GÜNDEM Entegrasyon, Din Özgürlüğünden Daha Mı Önemli?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) karma yüzme derslerine katılımın “entegrasyon” açısından zorunlu olduğuna hükmetti. Karar, siyaseti hukukun önüne koymasıyla eleştiriliyor.

Harun Caput 6 Şubat 2017

“Müslüman kız öğrenciler karma yüzme dersine katılmak zorunda.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 10 Ocak 2017 tarihli kararında (Az.: 29086/12) buna hükmetti. Davacı taraf İsviçre’nin Basel şehrinden, 7 ve 9 yaşlarındaki kızlarını karma yüzme dersine göndermedikleri için para cezasına çarptırılan iki aileydi. Basel’deki hukuki düzenlemeye göre karma yüzme dersinden muafiyet ancak öğrenci akıl baliğ olduktan sonra söz konusu olduğu için ilgili kantonun eğitim departmanı ailelere para cezası kesti.

İsviçre-Türkiye çifte vatandaşlığına sahip olan aileler de kantonun bu kararını federal mahkemeye taşıdılar. Mahkeme 2012 yılında ailelerin şikâyetini reddetti ve böylece 2008 yılındaki öncü kararını tasdik etmiş oldu. 2008 yılında mahkeme, Müslüman çocukları genel olarak karma yüzme dersinden muaf tutma hakkının tanınmasının, bu kesime yönelik entegrasyon çabalarına aykırı olacağına karar vermişti. Bu mülahazada mahkeme, okuldaki yükümlülükleri dinî yükümlülüklere saygının önüne koymuştu.
Bu kararın ardından davacılar meseleyi AİHM’ye taşıdılar. AİHM ise Müslüman çocukların karma yüzme dersine katılmak zorunda kalmalarını din özgürlüğüne bir müdahale olarak tanımladı. Fakat bu müdahaleyi “meşru” bir amaç taşıdığı ve orantılı olduğu gerekçesiyle haklı buldu. Mahkemeye göre bu tarz meşru bir amaç bilhassa yabancı çocukların sosyal entegrasyonunda okulun rolüyle uyumluydu. Zira mahkemeye göre söz konusu olan yüzme öğrenmek değil, diğer öğrencilerle birlikte bir aktiviteye katılmaktı. Ayrıca bu müdahale “orantılı” idi, çünkü kurumlar Müslüman ailelere yüzme dersi esnasında kızlarının tüm vücudunu kapatan ve “burkini” denilen bir kıyafet giyme ve erkek öğrencilerden ayrı bir yerde üst değiştirme gibi imkânlar sunmuştu. Öğrencilerin yüzme dersinden muaf tutulma talebini, henüz ergenliğe girmedikleri gerekçesiyle reddeden İsviçre hukuku ve mahkemelerinin kararından farklı olarak AİHM için öğrencilerin yaşı kararda herhangi bir rol oynamadı.
Benzer davalar Almanya’da da gerçekleşmişti. 2013 yılında Federal İdare Mahkemesi Frankfurt’ta bir kız öğrencinin şikâyetini reddetmişti (Az.: 6 C 25/12). Aynı mahkeme devletin eğitim ve yetiştirme görevinin öğrencilerin din özgürlüğünden ve ailelerin yetiştirme sorumluluklarından daha ağır bastığına hükmetmişti. Ayrıca mahkeme Müslüman öğrencilerin burkini giyebileceğine işaret etmişti.

“Entegrasyon Din Özgürlüğünden Önemli”

AİHM’nin kararını onaylamak mümkün değil. Bir arada yaşamı kolaylaştırmak adına uygulanabilir çözümler aramak yerine mahkeme “entegrasyon” argümanıyla kendini devletin yanında konumlandırmış ve aile ile çocukların temel haklarını göz ardı etmiş oldu. Karara göre “entegrasyon” kelimesi altında –ama aynı zamanda “çoğulcu” bir topluma vurguyla- çocuklar “entegrasyon”a zorlanabilir. Peki ya entegrasyon baskıyla gerçekleşebilir mi? Ve toplumun birer parçası olabilmeleri için çocukları kendi temel haklarından vazgeçmeye zorlayan bir toplum ne derece “çoğulcu” olabilir?
Karardaki bir diğer sorun AİHM’nin “burkini” giyilmesini olası bir çözüm imkânı olarak göstermesidir. Sadece bu şekilde bir “çözüm”ün sunulmasıyla bile devlet bireylerin din özgürlüğüne müdahale etmektedir. Zira devlet “burkini”nin giyilmesinin bir insanın din anlayışıyla uyuşup uyuşmadığına karar verme hakkına ya da yetkisine sahip değildir. Burkini bazı Müslümanlar tarafından “İslam’la uyumlu” görülmesine rağmen bu meselenin kendi dinî anlayışıyla bağdaşıp bağdaşmadığına her Müslüman birey kendisi karar vermelidir.
Öte yandan bu kararı memnuniyetle karşılayanların çoğunun “burkini” ya da vücudun tamamını kapatan örtünme şekillerini yasaklamak istemeleri de oldukça ilginç bir durum oluşturmaktadır. Acaba AİHM plajlardaki “burkini” yasağını nasıl değerlendirir? Bu konuya dair gerçek çözüm yüzme derslerinin cinsiyete göre ayrı sunulması olacaktır. Bu durum organizasyonel açıdan mümkün olmadığında Müslüman öğrenciler karma yüzme dersinden muaf tutulmalıdır.[1]

[1] Coumont, Islamische Glaubensvorschriften und öffentliche Schule, ZAR 2009, 9 (14).

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar