FRANSA Fransız Tarihçi, Macron’a Sömürge Tarihine İlişkin Raporunu Sundu

Fransa’da "sömürge tarihi ve Cezayir Savaşı" konusunu araştırarak "iki halk arasında uzlaşıyı" sağlamak üzere görevlendirilen tarihçi Benjamin Stora, hazırladığı raporu Cumhurbaşkanı Macron'a sundu.

ehisim 21 Ocak 2021

Fransız tarihçi Benjamin Stora, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a sömürge tarihine ve Cezayir Savaşı’na ilişkini raporunu sundu. Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Macron; Stora’nın yaptığı bu çalışmayı selamladığını belirtti. Macron, bu konudaki çalışmaları sürdürmek istediğini ve bu raporun ışığında bazı inisiyatifler alacağını kaydetti. Macron, temmuz 2020’de Fransız tarihçi Stora’yı “sömürge tarihi ve Cezayir Savaşı” konusunu araştırarak “iki halk arasında uzlaşıyı” sağlamak üzere görevlendirmişti.

Bu inisiyatiflerin geçmişin yaralarına bakmayı ve iki ülke arasında uzlaşıya varılmasını sağlamasını umduğunu ifade eden Macron, Cezayir Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin düzenlenecek etkinliklerde anılmasını istediğini belirtti. Diğer yandan Fransız basınındaki haberlerde, Macron’un ülkesinin geçmişteki sömürgeci faaliyetleri nedeniyle Cezayir’den özür dilemeyeceği aktarıldı. Stora’nın Macron’a sunduğu 150 sayfalık raporda, “Hafızalar ve Gerçek” adlı komisyonun kurulması ve böylece Cezayir Bağımsızlık Savaşı’ndan sağ kalanların görüşlerinin paylaşılması öneriliyor.

Sömürge Tarihi İçin Okullara Burs İmkânı

Raporda, Fransa ile Cezayir arasında iş birliğinin artırılması ve Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasında Fransa’nın yanında savaşan Cezayirlilerin (Harki) iki ülke arasında kolaylıkla seyahat edebilmesi gerektiği anlatıldı. Arşivlerde 1970 yılı öncesine ait belgelerin üzerinde bulunan “devlet sırrı” ibaresinin kaldırılmasının ve iki ülke arasında ortak arşivin oluşturulmasının teklif edildiği raporda, Cezayirli öğrencilere Fransa’daki arşivlerde çalışmalar yürütmesi için burs önerilmesi gerektiği kaydedildi. Raporda, bu şartların Fransız öğrencilere de sağlanması gerektiği aktarıldı.

Raporda, Fransa’daki okullarda öğrencilere Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nın daha iyi şekilde öğretilmesi, derslerde sömürgeciliğe değinmemekten vazgeçilmesi gerektiği vurgulandı. Cezayir Bağımsızlık Savaşı’na ilişkin anma etkinliklerinin düzenlenmesi önerilen raporda, 25 Eylül’ün savaş sırasında Fransa’nın yanında savaşan Cezayirlileri anma, 17 Ekim’in “1961 Paris Katliamını” ve 19 Mart’ın savaşın sona ermesi anma günü olarak ilan edilmesi önerildi.

Stora: “Sömürgecilik Fransız Tarihinin Ayrılmaz Bir Parçasıdır”

Fransız tarihçi Benjamin Stora, “Sömürgecilik Fransız tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır, ayrı tutulamaz.” dedi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a bugün sömürge tarihine ve Cezayir Savaşı’na ilişkin rapor sunacak Stora, L’Obs gazetesine verdiği demeçte, iki halk arasında uzlaşı sağlamak için Fransız sömürge geçmişine ve Cezayir’in bağımsızlık savaşına yönelik eleştiriyi engelleyecek bir tarih inşa etmenin söz konusu olmadığını belirtti.

Cezayir Savaşı sırasında acımasız ve korkunç şeylerin yaşandığını ifade eden Stora, o dönem yargısız infazlar ve işkencelerin yapıldığını, binlerce kişinin yakınlarının cenazelerinin nerede olduğunu bilmediğini kaydetti. Stora, sömürge ve Cezayir Savaşı nedeniyle göçmenlerin, Cezayirlilerin ve askerlerin travma geçirdiğini kaydetti. Dönemin Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’un Cezayir’in bağımsızlığını kazandıktan sona bu ülke ile ekonomik ilişkilerini korumak istediğini ifade eden Stora, bunun nedeninin Sahra bölgesindeki petrol ve nükleer deneyim olduğunu vurguladı. Stora, Cezayir’in bağımsızlığını kazanmasının ardından Fransa’da anma günü etkinlikleri yapılabilmesi için tarih belirlenemediğini ifade etti. Cezayir Savaşı sırasında İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı görevlerinde bulunan François Miterrand’ın, birçok Cezayirlinin infazında önemli rol oynadığını aktaran Stora, Cumhurbaşkanı Emmnauel Macron’un Şubat 2017’de cumhurbaşkanı adayı olduğu dönemde Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında sömürgeyi “insanlığa karşı suç” olarak tanımladığını hatırlattı.

Daha Barışçıl Bir Hafızaya İlerlemek

Fransız tarihçi, 2018’de Macron’un Cezayir’de Fransız sömürgeciliğine karşı başlatılan mücadeleye destek veren, işgal karşıtı Maurice Audin’in, 1957’de Fransız ordusu tarafından tutuklanıp öldürülmesi olayında sorumluluğunu kabul ettiğini anımsattı. Stora, Fransa’da sağın bir kısmı ve aşırı sağın ülkenin geçmişiyle yüzleşmek istemediğinin altını çizdi.  Avrupalıların bir kısmının sömürgeye karşı olduğunu ve Müslümanların yanında yer aldığını ifade eden Stora, Fransa’nın, Cezayir’den özür dileyebileceğini ancak iki halk arasında uzlaşı sağlamak için başka yöntemlerin bulunduğunu kaydetti.

Stora, her iki ülkeden tarihçilerin, diplomatların, iş adamlarının ve sanatçılarının yer aldığı bir komisyon oluşturulmasını önerdiğini belirtti. Cezayir’in, Fransa’daki arşivlerin iade edilmesi istediğini hatırlatan Stora, her iki ülke tarafından ortak bir arşivin oluşturulması gerektiğini kaydetti. Stora, 1970 öncesine ait belgelerin üzerinde bulunan “devlet sırrı” ibaresinin de kaldırılması gerektiğini belirtti.  “Sömürgecilik Fransız tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır, ayrı tutulamaz.” ifadesini kullanan Stora, Fransa’nın geçmişi ile yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.  Stora, “Savaş sırasında işlenen zulümlerin ve yüz binlerce Cezayirlinin ölümünün kabul edilmesi, daha barışçıl bir hafızaya doğru ilerlemenin temel koşuludur.” değerlendirmesinde bulundu.

Cezayir’de Fransız Sömürgesi

İnsan hakları örgütleri ve tarihçiler, Fransa’nın 1830-1962 yıllarındaki sömürge döneminde Cezayirlilere yönelik katliamlar gerçekleştirildiğini ve yüz binlerce kişinin tehcir edildiğini belirtiyor. Cezayir İnsan Hakları Savunma Birliği, Fransız sömürgesi döneminde yaklaşık 10 milyon kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Son olarak, Fransa’nın başkenti Paris’teki İnsan Müzesi’nde 170 yıldır tutulan, Cezayir’deki Fransız işgaline karşı 1830-1962 arası gösterilen direnişin liderlerinden 24’ünün naaşlarının kalıntıları 4 Temmuz’da ülkelerine iade edilmişti. (AA)

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar