu. Her iki meslektaşımla birlikte Dışişleri Bakanlığı’nda harici danışmanlar olarak görevlendirildik. Görevimiz buradaki hayatımızın gerçekleri hakkında danışmanlıkta bulunmak ve dinlerin barışı salık veren unsurlarını vurgulamaktı. Müslüman bir danışman olarak benim görevim, İslam’ın yurtdışında anlaşılmasını sağlamak idi. Ayrıca üçlü temelde (Hristiyanlık, Musevilik ve İslam) gerçekleşen bir işbirliği ve iletişim ağı kurmak gibi görevlerim de vardı.  

Müslüman cemaatin temsilcisi olarak dindarlar arası diyalog çalışmalarındaki onlarca yıllık deneyiminiz var. Bu durum, Dışişleri Bakanlığı’nın projesinde yer almanızda etkili olmuş olmalı. Size yönelik tepkiler esnasında meslektaşlarınızdan herhangi bir tepki ise duyulmadı. Neden? 

Elbette ZMD başkan vekili ve Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi (KRM) üyesi olarak edindiğim beceri ve tecrübeler bakanlığın bu kararında etkili olmuştur. Ama ben hâlihazırda Dışişleri Bakanlığı’nda bir şahıs olarak görev yapıyorum; bu kurumları temsilen değil.

Dışişleri Bakanlığının projesinde yer almama karşı olanların sesi medyada daha çok duyulsa da süreç boyunca çok destek aldığımı da söyleyebilirim.

“Önyargılar Tetkik Edilmeden Aktarılıyor”

Hayatınızda ilk kez antisemitizm ve benzeri aşırılıklarla suçlanıyorsunuz. Bu suçlamalar neye dayanıyor?

2014 yılına ait bir konuşmamdan yapılan ve aslında hiçbir şekilde antisemitik olarak anlaşılamayacak bir alıntı bu suçlamalara kaynak olarak gösteriliyor. Fakat diğer yandan ZMD bünyesinde Yahudi-Müslüman diyalogunu sağlayacak projeler, Müslüman-Hristiyan ve Musevi temsilciler olarak gerçekleştirdiğimiz üçlü seyahat ya da saldırıya uğrayan Wuppertal Sinagogu’na gerçekleştirdiğim ziyaret hiç hesaba katılmıyor.

Burada bir linç kültüründen (İng. “cancel culture”) söz ediliyor. Bu sürecin belli bir işleyişi var: Önce, tehlikeli düşüncelerle bağlantılı olabilecek yoruma açık cümleler araştırılıyor. Ve hemen ardından, kişinin geri adım atmasını talep eden açık bir çağrı ile sosyal medya üzerinden harekete geçiliyor. Peki, siz bu süreci nasıl yaşadınız?

Aynen anlattığınız gibi. Benim ifadelerimden yapılan alıntılar bağlam dışına çıkarılıyor. Sözde ilişki zincirleri kuruluyor ve kişi söylemediği hâlde güya söylediği varsayılan şeylerle suçlanıyor. Ne yazık ki Antisemitizm ve aşırılıkla suçlanmak için sadece bunlar yeterli.

Toplumsal barışı sağlamak adına onlarca yıl yürütülen gönüllü çalışma ise bu değerlendirmede hiç dikkate alınmıyor. Ne yazık ki bu türden önyargılar medya ve siyasi temsilciler tarafından doğruluğu tetkik edilmeden aktarılmaya devam ediliyor. 

Bu tartışmanın ışığında, Almanya’da farklılığın normal olarak algılanması ve çoğulculuk gibi ifadeler sizin tecrübenizde nasıl bir yere sahip?

Dışişleri Bakanlığının beni danışman olarak işe alma kararını doğru yönde atılmış çok cesur bir adım olarak görüyorum. Umarım Dışişleri Bakanlığı bu adımı devam ettirmek için gerekli olan cesaret ve güce sahiptir. Aksi takdirde bu durum Almanya’nın imajına ciddi bir zarar verecektir. 

Dürüstçe cevap verecek olursanız, yaşadığınız bu tecrübeye rağmen genç Müslüman kadınların politik olarak aktif olmasını tavsiye eder misiniz? 

Her başlangıç zordur. Ancak Almanya’nın fırsat eşitliği, çoğulculuk ve din özgürlüğü gibi değerlere bağlılığını sürdürmesini istiyorsak, tüm süreçlere aktif bir şekilde dahil olmak zorundayız.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar