Almanya Sığınmacı Politikası Almanya’da Yeni Bir Soru: “Cami İlticası”

Değişen dinî ve sosyal yapı, Avrupa’ya gelen mültecilerin ihtiyaçlarıyla ilgilenmek noktasında daha farklı imkânlar doğurmuştur. Kilisenin mültecilere yönelik angajmanının doğrudan kopyalanması söz konusu olmasa da “kilise ilticası”, eksikliği duyulan çalışmaları gözler önüne sermesi açısından manidar.

Ursula Schoen 1 Aralık 2014

Almanya’da yaklaşık yüz otuz Hristiyan cemiyet son zamanlarda “kilise ilticası” (Alm. “Kirchenasyl”) uygulaması çerçevesinde mülteci kabul ediyor. Kilise ilticası, resmî ikametleri olmayan ve tüm hukuki imkânların tükenmesi sonrasında sınır dışı edilmeyle karşı karşıya kalan mültecilerin belirli bir süre için kabul edilmelerini öngörüyor. Bu mültecilerin çoğu, sınır dışı edilmeleri durumunda hayati tehlike içindeler.

Kilise ilticası kapsamında sığınma hakkı veren aslında kilise değil; zira sadece devlet, mültecilere sığınma hakkı verebilir. Kilise sadece, yüzyıllar öncesine ait geleneğine dayanarak, acil yardıma ihtiyacı olan insanlar için koruma mekânları oluşturuyor. Hukuki açıdan çıkmaz içerisinde bulunan mülteciler de kilise cemiyetlerinden yardım talebinde bulunuyorlar. Bir yanıyla kilise ilticası, Hristiyanlık’taki “öteki sevgisi”nin bir tezahürü olarak görülüyor.

Bugünkü mülteciler, daha ziyade Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde umut arayan insanlar. Bu insanlar daha çok Afganistan, Somali veya Irak gibi memleketlerini henüz reşit olmadan bırakıp gelen gençlerden oluşuyor. Mensubu olduğu dinden bağımsız olarak, içinde bulunduğu hukuki durumu aciliyet arz eden her kimsenin kiliseye ilticası ise kabul ediliyor.

Bununla birlikte kiliseye sığınma başvurusu normal bir durum değil. Öncesinde avukatlar ve hukuk danışmanları, ilgili kişinin kiliseye sığınmasından başka çözüm yolları olup olmadığını araştırırlar. Kilise ilticası en son çaredir ve kilise cemiyetleri tarafından verilen bir “hak” değildir. İlticanın mantığı, hayati tehlikeye veya başka beklenmedik zorluklara maruz kalan insanları korumaktır, iltica sürecinde de bu güvenlik ihtiyacı soruşturulur. Soruşturmanın sonunda ilgili daireler, federal birim ve mahkemeler, mülteci başvurusunda bulunanlar için herhangi bir tehlikenin olmadığı görüşüne varıp başvuruyu reddedebilirler. Mültecinin dil ve anlaşma problemleri, süreç hataları veya mültecinin sınır dışı edileceği ülkedeki durum ile ilgili yanlış tahminler başvurunun reddedilmesine neden olabilir. Başvurularda hukukçular ile kilise cemiyetleri farklı bakış açılarına sahiptirler. Bu aşamada kilise cemiyetleri devreye girer ve insanların içinde bulundukları acil duruma odaklanırlar.

Kilise ilticası, hukuka aykırı bir uygulama değil, aksine hukuk devletinin uygulanmasına yardımcı olma denemesidir. Hukuki açıdan kilise ilticası, Anayasa’nın 140. maddesi uyarınca kilisenin kendi içinde bağımsız hareket edebilme hakkı ve yine Anayasa’nın 4. maddesi uyarınca inanç ve düşünce özgürlüğüne dayanmaktadır. Almanya’da ilk kilise ilticası vakası 1983 yılında Heilig-Kreuz Cemiyeti’nde gerçekleşmiştir. Üç büyük Filistinli aile, Lübnan’daki iç savaş bölgesine sınır dışı edilmelerinin engellenmesi için kabul edilmiştir. Bu kabul öncesinde kilise cemiyetleri için kilit olay, Cemal Altun’un ölümü olmuştur. Altun 1983 yılında Türkiye’ye sınır dışı edilmekle yüz yüze kalınca mahkeme binasının camından ölüme atlamıştı. İnsanların sınır dışı edilme korkusundan intihara kalkışması, kilise cemiyetlerini sarsmış ve Almanya’da ilk kilise ilticası verilmiştir.

Kilise ilticası, açıktan ve gizli şekilde gerçekleşebilir. Her ikisinde ortak olan, ilgili dairelere her an ulaşılabilecek bir adres bilgisi verilmesidir. Farklı olan ise gizli kilise ilticasının, kamuoyuna duyurulmadan yapılmasıdır. Hem açık hem de gizli kilise ilticaları vakalarında ilgili daireler bilgilendirilir. İlticanın gerçekleşmesi hususunda karar verme yetkisine sahip olan, kilise cemiyetinin yönetim kuruludur. Her şeyin yolunda gitmesi için cemiyetin içerisinde günlük irtibatları sağlayan ve pratik ihtiyaçları üstlenen destekçi bir çevreye ihtiyaç vardır. Haftalarca bir yerde sabit kalmak mülteciler için hiç kolay değildir; çoğu zaman korku ve çaresizlik ortaya çıkar. Yardım etmek isteyenler de mültecilerin içinde bulundukları bu varoluş sıkıntısından etkilenebilirler.

Kilise cemiyeti, tıbbi müdahale veya başka hayati önemi haiz yardım ihtiyacı konusunda sorumluluk sahibidir. Bunun yanında mültecilerin ikamet etmeleri nedeniyle mekânların bloke edilmesine rağmen cemiyet çalışmaları geri kalan mekânlarda devam eder. Bu süreç paraya ihtiyaç duyduğu için, cemiyet çalışmalarını hızlandırmalı ve bağışlarla meşgul olmalıdır. Aynı zamanda cemiyetler yeniliklerle karşı karşıya kalırlar; örneğin o zamana kadar cemiyetle hiç ilgisi olmayan insanların yardımlarına tanık olurlar. Süreç, cemiyet içerisinde daha önce konu edilmemiş meseleleri gün yüzüne çıkarır, bazı aileler 1945 sonrasında kendi kaçış hikâyeleriyle yeniden yüzleşirler. Bütün bu sürecin ardından bir de iltica olumlu sonuçlanır ve gerçek bir mülteci olma şansı yakalanırsa bunun gururu büyük olur.

Bu uygulama kiliselerin mültecilere yönelik çok sayıda girişiminin sadece bir parçasıdır. Kiliseler hukuk ve sosyal danışmanlık alanlarında aktiftirler, insani bir mülteci politikası geliştirilmesi için siyasi bağlantılarını kullanırlar ve mültecilerin desteklenmesinde önemli rol oynarlar. Bu girişimlerinde farklı toplumsal aktörler ve mültecilerin memleketlerinden cami cemiyetleri gibi çok sayıda organizasyon ile birlikte çalışırlar. Netice itibariyle mültecilerin sığınak ve gelecek bulmaları hususunda tüm toplumun sorumluluğu vardır. Burada bir “cami ilticası”, neden sorulacak sorular arasında yer etmesin ki?

Fotoğraf: ©Flickr.com/Takver

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar