Almanya Almanya | Başbakan Merkel Solingen Faciasının 25. Yılında Özür Diledi

Almanya Başbakanı Angela Merkel, 25. yıl önceki Solingen faciasından ötürü ülke olarak utanç duyduklarını söyledi. Merkel, aşırı sağcılara karşı mücadelede yetkili makamların bazı hata ve ihmallerinin olmasından dolayı özür diledi.

admin 29 Mayıs 2018

Almanya’nın Solingen kentinde 25 yıl önce ırkçıların evlerini kundaklaması sonucu hayatını kaybeden Genç ailesinin 5 ferdi için Düsseldorf’taki Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanlık binasında bir anma töreni gerçekleştirildi.Törene Almanya Başbakanı Angela Merkel, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Eyalet Başbakanı Armin Laschet ve çok sayıda davetli katıldı. Merkel burada yaptığı konuşmada, 25 yıl önce Solingen’de yaşanan facianın kendilerini derinden sarstığını, yangında yaralanan insanların manevi acılarının bugüne kadar sürdüğünü ifade etti. Almanya Başbakanı, olayda 2 çocuğunu, 2 torununu ve 1 yeğenini kaybeden Mevlüde Genç’in böyle büyük bir acıyı yaşadıktan sonra nefret söylemleri yerine Türklerle Almanlar arsında birlikte barışçı yaşam için çaba harcamasını takdirle karşıladığını vurguladı.

”Yaşanan Facia Ülkemiz İçin Utanç Vesilesidir

Genç’e çoğu kez bu acı olaydan sonra hala nasıl Almanya’da yaşayabildiğinin sorulduğunu anlatan Merkel, “Bu sorulara verdiğiniz cevaplarınız sizi örnek biri yapıyor. İnsanlık açısından bir örnek. Nefret duyguları beslemediniz. Tam aksine, barışma ve anlayış için çaba harcadınız. İnsani olmayan bir olaya insani büyüklükle karşılık verdiniz. Bunun için size hayranlık duyuyoruz ve bunun için size müteşekkiriz.” diye konuştu. Merkel kundaklamanın toplumda meydana getirdiği derin sarsıntıya işaret ederek, ”Yaşanan facia ülkemiz için utanç vesilesidir.” ifadesini kullandı. Genç ailesinin evine yönelik saldırının tüm ülkeyi sarstığını ve insanları kendine getirdiğini belirten Merkel, bunun Almanya’daki tek yabancı düşmanı olay olmadığını ve ülkede 1990’lı yılların başından bu yana bir dizi yabancı düşmanı saldırı ve cinayetlerin yaşandığını hatırlattı. Mölln kentindeki bir evin yakılarak 3 Türk’ün hayatını kaybetmesi ve sığınmacı yurtlarının ateşe verilmesi olaylarını hatırlatan Merkel, “Liste ürkütücü derecede uzun.” diye ekledi.

2011 yılında da “Nasyonal Sosyalist Yeraltı” (NSU) adlı aşırı sağcı terör örgütünün Türklere yönelik cinayetler dizisinin ortaya çıktığına işaret eden Merkel, “Bugün bu insanları da anıyor ve yakınlarının acılarını paylaşıyoruz. Biz onları ve ülkemizde kendilerine yapılanları unutmayacağız. Unutamayız ve unutmamalıyız. Çünkü aşırı sağ hala geçmişte kalmış değildir. Günümüzde bile sığınmacı ya da mülteci oldukları için insanlara karşı düşmanlık yapılıyor ve bu insanlar saldırıya uğruyor. Bizde ne kadar süre yaşamış olurlarsa olsunlar, bu tür olaylar utanç verici. Bunlar ülkemiz için utanç verici.” şeklinde konuştu.

Irkçılığın, yabancı ve Yahudi düşmanlığının, sadece Almanya’da değil dünyanın hiçbir yerinde olmaması gerektiğini Merkel, aşırı sağın yayılmakta olduğuna da işaret etti. Aşırı sağcılara karşı mücadelede yetkili makamların bazı hata ve ihmallerinin olmasının kendisine acı verdiğini dile getiren Merkel, “Bunun için Federal Hükümet olarak ancak özür dileyebilirim.” dedi. Aşırı sağa karşı yapılan gösterileri takdir eden Merkel, “Hiçbir şey insanların bir araya gelmesi kadar hızlı bir şekilde ön yargıları ortadan kaldıramaz.” açıklamasında bulundu.

Çavuşoğlu: “Bu Faciadan Gerekli Dersi Çıkarmalıyız”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Genç ailesinin yaşadığı trajediye ve Almanya‘da ırkçı saldırılara maruz kalan diğer Türk vatandaşlarının sorunlarına dikkati çekerek, “Almanya‘yı kendilerine ikinci vatan bilmiş bu insanların tek beklentisi bu toplumun birer eşit ferdi, eşit birer parçası olmaktır.” şeklinde konuştu. Entegrasyon konusunda Türkiye ve Almanya olarak birlikte çalışılması gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, “Bize düşen görev, bu faciadan gerekli dersi çıkarmak, ırkçılık belasına karşı tek vücut olarak durabilmektir. Bu gibi saldırıların bir daha tekrarlanmaması için yabancı düşmanlığına karşı etkili tedbirler almaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, bu kapsamda toplumun tüm unsurlarının kendi renk ve farklılıklarıyla bir arada barış ve huzur içinde yaşamasını sürekli kılmak gerektiğini vurguladı.

“Mevlüde Anne Tüm Topluma Örnek Teşkil Etti”

Yaşanan hadisenin acısının 25 yıldır hala Genç ailesi fertleri, Almanya‘daki 3,5 milyon Türk toplumu ve Almanlar için devam ettiğini ifade eden Çavuşoğlu, “O gün sergilediği soğukkanlı ve metanetli duruşla başta Mevlüde anne olmak üzere Genç ailesi tüm Alman toplumuna ve bize bir örnek teşkil etmiştir.” dedi.

Çavuşoğlu, Almanya‘da en fazla göçmen kökenlinin yaşadığı eyalet olan Kuzey Ren Vestfalya’nın Başbakanı Laschet’in bu sorumluluğunun bilinci içinde anma törenini düzenleyerek kendisini davet etmesini çok önemli ve anlamlı bulduğunu belirterek, kendisine teşekkürlerini iletti.

Şansölye Merkel’e de teşekkür eden ve onun ırkçılıkla kurumsal mücadelesini çok doğru bir adım olarak gördüklerini vurgulayan Çavuşoğlu, “Türkiye olarak da kendisine her türlü desteği vermeye hazırız.” diye ekledi.

“NSU Dava Sürecini Yakından Takip Ediyoruz”

Bakan Çavuşoğlu, 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütüne dair dava sürecini de yakından takip ettiklerini belirterek, “Bu dava sonucunda Şansölye Merkel’in verdiği söz doğrultusunda saldırıların tüm bağlantı ve arka planının ortaya çıkacağı ve toplum vicdanını tatmin edecek bir karar alınacağını ümit ediyoruz. Bu konuda hepimizin ortak beklentisi var.” dedi.

Farklı din ve kültürlerin, çağdaş demokratik kurallar ve değerler çerçevesinde barış içinde yaşamasının herkesin ideali olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “Bu süreç iki yönlüdür. Hem yabancıların içinde bulundukları ülkenin kültür ve değerlerine uyum için çaba sarf etmesi hem de toplumun yeni ve farklı olana açık ve kabullenici bir tutum sergilemesi elzemdir.” diye konuştu.

Mevlüde Genç: “İki Devletin Parçasıyım”

Törende bir konuşma yapan Mevlüde Genç ise bugün acısının paylaşılmasının kendisini gururlandırdığını söyledi. Genç, acısını paylaşan herkese teşekkür ederek, ”5 evladını ateşler içinde kaybeden ve onların haykırışlarını hala hisseden, duyan bir anneyim. İki devletin parçasıyım. Türkiye’de doğdum, Almanya’da doydum.” dedi. Acılı anne Genç yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen diğer çocuklarının kalbine nefret sokmadığını ve sokmayacağını vurgulayarak, “Onlar bizim evlatlarımız bizim onlara bir şey bırakmamız lazım. Devlet ve millet olarak küçüklerimizin yanında olmalıyız. Geriye değil ileriye bakalım. Çirkin olaylara, nefrete dur denilsin.” ifadesini kullandı.

Acı çekmenin zor olduğunu dile getiren Mevlüde Genç, “25 yıldır acıyı ben çekiyorum. Bunu Allah biliyor. Geceleri ağladım gündüzleri çocuklarımın yüzüne güldüm ki onların kalbine nefret girmesin. Yaşamak güzel ama ben yaşayamadım. Şu aydınlık dünyada karanlığı yaşıyorum. Acılar ağır geldikçe daha da ağırlaşıyor. O zaman 49 yaşındaydım. Zaman geçince hafifler diyordum ama gittikçe ağırlaşıyor. Ne yapalım kader. Bu çileyi çekeceğim.” dedi. Genç, evini kundaklayan dört kişi hariç kimseye nefreti olmadığını söyleyerek, “Vasiyetim kimsenin burnu kanamasın. Dost olarak ileriyi görerek yaşayalım.” şeklinde konuştu. Eyalet Başbakanı Armin Laschet de bu acının ve ismin unutulmaması gerektiğini kaydederek, eyalet hükümeti olarak 10 bin avro tutarında Mevlüde Genç Ödülü düzenleyeceklerini açıkladı.

Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’te aşırı sağcılar tarafından Genç ailesinin evi kundaklanmış, yangında Gürsün İnce, Hatice, Hülya ve Saime Genç ile Gülistan Öztürk hayatını kaybetmişti. (AA)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar