Ayrılıkçılıkla Mücadele “Macron Başarısızlığını Müslümanlar Üzerinden Örtmeye Çalışıyor”

Fransa'da Ayrılıkçı Fikirlerle Mücadele Yasa tasarısı 9 Aralık'ta parlamentoya sunulacak. Macron'un İslam ve Müslümanlara dair damgalayıcı dili Müslümanlar tarafından eleştiriliyor.

admin 5 Ekim 2020

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron “ayrılıkçı fikirlere” savaş açtı. Bu ayrılıkçılık söyleminde “Müslümanlar” ve “İslam” kelimeleri de sıkça kullanılıyor. Adalet ve Hürriyet Komitesi Başkanı, insan hakları aktivisti Yasser Louati, İslam Konseyi (CFCM) Başkan Yardımcısı İbrahim Alçı ile Fransız İslamolog ve İlahiyatçı Shakeel Sıddık, Fransa Cumhurbaşkanı’nın İslam ve Müslümanlara yönelik tutum ve söylemlerini değerlendirdi.

Yasser Louati, Macron’un kimlik sorunu üzerindeki konuşmasının tam bir hezimet ve başarısızlık olduğunu belirtti. “Macron ‘ayrılıkçı fikirlerle mücadele’ gibi bir konuyu, dış ve iç politika, salgınla mücadele ve ekonomideki başarısızlıkları örtmek adına ortaya attı.” diyen Louati, popülerliği düşen Macron’un seçimlere bir buçuk yıl kala suni bir gündem oluşturduğunu, kötü gidişat için Müslümanları günah keçisi olarak seçtiğini dile getirdi.

“Ayrılıkçı İfadesi, Olmayan Bir Sorunun Fitilini Ateşledi”

Louati, “Fransa Cumhurbaşkanı, ayrılıkçı ifadesini kullanarak var olmayan bir sorunun fitilini ateşledi. Fransa’da hiçbir organizasyon, grup veya milletin ayrılıkçı bir talebi yok.” diye konuştu. “Ayrılıkçı” ifadesinin Fransa‘nın sömürgecilik döneminden kalma bir terim olduğunun altını çizen Yasser Louati, “Bu, entegrasyonu reddeden insanları müdahalemizle entegre edeceğiz demek. Macron, ülkede yaşayan tüm Arapları, Afrikalıları, Asyalıları hedefe koydu.” değerlendirmesinde bulundu.

Fransa

Macron: "Fransa'da, Cumhuriyetin Ortağı Olması için İslam'ın Yapılandırılması Gerekiyor"

3 Ekim 2020

Louati, Fransız seçkinlerinin Türklerin, Arapların, Afrikalıların topluma entegre olmasını, kendileriyle benzer haklara sahip olmasını, Fransız olmasını kabullenemediklerini belirterek, söylemin Fransa’da ırkçılık karşıtı gösterilerin yapılmasından sonra gündeme getirilmesinin ülkede var olan ırkçılığın üzerini örtme çabası olduğuna dikkati çekti. Fransa‘daki aşırı sağcıların yabancılara yönelik birçok suç işlediğini ve silahlandığını vurgulayan Louati, şunları kaydetti: “Macron, bunlara değinmedi. Asıl tehlike olan aşırı sağcıları görmezden gelerek olmayan ama paranoyasını yaşadığı bir tehlike ortaya attı, Müslümanları hedefe koydu. Ve bu aşırı sağcılar için daha çok bilenme ve saldırma zemini oluşturacak.”

Macron İslami Derneklere Baskıyı Artırma Peşinde

Louati, kiliselerdeki taciz olaylarında kimsenin papazların suçunu Hristiyanlığa atmadığını ya da İsrail’in Filistin’deki zulümlerini Museviliğin problemi olarak görmediğini hatırlattı. Müslümanların, Fransa’da sadece eşit vatandaş gibi muamele görmek, polis şiddetinden ve ayrımcılığa maruz kalmadan yaşamak istediğinin altını çizen Louati, “Fakat, biz bunları talep ettiğimizde ayrılıkçılıkla itham ediliyoruz.” dedi.

Yasser Louati, “laik” olan Fransa devletinin Protestan ya da Katolik kurumlara müdahalede bulunmadığını, Yahudi federasyonlarının işlerine karışmadığına değinerek, “Macron, ‘İslami kurumlar üzerindeki baskıyı artıracağız’ dedi. Bırakmıyor ki buradaki Müslümanlar kendi işlerini halledebilsin, kendilerini ifade etsin.” diye konuştu.

“Macron’a Ayrılıkçı Kelimesinin Olumlu Olmadığını İlettik”

CFCM Başkan Yardımcısı İbrahim Alçı da Fransa Cumhurbaşkanı, Başbakanı ile tüm din temsilcileriyle birlikte 30 Eylül akşamı görüştüklerini aktardı. Alçı, “Macron’a ayrılıkçı kelimesinin olumlu olmadığını ilettik. ‘Bizim kardeşçe, birlikte çalışmamız gerekiyor. Zaten dinler ırkçılık ve terörün karşısında’ dedik.” ifadelerini kullandı. Alçı, Fransa’daki Türk toplumunda genelde aşırıcılık gibi bir problemle karşılaşmadıklarını ifade etti.

Fransa yönetiminin, bir dönem ırkçı bir tutum içinde insanları gettolaştırdığını dile getiren Alçı, yönetimin bunu entegrasyon adına yaptığını vurguladı. Alçı, imamların artık yurt dışından gelmemesi konusunda da kendilerinin hem Fransızca hem Türkçe bilen imamlar yetiştirme çalışmalarına gireceklerini söyledi.

Ayrılıkçı fikirlerle mücadele tasarısının kendilerine 15 Ekim’de geleceğini ve bunu inceleyeceklerini kaydeden Alçı, bunu 4 haftalık süre içinde Fransa’daki Müslümanlar için en iyi hale getirmeye çalışacaklarını dile getirdi. Alçı, Paris’in kendilerine söz konusu yasa tasarısında “din” konusunun olmayacağını belirttiğini hatırlatarak, “Macron, konuşmasında İslam’la ilgili yorumlar yaparak kendisiyle ve laiklikle ters düştü.” diye konuştu. Terör saldırısı yapanları “Müslüman” değil “terörist” olarak nitelemek gerektiğine işaret eden Alçı, “Fransa yönetimi bizimle istişare ediyor, kanunları istedikleri gibi geçiremeyecekler, diktatörlükle meseleler çözülmez.“ ifadelerini kullandı.

Fransa'da "İslamcılık"la Mücadele

Fransa’da Camiye Polis Baskını: İçeride Çocuklar Ders Görüyordu

5 Ekim 2020

Fransa’daki Müslümanlar Kendisi Gibi Düşünmediği İçin Macron’un Hedefinde

Pakistan asıllı İslamolog ve İlahiyatçı Shakeel Sıddık da Fransa‘da sahada İslami çalışmalar yaptığını ve her yıl 800’den fazla öğrenciye ders verdiğini belirtti. “Fransa‘daki Müslümanlar bugün kendisi gibi düşünmediği için Macron’un hedefinde.” diyen Sıddık, Cumhurbaşkanı Macron’un başarısızlıklarını örtmek, ekonomik sıkıntılar ve salgın krizi nedeniyle sokaklara dökülen Fransızları oyalamak için suni gündem oluşturma çabasına girdiğini vurguladı.

Müslümanların İslam’ı tam olarak öğrenmeleri gerektiği yönündeki değerlendirmelerinin Macron’un konuşmasının tek pozitif tarafı olduğuna değinen Sıddık, Müslüman topluma ihtilaflı konuları gündem yapmak yerine İslam’daki aydınlatıcı ve bütünleştirici esaslara odaklanmaları tavsiyesinde bulundu. Sıddık, her cümlesinde laiklikten dem vuran Fransa Cumhurbaşkanı’nın söylemleriyle çeliştiğine, laiklik çerçevesinin dışına çıktığına işaret ederek “Macron devletin belirlediği kurumlarca Fransa‘daki Müslümanların dinlerini öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Başta kendisi laikliğe ters düşüyor, demokrasiyi tehlikeye atıyor, diktatör gibi davranıyor.” değerlendirmesini yaptı.

“Cumhurbaşkanı Macron’a Yakışmayan Söylem”

Sıddık, Macron’un bir ülkenin cumhurbaşkanına yakışmayacak bir söyleme giriştiğine, kendi vazifesini bırakarak sosyolog ve din adamı rolüne büründüğüne dikkati çekti. Macron’un CFCM bünyesinde din adamı ve imam yetiştireceğine yönelik konuşmalarına da değinen Sıddık, CFCM’e Fransa‘daki Müslümanları temsil etme yetkisininin devlet eliyle dayatıldığı bu hususta Müslüman çoğunluğun fikrine başvurulmadığı eleştirisinde bulundu. Macron’un İslam’ı aslından, bağlamından koparma, manipüle etme gayretinde olduğunu söyleyen Sıddık, “Fransa‘daki hiçbir uzman, entelektüel ve akademisyen buna taraftar değil. Çünkü herkes böylesi adımların asıl kötü sonuçlar doğuracağının farkında.” diye konuştu.

Sıddık, Macron ve kurmaylarının İslam ve değerleriyle problemli olduğunu söyleyerek iktidar partisi üyesi bazı milletvekillerinin yakın zamanda Fransa Öğrenciler Ulusal Birliği (UNEF) temsilcisi Maryam Pougetoux’nun başörtülü olarak katıldığı toplantıyı terk ettikleri günü anımsattı.

Macron, 2 Ekim Cuma günü düzenlediği basın toplantısında, “İslamcı ayrılıkçı” fikirlerle mücadeleye ilişkin hazırlanan yasa tasarısının 9 Aralık’ta Bakanlar Kuruluna sunulacağını belirterek, “Fransa‘da, cumhuriyetin ortağı olması için İslam’ın yapılandırılması gerekiyor.” demişti. Fransa‘daki Müslümanlar’ın ayrılıkçı fikirleri savunan bir ideolojilerinin olduğunu, bu kişilerin kendi yasalarını Fransa‘nın yasalarından üstün gördüğünü savunan Macron, “İslam, dünyanın her yerinde kriz yaşıyor.” yorumunu yapmıştı. (AA, P)

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar