'Fransa Seçimleri'

Fransa’da Aşırı Sağ, Önüne Çekilen Duvarı Aşamadı

Fransa'da aşırı sağa karşı ittifakla gidilen seçimin ikinci turunda, Yeni Halk Cephesi (NFP) ittifakı tahminlerin ötesine geçerek sandıktan birinci çıktı. NFP'nin başbakan adayı olarak Jean-Luc Mélenchon ismi öne çıkıyor. Seçim sonrasında buna talip olduğunu açıklayan Mélenchon ise Filistin devletini tanımaya yönelik vaadini tutacağını söyledi.

"Aşırı sağa geçit yok! Paris'ten Gazze'ye intifa!" dövizi tutan kefiyeli eylemci. Fotoğraf: Abdelg Alsayed - AA.

Fransa’da erken genel seçimin dün yapılan ikinci turunda Yeni Halk Cephesi (NFP) ittifakı, sandıktan birinci çıkarak Ulusal Mecliste 178 sandalye elde etti. Ulusal Birlik’in -NFP ile Macron’a destek veren partilerin birbirlerinin milletvekili adaylarını destekleme kararına rağmen- birinci çıkacağını öngören anketleri yanıltan NFP’nin bu hafta başbakan adayını belirlemesi ve partiler arası görüşmelerin başlaması bekleniyor.

“Taktik Oy” Planı Beklenenden Fazlasını Getirdi

İkinci turdaki katılım oranı resmî verilerle henüz tespit edilmedi. Ancak sandık çıkışı yapılan anketlerde bu oranın yüzde 67 civarında olacağı ve Fransa’da en son yasama seçimlerinin yapıldığı 2022 yılını önemli ölçüde geçeceği tahmin ediliyor. 2022’deki seçimde kayıtlı seçmenlerin sadece yaklaşık yüzde 46’sı ikinci tur için oyunu kullanmıştı. Dünkü katılım 1997’den bu yana görülen en yüksek oran oldu.

İki turlu oylama arasında oy tercihlerinin nasıl değiştiğini ve NFP’nin nasıl birinci çıktığını saptamak için henüz erken olsa da, bir cumhuriyetçi cephe kurarak aşırı sağın kazanmasını engelleme planının tuttuğu ve beklentilerin de ötesine geçtiği görülüyor. Fransa’nın sol partileri ve Macron’un merkezci koalisyonu, aşırı sağın bir sandalye kazanma şansının olduğu bölgelerdeki üç yönlü yarışlardan 200’den fazla adayı geri çekti ve seçmenlerini aşırı sağ adaya karşı seçilme şansı en yüksek olan adayı desteklemeye çağırdı. Aşırı sağa karşı olan birçok seçmen, ilk tercihleri olmasa bile, geriye kalan adaya oylarını verdi.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN), aşırı sağa uygulanan siyasi boykot anlamına gelen cordon sanitaire’i (sıhhi kordon) aşmayı bu sefer de başaramadı. Ulusal Birlik, rakiplerinin “taktik oy” stratejisinden yakındı: RN’ye göre bu taktik adilane değil ve seçmenlerinin sesini kısmak anlamına geliyor. Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Jordan Bardella destekçilerine yaptığı konuşmada “Milyonlarca Fransızı kendi fikirlerinin iktidara geldiğini görme imkânından mahrum bırakmak Fransa için asla geçerli bir yol olmayacak.” diyerek Macron ve sol partileri tehlikeli anlaşmalar yapmakla itham etti. Partinin siyasi lideri ve son cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen ise gazetecilere verdiği demeçte “Dalga yükseliyor. Bu sefer yeterince yükselmedi ama hâlâ yükseliyor. Ve sonuç olarak, zaferimiz gerçekte sadece ertelenmiş durumda.” sözleriyle bir durum değerlendirmesi yaptı.

AP Seçimlerinin Ardından Fransa’nın Olaylı Geçen Bir Ayı

Fransa’da son üç seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı. Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Ulusal Meclisi feshederek ilk ve ikinci turu 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılacak erken seçime gitme kararı almıştı.

Macron, bu kararını “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuştu. Ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatları’nın hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.

Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” adlı ittifak altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi’nde ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve Yeşiller (EELV) yer alıyor.

Kim Başbakan Olacak?

Yeşiller, sosyalistler, Macron’a destek veren partiler ve Cumhuriyetçiler Partisinin (LR) dahil olduğu ama RN ve LFI’nin yer almadığı bir “merkez” koalisyonu kurulması yönünde çağrılar da mevcut. Liberal Horizons adlı partinin başkanı olan eski Başbakan Edouard Philippe dün yaptığı açıklamada ancak böyle bir ittifakın “ülkeye hak ettiği istikrarı” sağlayacağını savundu ve “Herhangi bir [net] çoğunluğun ve bir hükûmetin olmaması Fransa’yı aşılamaz tehlikelere maruz bırakacaktır. Ülkemizin güvenilirliği etkilenebilir ve kredi notu düşebilir.” sözlerini sarf etti.

Fransa’da meclisteki partilerin bir hükûmet kuramaması hâlinde konuşulan senaryolardan biri de bir “teknokrat hükûmet” kurulması. Giorgia Meloni öncesindeki İtalyan hükûmetlerinde sık başvurulan bu modele dair senaryolar da tartışılmaya başlandı. Macron’un, Ulusal Mecliste çoğunluk sağlanamaması hâlinde, partilere siyaset dışındaki bürokratların kabinede yer alacağı bir hükûmet kurmayı teklif edebileceği ifade ediliyor. İtalya’ya kıyasla Fransa’da daha geniş yetkilere ve siyasi role sahip bir cumhurbaşkanlığı makamının olması, teknokratlar kabinesinin partilerce cazip görülmesi ihtimalini azaltan bir faktör.

LFI lideri Mélenchon, uzun süredir hem siyasi muhaliflerinden hem de kendi kampından ciddi eleştiriler alıyor ve pek çok kişi onun varlığının istikrarlı bir ittifak kurulması ihtimalini ortadan kaldırdığından endişe ediyor. Fakat Mélenchon, seçimin ardından yeni hükûmete kendisinin liderlik etmesi gerektiğini söyledi. Yaptığı konuşmada LFI lideri, “Cumhurbaşkanı, Yeni Halk Cephesi’ni yönetime çağırma yetkisine sahiptir. Herhangi bir [koalisyon] müzakeresine girmeyi reddediyoruz.” dedi.

“Mélenchon Göz Ardı Edilemeyecek Bir Aday”

Kamu yayıncısı Franceinfo’ya konuk olan Yeni Halk Cephesi ortaklarından Sosyalist Parti (PS) lideri Olivier Faure, ittifakın gelecek hafta başbakanlık için aday gösterecek durumda olması gerektiğini belirtti. Faure, vatandaşlara “ülkeyi yönetemeyecekmiş izlenimi vermemeleri gerektiğini” vurgulayarak, başbakan adayının, ittifakın ortaklarının fikir birliğiyle veya oylamasıyla belirleneceğini kaydetti.

İttifakın ana ortaklarından Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi Milletvekili Mathilde Panot ise RTL radyosuna yaptığı açıklamada, sol ittifakın bu hafta bir başbakan adayı ve hükûmet teklifi sunacağını açıkladı. Panot, solun başbakan adayı olarak LFI lideri Jean-Luc Mélenchon’un “kesinlikle göz ardı edilmediğini” belirterek, “Jean-Luc Mélenchon, sola kazanmayı öğreten, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 22 alarak milyonlara yeniden ümit veren, sadece sol ittifakın değil, NFP’nin de var olabilmesini sağlayan kişidir.” dedi.

Fransa Başbakanı Gabriel Attal, dün Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” ittifakının ikinci sırada bitirdiği seçimin sonuçları açıklandıktan sonra istifasını sunacağını duyurmuştu. Ülkede siyasi gelenek gereği Cumhurbaşkanı, parlamentoda çoğunluğu elde eden siyasi partiden bir başbakan atıyor. Ancak ilgili mevzuat, Macron’a bu geleneğe uymama ve istediği kişiyi atama imkânı veriyor.

Mélenchon Zafer Konuşmasında Filistin Sözünü Hatırlattı

Yeni Halk Cephesi’nin en büyük partisi Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) lideri Mélenchon, seçim galibiyetinin ardından yaptığı konuşmada, hükûmet kurmaya hazır oldukları sinyalini vererek, “Yeni Halk Cephesi’nden bir başbakanımız olacak.” dedi. Hükûmet olarak ulusal ve uluslararası anlamda “çok sayıda şeye kararname ile” karar verebileceklerini belirten Mélenchon, kampanya sürecindeki “Filistin devletini tanıma” sözünü bir kez daha dile getirdi. Göreve geldikten sonra yapacakları işler arasında yer alan bu adımı “en hızlı şekilde” atıp Filistin devletini tanıyacaklarını söyledi.

Seçimin kazananı solcu ittifak Yeni Halk Cephesi’nin en büyük partisi ve Filistin’den yana net bir tutuma sahip LFI’nin, yeni hükûmetin kurucu güçlerinden biri olup olmayacağı ise solcu partilerin bölünmeden merkez partilerle kuracağı koalisyona bağlı görünüyor. Filistin devletini tanımak, seçimin galibi solcu ittifakın başlıca seçim vaatleri arasında yer alıyor.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana ülkede yapılan Filistin’e destek gösterilerinde başı çeken LFI, 6-9 Haziran’da yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde olduğu gibi erken genel seçimlerde de Filistin meselesini seçim kampanyasında önemli bir yere koydu. Fransa’da Filistin’e destek veren bazı LFI milletvekilleri, “terör propagandası” yaptıkları gerekçesiyle ifadeye çağrılmıştı. LFI, AP seçimleri için Filistin asıllı Rima Hassan’ı yedinci sıradan aday göstermiş, LFI kendisine yöneltilen tüm eleştirilere rağmen AP’nin ilk Filistinli üyesinin seçilmesini sağlamıştı. (AA/P)

bgucin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi#0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler