Almanya Anayasayı Koruma Dairesi’nin IGMG Politikasında Değişim

Hamburg Anayasayı Koruma Dairesi, IGMG’nin takip edilmesi konusunda bir yumuşama olduğunu, gelecek sene de IGMG’nin takip listesinden tamamen çıkarılacağını açıkladı. Bu açıklama manşetlerde, “IGMG anayasaya düşman değil.” şeklinde karşılık buldu. Peki bu gelişme, hem Alman toplumu hem de IGMG cemiyetleri için ne anlama geliyor?

Engin Karahan 1 Haziran 2014

IGMG, kuruluşundan beri Anayasayı Koruma Dairesi’nin gözlemi altında bulunuyordu. 2008 yılındaki Anayasayı Koruma Raporu’nda yer alan ifadeler, bu takibin nedenini şöyle belirtmekteydi: “İslam Toplumu Millî Görüs e.V. (IGMG) Almanya’da en çok üyeye sahip İslamcı kuruluştur. IGMG kendisini entegrasyon yanlısı ve özgürlükçü demokratik temel düzenin esaslarına dayalı bir kuruluş olarak göstermeye çalışmaktadır. Ancak dinî ve kültürel kimliği güçlendirme ve Alman toplumuna asimilasyonu engelleme amacına yönelik faaliyetleri, Almanya’da İslamcı bir çevrenin oluşmasını ve genişlemesini destekler mahiyettedir.”1

“Türkiye’de laik düzeni yıkmak” gibi ithamlardan, “paralel toplumlar” ve “uyumu engelleme” gibi tabirlere kadar uzanan bu gözlem, Hamburg Anayasayı Koruma Dairesi’nin IGMG’yi artık izlemeyeceğini açıklamasıyla farklı bir boyuta taşındı. Nitekim Hamburg Anayasayı Koruma Dairesi’nin açıklaması Aşağı Saksonya İçişleri Bakanlığı tarafından da tasdik edildi: Kurumun bütününün “İslamcı” başlığında listelenemeyeceği 2013 tarihli Anayasayı Koruma Raporu’nda belirtildi. Gelecekte de Aşağı Saksonya’da IGMG’nin eyalet derneklerinin izlenmesi konusu yeniden gözden geçirilecek. Diğer eyaletlerde de IGMG’nin Anayasayı Koruma Daireleri tarafından izlenmesi daha yüksek bir sesle tartışılacak gibi gözüküyor. Burada açıkça şu durum ortaya çıkmaktadır: IGMG’nin izlenmesi ve Anayasayı Koruma Dairelerinin raporlarında isminin geçmesi uzun sürmeyecektir. Uzun yıllardır dillendirilen IGMG’nin anayasal değerlere ve anayasaya düşman olduğu iddiası giderek zayıflayacaktır. Öte yandan Anayasayı Koruma Dairelerinin IGMG’yi izlemelerine imkân tanıyan hukuki çerçevenin de meşru sınırları aşma noktasına geldiği göz önüne alındığında bu gelişmenin aslında gecikmeli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Dikkat çeken bir diğer şey ise Anayasayı Koruma Dairelerinin bahsedilen konu hakkındaki açıklamalarının kamuoyu tarafından nasıl karşılandığıdır. IGMG’nin artık izlenmeyeceğinin açıklanmasına karşı neredeyse hiçbir eleştiri dillendirilmemiş, eğer birkaç karşı çıkış olduysa da bunlar kendilerini açıkça İslam eleştirmeni olarak tanımlayan çevrelerden gelmiştir. Fakat bunun dışında herhangi bir telaş görülmemiş, bilakis IGMG’nin gözlem listesinden çıkarılacağı sakin ve sessiz bir şekilde duyurulmuştur. Bu sakinliğin nedenini, Anayasayı Koruma Dairesi’nin toplumsal tecrübeye eşlik etmesi gerekirken, mevcut toplumsal tecrübenin arkasında ağır aksak ilerlediği gerçeğinde aramak gerekmektedir. Uzun zamandır IGMG hakkında hazırlanan raporlar, ele alınış biçimi açısından birçok sivil toplum aktörü tarafından sorgulanmıştır. Zira IGMG’nin şimdiye kadar Anayasayı Koruma Raporlarındaki tasvir ediliş şekli, geçmişte sıkışıp kalmış bir masal havasında gerçekleştirilmiştir. IGMG’nin faaliyetleri raporlarda hiç dile getirilmemiştir bile. Bunun yerine IGMG dışındaki, hatta Türkiye’nin iç gündemiyle ilgili gelişmeler ve ifadeler IGMG’ye atfedilmiştir.

Gerçekte IGMG’ye ait olan ve özellikle genç Müslümanları ilgilendiren ifade ve etkinlikler raporlarda yer almamıştır. Hâlbuki cemiyetlerde, bölgelerde ya da Genel Merkez’deki IGMG, bir İslami cemaat olarak Müslümanlara dinî hizmetler ve dinî altyapı çalışmaları sunmaktadır. Raporlarda esamesi bile okunmayan bu IGMG’nin temsilcileri ve idarecileri diğer toplumsal aktörlerle buluşmakta, bu aktörlerle yaptığı iş birliklerinde eleştirel, fakat güven veren ve güven duyulan bir partner olarak hizmetlerine devam etmektedir. Toplumsal aktörlerle buluşmaların gerçekleştiği zamanlarda da IGMG’yi güvenilir bir partner olarak gören herkes, IGMG hakkında bir intiba edinmek için Anayasayı Koruma Dairesi raporlarının güvenilir araçlar olmadığını yüksek sesle dile getirmişlerdir. Bu raporlar IGMG’yi tanımak için kaynak olarak değil, bilakis ortak çalışma ve katılımı keyfî olarak engelleyen araçlar olarak görülmüştür.

IGMG’nin isminin raporlarda geçmeyeceğinin açıklanması bu nedenle şaşırtıcı değil, gecikmiş bir gelişmedir. Bu gelişme IGMG cemiyetlerinin toplumsal katılımını kolaylaştıracaktır. Toplumun tamamı göz önüne alındığında da Müslüman cemaatlerle ortak çalışmalar yapmak isteyen aktörler için, etkin ve meselelere Müslümanların hakları çerçevesinde yaklaşan güvenilir bir partner imkânı doğmuştur. Bu durum elbette Müslümanların topluma katılımını olumlu etkileyen bir gelişme olacaktır.

Bütün bu gelişmelerle IGMG cemiyetlerinin sorumluluğu da artmaktadır. IGMG cemiyetlerinin katılımını engelleyen birçok bariyer yavaş yavaş kaldırılmaktadır. Cemiyetler böylece hem yeni imkânlara, hem de yüksek hedefler noktasındaki iddialarına ulaşma konusunda yeni bir teşviğe erişebileceklerdir. Bu gecikmiş gelişmelerin ardından IGMG cemiyetleri, topluma, değerlerin olumlu etkilediği bir katkı sunma konusundaki iddialarını yerine getirip getirmemeleri noktasında yeni bir sayfa ile karşı karşıya kalacaklardır.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar