avustralya Avustralyalı STK’lar: “Sri Lanka’nın Cesetleri Zorla Yakma Uygulaması Durdurulsun”

Sri Lanka’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ölenlerin cesetlerinin zorla yakılmasının insan haklarına aykırı olduğunu belirten Avustralyalı 16 sivil toplum kuruluşu, uluslararası toplumdan uygulamanın durdurulması için baskı yapmalarını istedi.

admin 10 Ocak 2021

Avustralya’da Müslüman, Hristiyan, Hindu ve Budistleri temsilen 16 sivil toplum kuruluşu (STK), Birleşmiş Milleter (BM) dünya liderleri ve uluslararası kuruluşlara mektup göndererek, uygulamanın durdurulması için yardım istedi. Sri Lanka’da İyi Yönetim İsteyen Avustralyalılar İttifakı (AAGGSL) Başkanı Dr. Lionel Bopage tarafından kaleme alınan mektupta ülkedeki Müslüman, Hristiyan, Hindu ve Budistleri temsil eden kurumların imzası bulunuyor.

Sri Lanka hükümetinin, BM’nin yanı sıra birçok uluslararası kuruluşun karşı çıkmasına rağmen cesetlerin yakılmasına devam edileceğini açıklamasının, sadece Müslümanlar değil Budistler, Hindular ve Hıristiyanlar tarafından da tepkiyle karşılandığına yer verilen mektupta, aile fertlerinin izni olmadan cesetlerin yakılmasının insan haklarına aykırı olduğu vurgulandı. ABD, İtalya, Brezilya, Hindistan, İngiltere ve Meksika gibi ülkelerde Kovid-19’dan daha fazla can kaybı yaşanmasına rağmen cesetlerin yakılması gibi bir uygulamanın olmadığı belirtildi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e hitaben 1 Ocak’ta gönderilen mektupta, şunlar kaydedildi: “Sri Lanka’daki azınlıkların, hükümetin etik dışı, duyarsız ve can sıkıcı eylemlerinin bir sonucu olarak yaşadığı travma, ülkede kızgınlığa, uyumsuzluğa ve huzursuzluğa neden oluyor. Kovid-19 kurbanlarının yakılmasına yönelik zorunlu talimatı geri çekmesi için Sri Lanka hükümetine baskı yapılması amacıyla Birleşmiş Milletler’e başvuruyoruz.”

Zorla Ceset Yakma Uygulaması İnsan Haklarına Aykırı

Sri Lanka kökenli AAGGSL Başkanı Bopage ve Victoria İslam Konseyi (ICV) Başkanı Mohamed Mohideen, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bopage, Sri Lanka hükümetinin sürdürdüğü, ancak uluslararası sözleşmelere göre insan hakları ihlali olan zorla ceset yakma uygulamasının, halk arasında endişeye yol açtığını söyledi.

Hükümetin, süreci halka bilimsel olarak anlatmak yerine “iktidardayım istediğimi yaparım” edasıyla hareket ettiğini vurgulayan Bopage, “Bu hükümet, Budistlerin oy vermesiyle iktidara geldi. Şimdi de Budistleri memnun etmek istiyor. Bu da diğer toplumlar için dezavantaj. Hükümet sadece bir topluluğun hükümeti olamaz, ülkedeki bütün toplumlara hizmet etmeli, fakat bunu yapmıyor.” ifadesini kullandı.

Bopage, kendisinin de Budist olduğunu ancak durumdan avantaj elde etmeye çalışmakla suçladığı hükümetin uygulamalarıyla insan haklarını ihlal ettiğini belirterek, “Sri Lanka hükümeti, ülkedeki Müslümanların ve Hristiyan toplumların insan haklarını ihlal ediyor.” dedi.

Yazdıkları mektupla, dünya kamuoyunun baskısıyla Sri Lanka hükümetinin ikna edilmesini hedeflediklerine dikkati çeken Bopage, şunları kaydetti: “İlk olarak insanlara bir şeyler olduğunu göstermeye çalışıyoruz çünkü uluslararası toplumdan Sri Lanka hükümeti hakkında ‘geçmişte insan haklarını ihlal ettikleri’ suçlamaları var. Bu da insan hakları ihlalidir. Dünya devletlerinden basitçe şunu; Sri Lanka hükümetini cesetleri yakma uygulamasını durdurmaya ikna etmelerini istiyoruz. Çünkü uluslararası tavsiyeler, bilimsel tavsiyeler de bu yönde.”

“Bu, Müslüman Azınlığa Karşı Bir Ayrımcılık”

ICV Başkanı Mohideen de Sri Lanka hükümetinin iddia ettiği gibi “Kovid-19’dan ölenlerin gömülmesiyle suların kirleneceği ve insanların hastalanacağı” yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığının altını çizdi.

Sri Lanka’nın komşusu Hindistan’da Kovid-19 nedeniyle çok sayıda kişinin öldüğünü anımsatan Mohideen, “Sri Lanka’ya kıyaslayınca onlarınki daha fazla ama onlar hala ölen Müslümanların gömülmesine izin veriyor. Bu karar, ırksal motivasyon içeriyor, hiçbir bilimsel dayanağı yok. Sri Lanka’da aralarında profesörler ve doktorların da bulunduğu en üst düzey 16 bilim insanı ‘bu doğru değil’ diyor ama dinlemiyorlar.” diye konuştu.

Mohideen, Sri Lanka nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Müslümanların, geçmiş yıllarda da özellikle bazı Budist rahipler ve politikacıların liderliğinde şiddet olaylarına maruz kaldığını, camilerin yakıldığını anlatarak, şu ana kadar ülkede Kovid-19’dan öldüğü açıklanan 30’dan fazla Müslümanın zorla yakıldığını kaydetti.

Sri Lanka hükümetin vazgeçmemekte ısrar ettiği uygulamanın hükümet ve toplum içindeki ırkçı unsurların etkisiyle devam ettiğine işaret eden  Mohideen, şöyle devam etti: “Bu, Müslüman azınlığa karşı bir ayrımcılık çünkü anayasal haklara ve BM sözleşmelerine göre, azınlıkların inançlarını yaşamaya hakları var. Cenaze defni, bizim dinimizin bir parçası, ölene saygı gösterme ve ardından dua etme gibi basit hakları bile vermiyorlar.”

Mohideen, zorla ceset yakma uygulamasının kalkması için uluslararası baskının gerekli olduğunu ve Müslüman ülkelerden destek beklediklerini vurgulayarak, “Maalesef Müslüman ülkeler, yapmaları gerekeni yapmıyor. Sri Lanka’daki Müslümanlar ne kadar tepki gösterirse göstersin, Batı ülkeleri ve Müslüman ülkelerin hükümetlerinden baskı olmadıkça hükümet kararından vazgeçmeyecek.” dedi.

Hekimler Birliği Heyetinden “Toprağa Verme İşleminin Uygulanabileceği” Kararı

Sri Lanka Sağlık Bakanlığının atadığı 11 kişilik Hekimler Birliği Heyeti, konuya ilişkin 2 Ocak’ta yayımladıkları raporda, “Uzman heyeti, salgından ölenlerin cesedinin kaldırılmasına yönelik tavsiyeleri gözden geçirerek, sağlık tedbirlerine riayet edilmek kaydıyla ölü yakmanın yanı sıra toprağa verme işleminin de uygulanabileceğine karar vermiştir.” açıklamasında bulunmuştu.

Ancak tavsiyeleri dikkate almayan Sri Lanka hükümeti, Mart 2020’de “Kovid-19’dan ölenlerin cenazelerinin gömülmesinin virüsü çevreye yayabileceğini” öne sürerek, cesetlerin din ayrımı gözetmeden krematoryumlarda yakılması kararından vazgeçmiyor. (AA, P)

 

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar