2013 Avusturya Seçimleri Avusturya’da Genel Seçimlerin Ardından Müslümanlar “Dış” İşlerinde

Avusturya’da 29 Eylül 2013’teki seçimlerin ardından koalisyon hükümeti kuruldu. Yayınlanan hükümet programı, bir dizi iyi niyet göstergesi ortaya koysa da, sorunlara yönelik somut önlemlerin eksikliği dikkat çekiyor. Koalisyonla gelen en şaşırtıcı yenilik ise İçişleri Bakanlığı bünyesinde yürütülen uyum çalışmalarının Dışişleri Bakanlığına bağlanması.

Yakup Geçgel 1 Ocak 2014

Avusturya’da yapılan Genel Seçimlerden sonra iki buçuk ay süren koalisyon görüşmeleri tamamlandı. Avusturya, sunulan hükümet programıyla yeni hükümetine kavuşmuş oldu. 29 Eylül’de yapılan seçimlere Avusturya tarihinde ilk defa göçmen seçmenlerin ciddi manada katılımları siyasi arenada büyük ilgi görmüştü. Türkiye kökenli adaylar arasında bulunan Resul Ekrem Gönültaş’ın tercihli oylarda altıncı sırada yer alması, Müslüman seçmenlerin, Avuturya siyasetinde etkin aktörler olarak yer almaya başladığının da bir göstergesiydi. Müslüman seçmenlerin, siyasette yön verilen değil, yön veren bir konuma yükseldiği seçimlerin ardından toplam 183 milletvekilinin seçildiği meclise, Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’nden (SPÖ) Nurten Yılmaz, Avusturya Halk Partisi’nden (ÖVP) Asdin Al Habbasi, Yeşiller Partisi’nden Alev Koru ve Aygül Berivan Aslan gibi göçmen kökenli vekiller girmiş durumda. Bu isimlerin, Avusturya toplumunun bir gerçeği olan göçmenleri yeterli şekilde temsil etmeleri ve mevcut sorunlara dair çözüm önerilerine öncülük etmeleri bekleniyor.

GÖÇMENLER ARTIK DIŞİŞLERİNE BAĞLI

Başbakan Werner Faymann (SPÖ) ve Başbakan Yardımcısı, aynı zamanda Ekonomi Bakanı Michael Spindelegger’in açıkladıkları 124 sayfalık hükümet programında göçmenlere yönelik yapılacak uyum çalışmalarının Dışişleri Bakanlığına bağlanması, hükümetin göçmenlere gayri ciddi yaklaşımını gösterdi.

Bir önceki hükümetin ikinci döneminde, İçişleri Bakanlığına bağlı göçmenlerden Sorumlu Devlet Müsteşarlığının oluşturulması sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekmişti. Göçmenler konusunun devletin iç güvenliğinden sorumlu bir bakanlığa bağlı olması, göçmenlerin tehlike olarak algılandığına ve onları kontrol altında tutma isteğine işaret olarak görülerek sıkça eleştirilmişti. Yeni hükümet bu haklı serzenişi dikkate almamış olmalı ki, Uyumdan Sorumlu Devlet Müsteşarlığını tümüyle kaldırarak bu bünyede yapılan çalışmaları Dışişlerine verdi. Avusturya toplumunun tabi parçaları olan göçmenlere “dış mesele” algısıyla yaklaşılması, hükümetin göçmenlere yaklaşımında samimi olmadığını ortaya koyuyor.

Yeni hükümetin ülkede yaşayan 500 bine yakın Müslüman’la ilişkilerini istenilen seviyede geliştiremiyor oluşu da diğer bir sorun. Bunun yanında hükümetin, Müslümanların resmî temsilcisi ve muhatabı olan Avusturya İslam Toplumu’nun (IGGiÖ) yanı sıra İslam Diyalog Forumu çalışmalarını devam ettirmek istemesi de yanlışları beraberinde getirecektir.

1912’de yapılmış olan İslam Kanunu’nun yenilenmesi ve 21. yüzyılda yaşayan Müslümanların beklentilerini karşılayacak kanun çalışmalarının yapılması yine Dışişleri bünyesi tarafından yürütüleceğinden ciddi sorunlar doğuracaktır. İmamların kapasite geliştirme çalışmalarının da Dışişleri Bakanlığına bağlı olması ciddi bir tezat oluşturmaktadır.

Açıklanan 124 sayfalık hükümet programında tepki toplayan bir diğer değişiklik, Bilim Bakanlığının Ekonomi Bakanlığına bağlanması oldu. Bilim ve araştırmaya yön verecek genç, dinamik ve alanında uzman gençleri yetiştirmekten sorumlu bakanlığın kaldırılması da uzun vadede sıkıntıları bereberinde getireceğe benziyor.

Görevine bu tarz tepki dolu uygulamalarla başlayan koalisyon hükümetinden yeni yasama döneminde, bilhassa göçmenler ve Müslümanlarla alakalı konularda taraf gözetmeksizin ve toplumu ötekileştirmeden, toplumsal dayanışmayı pekiştirecek uygulamalara imza atması bekleniyor. Meclisteki göçmen kökenli milletvekillerinin ise yine Müslümanlarla alakalı konulara parti siyaseti çerçevesinde değil, insani yaklaşmaları ve toplumun temel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmaları isteniyor. Bu anlamda toplumsal konularda uzlaşı elde etmek amacıyla çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının da çalışmalara dahil edilmesi ve siyasette STK’ların hassasiyetlerinin dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.

Fotoğraf: Michael Spindelegger ve Werner Faymann / ©SPÖ

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar