Dosya: "Müslüman Mahkumlar" “Her Ne Sebeple Hapishaneye Girerse Girsin, Karşımızdaki Bizim Kardeşimiz”

Danimarka'da Müslüman mahkûmların manevi ihtiyaçlarının karşılanması için ilk defa 2002 yılında bir hapishane imamı istihdam edildi. O tarihten beri sadece birkaç imam hapishanelerde hizmet veriyor. Yakup Yalçın, mevcut eksikliğin farkına varıp gönüllü olarak mahkûmlarla ilgilenen az sayıda insandan biri. Danimarka’nın Jyderup şehrindeki kapalı hapishanede Müslüman gençlere 8 yıldır manevi rehberlik hizmeti veren Yalçın’la konuştuk.

admin 1 Şubat 2014

Danimarka hapishanelerinde manevi destek hizmetleriyle alakalı oturmuş bir sistem bulunmuyor. Bu nedenle gönüllülere duyulan ihtiyaç kendisini daha fazla gösteriyor. Yalçın, mevcut durumu şu şekilde değerlendiriyor: “Din adamı konusunda Müslüman mahkûmların çok istekli olduğu söylenemez. Belki de böyle bir hakları olduğunun bilincinde değiller. Talep olmayınca hapishane yönetimleri de bir çaba içerisinde olmuyor. Talep hâlinde gönüllü bile olsa görev alabilecek çok kişinin olduğunu biliyorum.”

Yalçın’a manevi rehberlik yapması teklif edilmeden önce mahkûmlar cuma namazları için minibüslerle camiye götürülüyormuş. Göreve başlamasını şöyle anlatıyor: “Hapishane yönetimi mahkûmları her hafta dışarıya çıkarmanın onları kötü alışkanlıklarından uzak tutmak için elverişsiz bir ortam oluşturduğunu düşünmüş. Bunun üzerine yönetim bana bu hizmeti üstlenip üstlenemeyeceğimi sordu.” Mahkûmlara namazlarda imamlık yapmak, ama bunun da ötesinde onlara manevi rehberlik etmek Yalçın’ı oldukça heyecanlandırmış. Bu sebeple, “Görevi kabul ettiğimde aklımda başka hiçbir düşünce yoktu. Tek amacım, oradaki insanlardan hiç olmazsa birini Allah’ın izniyle düzgün bir yola sevk edebilmekti.” diyor.

“Kayınbabamı Öldüreceğim” Diyen Mahkumla Konuşmak

Nitekim Yalçın, zihnindeki bu güzel amaca ulaşıyor da. Sadece Türkiye’den gelenlere değil, Güney Afrika, Pakistan ya da Afganistanlı mahkûmlara da Danca hizmet veren Yalçın, onlara en kritik zamanlarında nasıl yardımcı olduğunu bir örnekle anlatıyor: “Bir mahkûm tahliye olacaktı. Cuma günü vedalaşmak için geldiğinde, ‘Ben pazartesi çıkıyorum, ama belki salı günü buraya tekrar gelirim. Çünkü beni buraya düşüren kayınbabam. Onun gideceği yer belli, benim gideceğim yer belli.’ dedi. Kafasındaki bu plan beni endişelendirdi, kendisine namazdan sonra özel olarak görüşmek istediğimi söyledim. Yanıma geldiğinde sordum: “Senin problemin kiminle? Eşinle. O hâlde onunla güzelce konuşup yeni bir düzen kurmak istediğini söyleyeceksin. Eğer eşin bunu kabul ederse, birlikte yeni bir hayata başlarsınız. Kabul etmezse, seninle yürümek istemeyen birinin babasını öldürmekle sen zaten bir şey elde edemezsin.” Uzun uzun konuştuk. Aradan zaman geçtikten sonra bu mahkûmun başarılı bir şekilde topluma uyum sağladığını, ailesiyle mutlu olduğunu öğrendim.”

Yalçın, mahkûmlarla güncel konular hakkında da konuşuyor, dinî sohbetler de yapıyor. Ona göre çalışmasının en önemli kısmı, genç mahkûmların geleceklerini planlama ve eğitimli örnek Müslüman olmaları konusunda onlara yol göstermesi. Yüzlerce mahkûmla dertleşme imkânı bulan Yalçın, Müslüman mahkûmlara ön yargıyla yaklaşıldığını ve onlara potansiyel terörist gözüyle bakılmasının çok can sıkıcı olduğunu belirtiyor.

Hapishanelerde Helal Yemek Sıkıntısı

Yalçın’ın belirttiğine göre Danimarka’da Müslüman mahkûmlara helal yemek verilmiyor. Bunu çözmek için mahkûmlar aralarında topladıkları paralarla kendi alışverişlerini kendileri yapıyor ve yemeklerini ortaklaşa pişiriyorlar. Oruç, namaz gibi ibadetlerini yerine getirmede sıkıntı yaşamayan mahkûmlara tespih, takke, Kur’ân-ı Kerîm, hadis kitapları gibi ihtiyaçları Yalçın tedarik ediyor.

Jyderup Hapishanesi’ndeki mahkûmların birçoğu eğitimini tamamlayamamış; bir kısmını ise çalışmadan zengin olma arzusu suça itmiş. Mahkûmların ekseriyetinin genelde parçalanmış ailelerde büyüdüğünü söyleyen Yalçın tecrübelerini şöyle paylaşıyor: “Ailede şiddet içerisinde büyümüş, zaptedilemeyen insanları ya da çocuklarından haberi olmayan ailelerin pişmanlıklarını gördüm. Ailesini reddeden, tehdit edenlerle sohbetlerim oldu.”

Yalçın, İslami anlamda eğitim almış insanların Danimarka hapishanelerinde gönüllü olarak görev alabileceğini belirtiyor. “Her ne sebeple hapishaneye girerse girsin, karşımızdaki bizim kardeşimiz. Onun maneviyatını kaybetmemesi en büyük arzumuz. Öte yandan gardiyanlar ve diğer personellere Müslüman mahkûmların yalnız olmadığını hissettirmek de çok önemli. Beni en çok mutlu eden, mahkûmların aile hayatlarının düzelmesine katkı sağlayabilmek ve onlara yardımcı olmak.”

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar