Kırım Tatarları Rusya ile Ukrayna’nın Güç Savaşı Arasında Kırım Tatarları

Rus askerlerinin Kırım’ı işgalinden sonra dünyanın odağı Kırım’a kaydı. Kırım Tatarları Rusya ile Ukrayna'nın güç savaşının tam ortasında yer alıyor.

Dr. Yuliya Biletska 1 Nisan 2014

2013’ün sonundan beri bütün dünyanın gözü önce Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşme isteğiyle başlayıp daha sonra hükümetin istifasına odaklanan ve Kiev başta olmak üzere birkaç şehirde yaşanan protesto gösterilerinden dolayı Ukrayna’nın üzerindeydi. Ancak Rus askerlerinin Kırım’ı işgalinden sonra dünyanın odağı Kırım’a kaydı.

Rusya’nın Kırım’ı işgalinde kullandığı ana argüman Kırım’ın yaklaşık yüzde 60 oranında Rus nüfusa sahip olması ve geleneksel olarak Rusya yanlısı olan halkını koruma isteğiydi. Ancak bu bölgede yaklaşık yüzde 12 oranında Türkçe konuşan, Müslüman ve çoğunlukla Rusya’nın işgaline karşı olan Kırım Tatar nüfusu da bulunmaktadır. Kırım Tatarlarının toplumsal hafızasında Rusya, Kırım’ı işgal edip Kırım Hanlığı adındaki devletlerini, kültürlerini ve dillerini yok eden bir devlettir. Ayrıca şu anki Rusya, Tatarların tarihindeki en trajik olaylardan biri olan 1944 sürgününden ve sonrasındaki vatana dönme yasağından sorumlu olan Sovyet Rejimi ile paralellik göstermektedir.

Dünyanın dört bir yanındaki birçok uzman, Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin nedenlerini tartışmaktadır. Ancak ortak yorum, Rusya’nın Rusça konuşan nüfusu savunma açıklamasının, jeopolitik amaçları için bir bahane olduğudur. Esas nedenlerin jeopolitik, stratejik ve ekonomik olduğu düşünülmektedir. Uzmanlar Rusya’nın Abhazya, Güney Osetya ve Transdinyester’de daha önce uyguladığı politikalar göz önüne alındığında Kırım’da yaşananların bunlar ile benzerlik taşıdığına dikkat çekmektedir. Bahsedilen bu bölgelere haritada bakarsak bunların Rusya için “savunma kemeri” olarak adlandırılan bir hat oluşturduğunu görebiliriz. Ayrıca Ukrayna ile yapılan deniz üssü kiralama anlaşmasıyla Kırım’da konuşlanmış Rus Karadeniz Filosu bulunmaktadır. Ancak Kırım Rusya’nın eline geçtikten sonra bütün Kırım potansiyel olarak ücretsiz deniz üssü olacaktır. Buna ek olarak yapılması planlanan Rusya-Avrupa gaz boru hattının Kırım üzerinden geçmesinin maliyeti azaltacağı belirtilmektedir. Kırım’ın kıta sahanlığında bulunan gaz yatakları da ek nedenlerden sayılabilir.

Uzmanlara göre işgalin ana nedeni jeostratejik hedefler olarak gözükse de bir başka nedeni de Putin’in kişiliğinden kaynaklı sert yanıt verme eğilimidir. Bu sert yanıtın arka planında da Ukrayna’daki AB yanlısı Meydan gösterilerinin, bu gösterilerdeki özgürlük isteği ve diktatöryal yönetime karşı çıkma akımının Rusya’ya sıçrama endişesi yatmaktadır.

Her durumda ne Ukrayna ne de dünyadaki aktörler 16 Mart 2014’te Kırım’ın statüsü ile ilgili gerçekleştirilen referandumu Ukrayna ve Kırım anayasalarına uygun olmadığı için geçerli görmemekte ve çıkan sonucu kabul etmemektedir. Referandum öncesinde de sonucun aslında çok da önemli olmadığı belliydi. Zira Rus askerlerinin Kırım’a yayılması, Kırım’ı ana karaya bağlayan berzahta silahlı grupların Kırım’a giriş-çıkışları denetlemesi, Ukrayna TV kanallarının Kırım’daki anten yayınlarının kesilmesi ve yerlerine Rus kanallarının yayınlanması, Kırım’ın referandum kararından sonra Ukrayna’nın merkez seçmen bilgileri sistemine erişimi kapatması, referandum tarihinin kısa süre içinde üç kez değiştirilmesi ve karar tarihinden 10 gün sonraya alınması, referanduma uluslararası gözlemci ve gazetecilerin kabul edilmemesi gösterilebilir. Bu koşullar altında sağlıklı bir referandum yapılamayacağı önceden de bilinmekteydi.

Dünya kamuoyunun referandumu tanımaması durumunda Kırım, tartışmalı topraklar kulübüne katılacaktır. Yarımadanın temel ihtiyaçlarının (elektrik, su, gaz vb.) büyük oranda Ukrayna tarafından karşılandığını ve kıta ile tek kara bağlantısının Ukrayna ile olmasını göz önüne alırsak Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılmasının dünyadan izole olması ve ciddi ekonomik sıkıntılar yaşaması anlamına geleceğini söyleyebiliriz. Kırım yönetimi bu ihtiyaçların Rusya tarafından sağlanacağını açıklasa da bu kısa zaman içinde yapılacak bir şey olmayacaktır. Ayrıca ekonomik ve bürokratik düzenin Rusya’ya uyum sağlamasını gerçekleştirmenin zaman ve para açısından maliyeti oldukça yüksek olacaktır. Bu uyum süreci tamamlanana kadar Rusya’nın sistemine uygun yetişmiş insan ihtiyacı olacak ve aynı zamanda da bu sisteme uyum sağlayamayan insanlardan oluşan işsiz bir kitle oluşacaktır. Bu süreç Kırım’ın gelişim sürecine en azından bir yıllık kayıp olarak geçecektir. Kırım’ın ana gelir kaynağı olan turizm de büyük darbe alacaktır. Gelen turistlerin çok büyük bir bölümünü oluşturan Ukraynalı turist gelişi duracaktır. Rusya tarafından gelmesi beklenen turistler de hem gerginlik yüzünden gelmek istemeyecek hem de Kış Olimpiyatları sırasında büyük yatırım olan Soçi’nin turistlerin yeni gözdesi olması dolayısıyla Kırım’ı tercih etmeyeceklerdir. Bu yüzden de Kırım’ın ekonomisinin tamamı Rusya’nın bütçeden gönderdiği gelire bağlı olacaktır. Ancak dünyanın geri kalanının Rusya’ya uygulayacağı ekonomik yaptırımlar orta-uzun vadede rublenin değerinin düşmesine, buna bağlı olarak Kırım’a gönderilen kaynakların kısılmasına, kısılmazsa da genel Rusya bütçesinin ve ekonomisinin zarar görmesine neden olacaktır.

11 Mart 2014’te Kırım Parlamentosu, bağımsızlık kararı ve Rusya’ya bağlanma kararının yanı sıra Kırım Tatar halkına haklarının iadesi ve onların Kırım toplumu içine entegrasyonunu konu alan bir kararname çıkarttı. Devlete bağlı olmayan Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov ve eski meclis başkanı, Kırım Tatarlarının manevi lideri ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Mustafa Abdülcemil Cemilev (Kırımoğlu) açıklamalarında kararnamenin büyük bir adım olduğunu, ancak bunun hiçbir şekilde referanduma bakışlarını değiştirmediğini, referandumun yasadışı olduğunu, boykot ettiklerini ve Ukrayna’nın bütünlüğünden yana olduklarını açıklamışlardı.

Rus yönetimi, Kırım Parlamentosunun bu kararıyla Kırım Tatar Meclisinin bağlılığını kazanmaya çalışmaktaydı. Ama paradoks şu ki, bu kararı alan Kırım Parlamentosu vekilleri daha önce Kırım Tatar Meclisinin yasa dışı olduğunu söylemişlerdir. Hatta Kırım Tatarlarının haklarının verilmesini isteyen Ukrayna Parlamentosunun önündeki en büyük engel de Kırım yönetiminde söz sahibi olan Rusya yanlısı elit grup ve onları destekleyen kitle olmuştur. Çünkü Tatarlara verilecek özel statü, Kırım Parlamentosunda Tatarlara ayrılmış belli bir yüzdede koltuk demektir ki bu da yönetimde söz sahibi olan elit grubun aleyhine güç dengelerini değiştirecektir. Bu grubu destekleyen kitlenin bu duruma karşı çıkmasının temel nedeni de Rusların toplumsal hafızasında Kırım Tatarlarına karşı sahip olunan ön yargıdır.

Ayrıca Kırım Parlamentosunun aldığı bu kararın referandumun ardından yapılacak anayasada ne kadar gerçeğe dönüşeceğini tahmin etmek zor gözükmektedir. Ancak parlamentodan çıkan bu karar Kırım Tatarlarının Kırım’ın yerli halkı olduğunu belirtmesi ve özel haklara sahip olmaları gerektiğini kabul etmesi açısından önemlidir.

Kırım Tatarlarını Bekleyen Senaryo

16 Mart’ta düzenlenen referandumun ardından Kırım Tatarlarını bekleyen birkaç senaryo vardır.

Eğer Kırım Tatarlarının durumu olduğu gibi devam ederse bu Rusya için zaman ayarlı bomba olacaktır. Çünkü genel olarak Kırım Tatarları Rusya’ya olumsuz bakmakta ve Kırım’ın işgalini yasadışı olarak görmektedir. Bu durumun Rusya’ya karşı organize ve sert bir muhalefet olarak geri döneceği açıktır. Ayrıca Kırım’daki olaylar sırasında öne çıkan Rus milliyetçiliği ve Ortodoks kimliği Kırım Tatarlarının millî ve dinî kimliğinin yükselmesine, hatta bölgede az sayıda bulunan radikal İslamcı grupların daha geniş kitlelerce benimsenmesine neden olabilir. Politik alanda oluşacak gerginlik etnik biçimde halka da yansıyabilir, etnik temelde çatışmalara neden olabilir ve bu Kırım Tatarları azınlıkta olduğu için en çok onlara zarar verebilir.

Rusya’nın Kırım’ı federe birim olarak kabul ettikten sonra Kırım Tatarlarının Rusya açısından herhangi bir soruna neden olmaması için Kırım Tatar Millî Meclisini resmî olarak tanıması, yerli halk statüsü ve bu statüyü sağlayacak garantileri vermesi, Kırım Tatarcasının devlet dili olması ve bu dilde eğitime izin verilmesi, siyasi temsil haklarının garantiye alınması ve Kırım Tatar kültürünün gelişmesi için destek gibi ayrıcalıklar vermesi gerekmektedir. Kırım’daki yeni yönetim ve Rus yanlısı elit grup bu kararları desteklese bile Kırım’daki Rusların çoğuna bunu kabul ettirmek oldukça zor olacaktır, hatta bu etnik temelli çatışmalara bile neden olabilecektir. Çünkü Kırım Tatarlarının genel olarak Meydan gösterilerine destek veren, Rusya’nın politikalarına karşı olan ve Ukrayna’nın bütünlüğünü savunan Kırım’daki tek kitle olması işgali destekleyen Ruslarda daha önceden bulunan Kırım Tatarlarına karşı olan olumsuz ön yargının, özellikle de Sovyet zamanından kalan “hain Tatarlar” ön yargısının su yüzüne çıkması ve daha da güçlenmesine neden olmuştur.

Bir başka olasılık da hem Kırım Parlamentosunun hem de Rusya’nın Kırım Tatarlarına uygulayabileceği Sovyet tarzı ayrımcılık politikası olabilir. Kırım Tatarlarının kendilerini belirsizlik ve tehdit altında hissedebilecekleri bir ortam oluşabilir. Uygulanacak dışlayıcı politikalar ile Kırım Tatarlarını yıldırıp vatanları terk etmeye zorlamak amaçlanabilir.

Şu anda var olan Kırım Tatarlarını toplumdaki siyasal ve ekonomik hayattan dışlama daha da ilerleyip yaşamlarını tehdit etme, hatta pogrom seviyesine ulaşabilir ki şu ana kadar evlerin işaretlenmesi ve Kırım Tatarlarına ait bir otel ve bazı araçların yakılması olayları yaşanmıştır. Ayrıca Kırım Tatarlarını harekete geçirebilecek Kırım Tatar Millî Meclisinin faaliyeti yasaklanabilir ve Rusya’nın uygulayacağı bu politikayı kabul etmeyenlere baskılar uygulanabilir.

Devlet-sistem değişikliği mutlaka bir belirsizlik getirecektir. Bu da kaçınılmaz olarak mafya tarzı oluşumların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu bütün Kırım ekonomisini etkileyecek, ayrıca etnik faktörden dolayı Kırım Tatarlarının üzerinde fazladan bir baskı oluşmasına neden olabilecektir.

İşgalin başlangıcı sırasında Rusya’nın Kırım’da uygulayacağını açıkladığı kamulaştırma politikası nedeniyle Kırım’da kanunsuz şekilde yerleştiği arazilere ev yapan (samozahvat) Kırım Tatarları sorunu çok sert bir şekilde çözülebilir.

Şu aşamada Ukrayna’nın Kırım’ı geri alması için elindeki en önemli koz Kırım Tatarlarıdır. Eğer Ukrayna Meclisi Kırım Tatarlarını Ukrayna’nın yerli halkı olarak kabul ederse hem Ukrayna uluslararası hukuk zemininde avantaj sağlayacak hem de Kırım Tatarlarının statüsü yükselecektir. Bu durumda Kırım’ın bağlı olduğu ülkeyi değiştirmesi Kırım Tatarlarınca kabul edilmezse uluslararası hukuk açısından geçersiz olacaktır. Böylece Ukrayna’nın Kırım’ı geri alma şansı doğacaktır.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar