İsveç’te 18 Yaş Krizi: Göçmen Gençler Neden Sınır Dışı Ediliyor?
İsveç’te 2025 yılında en az 92 genç, 18 yaşına girdikten sonra sınır dışı edildi. Çoğu yıllardır ülkede yaşıyor, eğitim görüyor ve çalışıyordu. Onlarca göçmen genç aynı riskle karşı karşıya. 2022’den bu yana sertleşen göç politikaları sığınma sistemini köklü biçimde değiştirirken, ortaya çıkan sonuçlar giderek daha fazla eleştiri topluyor.
İsveç devletinin göç politikası 2022’den bu yana belirgin biçimde sertleşiyor. Bu dönüşümün en tartışmalı sonuçlarından biri ise 18 yaşına giren göçmen kökenli gençlerin sınır dışı edilmesi. İsveççe’de “gençlerin sınır dışı edilmesi” anlamına gelen Tonårsutvisningar olarak adlandırılan bu uygulama, oturma izni yenilenmeyen gençlerin ülkeden çıkarılmasını ifade ediyor.
Bu durum özellikle uzun süredir İsveç’te yaşayan ve eğitimine burada devam eden gençler açısından ciddi sonuçlar doğuruyor. Pek çok genç, ailesi ülkede kalmaya devam ederken sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalıyor; bazıları ise neredeyse hiç bağının kalmadığı ülkelere gönderiliyor.
Artan eleştirilerin ardından, Mart 2026’da hükûmeti destekleyen partiler bu uygulamayı durdurmaya yönelik bir adım attı. 2022 tarihli Tidö Anlaşması kapsamında gündeme gelen yeni öneriye göre, genç ile ailesi arasındaki bağ daha fazla dikkate alınacak ve İsveç Göç İdaresi (Migrationsverket) yeni yasa yürürlüğe girene kadar sınır dışı kararlarını geçici olarak bekletebilecek. Peki bu gençler neden sınır dışı ediliyor?
Oturum İzinlerindeki İnsani Gerekçeler Kısıtlanıyor
İsveç’te son yıllarda, aileleri ülkede kalmaya devam ederken kendileri oturma izni alamayan gençlerin sınır dışı edilme vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Uzmanlara göre bu artış, göç politikalarında eş zamanlı olarak yapılan bir dizi yapısal değişikliğin doğrudan sonucu. Göç politikasında yapılan değişikliklerde şunlar öne çıkıyor:
Kalıcı oturma izninden geçici oturma iznine geçiş: Yeni sistemde çocuklar doğrudan süresiz (kalıcı) oturma izni alamıyor ve 18 yaşına kadar ebeveynlerine bağlı statüde kalıyor. Ancak bu yaşın ardından bireysel koşulları sağlamaları gerekiyor. Bu şartlar karşılanamadığında, aynı aile içinde bazı çocuklar ülkede kalabilirken diğerleri sınır dışı edilebiliyor.
“Özellikle hassas durumlar” kriterinin kaldırılması: Aralık 2023’e kadar, ülkede güçlü sosyal bağlar kurmuş kişiler “özellikle hassas durumlar” gerekçesiyle oturma izni alabiliyordu. Bu düzenleme, geçici izin sisteminin yarattığı sert sonuçları dengeleyen bir mekanizma işlevi görüyordu. Ancak yeni düzenlemeyle bu kriter “son derece hassas durumlar” şeklinde daraltıldı. Bu da zaten sınırlı olan istisnai izinlerin neredeyse tamamen ortadan kalkmasına yol açtı.
Çalışma izni için maaş şartının yükseltilmesi: İsveç’te çalışma izni alabilmek için gerekli asgari maaş seviyesi 2023’te yükseltildi ve 2026 itibarıyla daha da artırıldı. Bu durum, özellikle eğitim hayatından yeni çıkan gençlerin çalışma izni almasını ciddi ölçüde zorlaştırıyor.
Göç İdaresi tarafından yapılan uygulama değişikliği: Daha önce çalışan ebeveynlerin çocukları, 21 yaşını geçseler bile oturma izinlerini uzatabiliyordu. Ancak bu uygulamanın yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle kaldırılmasıyla birlikte, bu grupta sınır dışı kararlarında artış yaşandı.
Sayılar ve Hikâyeler: 2025’te Kaç Kişi Sınır Dışı Edildi?
Aftonbladet gazetesi tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, 2025 yılında en az 92 genç İsveç’ten sınır dışı edildi. Araştırmaya göre bu gençlerin önemli bir bölümü uzun süredir ülkede yaşıyordu. En az 63’ü beş yıldan fazla süredir İsveç’te bulunuyordu. Yaklaşık 60’ı eğitimine devam ediyordu; çoğu lisede okurken, bazıları yetişkin eğitimi programlarına ya da üniversiteye başlamıştı. Birçoğu aynı zamanda yarı zamanlı işlerde çalışıyordu.
Haberde yer verilen örneklerden birinde, İsveç’te yedi yıldır yaşayan 20 yaşındaki bir gencin, gerekli maaş şartını karşılamasına rağmen iş ilanının kurallara uygun yayımlanmadığı gerekçesiyle sınır dışı edildiği aktarılıyor.
Bir başka vakada ise sekiz yıldır ülkede yaşayan, eğitimine devam eden ve vergi ödeyen 21 yaşındaki bir genç kadının Irak’a gönderilme kararıyla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Ailesinin büyük bölümü İsveç’te kalıcı oturma iznine veya vatandaşlığa sahip olmasına rağmen başvurusu reddedilen genç, tüm çabalarına rağmen “yeterli görülmediğini” ifade ediyor.
Geçici durdurma kararına rağmen, daha önce sonuçlanmış bu vakalar yeni düzenlemeden etkilenmiyor. Aynı şekilde, hakkında daha önce sınır dışı kararı verilmiş birçok genç de bu geçici uygulamadan yararlanamıyor.
Çocuk Hakları, İş Gücü Temelli Eleştiriler ve Siyasette Çelişki Tartışması
Hükûmetin politikaları, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri tarafından yoğun şekilde eleştiriliyor. Eleştirilerin odağında, topluma uyum sağlamış ve eğitimine devam eden gençlerin sistem dışına itilmesi yer alıyor.
Çocuk hakları açısından endişelenen UNICEF İsveç Genel Sekreteri ise “Göç politikası çocuğun üstün yararını temel almadığında bunun gerçek sonuçları olur: aileler parçalanır, gençlerin gelecek hayalleri yıkılır ve çocukların hakları ihlal edilir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (Barnkonventionen) bir tavsiye değil, bir yasadır.” sözleriyle bu politikaların doğurabileceği sonuçları vurguluyor.
Öte yandan İsveç Belediyeler ve Bölgeler Birliği, mevcut politikaların ülkenin iş gücü açısından risk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Özellikle sağlık ve bakım sektöründe çalışanların büyük bölümünün göçmen kökenli olduğu hatırlatılarak, yüksek maaş eşiği gibi kriterlerin sistem üzerinde baskı yarattığı ifade ediliyor.
Araştırmacı sendikası Sulf ise, yaptığı açıklamada, siyasetten gelen mesajların çelişkili ve tutarsız olduğunu işaret ediyor: Bir yandan uluslararası yeteneklerin ülkeye çekilmek istendiği, diğer yandan uygulanan göç politikalarının bu kişileri caydırdığı belirtiliyor.
İsveç’teki “Paradigma Değişimi” Nereye Varacağı Netleşmedi
İsveç’in göç politikası, 2022’den bu yana daha sıkı kuralların uygulandığı köklü bir değişim sürecinden geçiyor. Ekim 2022’de kurulan hükûmet, Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar ve Liberallerden oluşuyor ve dışarıdan aşırı sağ parti İsveç Demokratları tarafından destekleniyor.
Bu çerçevede yapılan Tidöavtalet (Tidö Anlaşması), 2022-2026 döneminde izlenecek göç ve entegrasyon politikalarının ana hatlarını belirliyor. Anlaşmanın temel hedefi, İsveç’in sığınma ve göç politikasında daha sınırlı ve kural odaklı bir modele geçmesi.
Bu “paradigma değişimi” yalnızca sınır dışı uygulamalarıyla sınırlı değil. Hükûmet, vatandaşlık başvurularında ilk kez dil ve toplum bilgisi sınavı getirmeyi planlarken, kalıcı oturma iznine sahip kişilerin statüsünün belirli koşullarda geri alınabilmesini de gündeme geçtiğimiz 2025 yılında gündeme geldi.
Ayrıca “gönüllü geri dönüş” politikası kapsamında, ülkeden ayrılmayı kabul eden kişilere verilen maddi desteğin ciddi ölçüde artırılması tartışılıyor. Buna karşılık çok sayıda belediye bu uygulamalara mesafeli yaklaşırken, yerel yönetimler ile merkezî hükûmet arasında açık bir görüş ayrılığı oluşmuş durumda.
Mart 2026 itibarıyla hükûmetin, gençlerin sınır dışı edilmesine ilişkin yeni bir yasa hazırlığında olduğu da basına yansıyan haberler arasında. Göç Bakanı Johan Forssell, düzenlemenin gençlere lise eğitimini tamamlama imkânı tanıyabileceğini ve bazı durumlarda oturma izni alma ihtimalini artırabileceğini ifade ediyor. Ancak yeni düzenlemenin ne zaman yürürlüğe gireceği henüz netlik kazanmış değil.
İsveç’te göç politikaları etrafında yoğunlaşan bu tartışmalar, ülkenin siyasi gündeminde de giderek daha merkezi bir yer tutuyor. Eylül 2026’da yapılacak genel seçimler öncesinde, özellikle göç ve entegrasyon politikalarının kampanya sürecinin en belirleyici başlıklarından biri olması bekleniyor. (P)